KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   20 Kasım 2008, Perşembe
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

Girişimci Kadınların Favorisi Hayvancılık
Büyük sermaye gruplarının sektöre girişi, küçük ve orta ölçekli işletmeleri de cesaretlendirdi. Gelişmeler süt endüstrisini de umutlandırıyor. Standarda uygun hammadde bulmakta sıkıntı çeken sanayicilerin üreticilerle işbirliği, AB ile müzakere masasında Türkiye'nin elini güçlendiyor.

Tekstil, bankacılık, finans başta olmak üzere birçok alanda iş yaşamında seslerini duyuran gözüpek girişimci kadınlar tarım ve hayvancılık sektörünü de keşfetti. Bu kadınlardan birisi de 32 yaşındaki Aysun Sökmen. 2000 yılında hayvancılık sektörüne giren eski tekstil ihracatcısı genç kadın, bugün Türkiye Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin (TÜSEDAD) başkanlık koltuğunda da oturuyor. Aile mesleği tekstilciliği yaparken yolu bir iş gezisi sırasında Almanya’daki hayvan çiftçliklerine düşüyor. Eşlerin işlettikleri çiftçilerle tanışmasını ve nasıl sektöre girmeye karar verdiğini şöyle anlatıyor: “Karı koca bir olup 200 baş hayvanı başarıyla yetiştiren girişimcilerle tanıştım. Hem ekonomik açıdan ciddi bir katkı sağlıyor, hem de sağlıklı süt üreterek ülkelerinin yaşam kalitesini koruyorlardı. Çok etkilendim. Sonra Türkiye'de durumun ne olduğunu araştırdım. Sağlıklı süt üretiminin çok yetersiz olduğunu gördüm. Kısa boylu insanlar oluşumuza içtiğimiz sütlerin neden olduğunu öğrendim. Çünkü içerdiği milyonlarca bakteriyle uğraşırken, sütün besin değerlerini de öldürüyorduk. Çocuğum sağlıksız süt içmesin istedim. Sonuçta kendi işletmemi açmaya karar verdim.”

100 Milyon Dolar Döviz Getirebilir
Genç kadın girişimci Aysun Sökmen sektörde başarının zor olmadığını da gösteriyor. İstanbul Silivri’de 45'i sağmal, toplam 100 baş sığır yetiştiren Sökmen, günde 1.1 ton süt üretiyor. Satış kaygısı yok. Haftada bir yaptırdığı analizlerle bakteri oranının 3-5 bin civarında yani AB ortalamasının bile üstünde olduğu görülüyor. Sütünü Bahçıvan Gıda’ya satıyor. Analiz sonuçlarının ortaya koyduğu bu başarıyı hijyen konusuna gösterdiği özenle açıklayan Sökmen, 900 bin dolarlık yatırımla yaşama geçirdiği çiftliği bir yıl içinde kara geçirmeyi hedefliyor.

Eşi Mehmet Sökmen ise bir müzik adamı. Ancak eşi ile birlikte hayvancılık sektöründe yer almaktan şikayetçi değil. Çiftlik evindeki çalışma odası hayvan yetiştiriciliği üzerine kitaplarla dolu. Bir bölümü de parküsyon aletleriyle... Oğulları Can henüz 4 yaşında. Buzağıların arasında koşuşturmayı kendine iş edinmiş. İstanbul’daki yaşamını bırakıp, eşi ve küçük oğluyla buraya yerleşen Aysun Sökmen kararından pişman değil. 3 yıl sonraki hedefi aylık üretimi 75 tona, hayvan sayısını da 280’e ulaştırmak. Türkiye’yi kalkındıracak sektörün tarım ve hayvancılık olduğunu belirten Sökmen, “Sağlıklı hayvan sayısı artırılırsa, gelecekte gebe düve ihracatçısı konumuna gelebiliriz. Sadece Ortadoğu’nun bu yöndeki talebini karşılasak, yılda 100 milyon dolarlık döviz girdisi sağlarız” diye konuşuyor.

Teşvikler, Girişimleri Hızlandırıyor
Hayvancılığı girişimciler açısından cazip kılan pekçok neden var. En önemlisi hazır bir pazarın varlığı. Süt kalitesinin AB standartların altında kalışı, girişimcileri kaliteli süt açığını kapatmaya yöneltti. Bu yönelimde devlet teşviklerinin de payı oldu. Bugün sütün litresine 3 Ykr teşvik ödeniyor. Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerine üye olanlar için teşvik miktarı 4 Ykr'ye çıkıyor. Bunun dışında hastalıktan ari işletmelere hayvan başına 40 YTL; sağım makinesi olan ve hijyenik koşullarda üretim yapanlara da yılda 11.000 YTL'lik teşvik ödeniyor. Ancak tüm bu desteklere karşın süt sektöründe alınması gereken hala çok yol var.

Bugün yılda 10 milyon ton süt üretilen Türkiye’de yaklaşık 7 milyon ton süt kayıt dışı ve standartların altında üretiliyor. Bu olumsuz tabloyu bir an önce düzenleme zorunluluğu var. Çünkü AB’ye üye her ülke gibi Türkiye’nin de birliğe süt üretim kotası bildirmesi gerekiyor. Kayıt dışı üretime kota verilmesi söz konusu değil. 3 milyon ton kotaysa, işletmelerin yüzde 70’inin kapısına kilit vurulması anlamına geliyor.

Standarda uygun sütü belirleyen faktör, çiğ sütün içerdiği bakteri miktarı. AB’de 100.000’den fazla bakteri içeren çiğ sütün pazara girişi yasak. Oysa Türkiye’de üretilen sütün bakteri miktarı kimi bölgelerde 15 milyona kadar çıkıyor. Elbette başarılı süt üreticileri de var. Bazı modern işletmelerde bakteri oranı 3.000 ila 10.000’e kadar düşüyor.

Sağlıklı Süt Bulamadı, Sektöre Girdi
Lüleburgaz’daki Eray Gıda AŞ hayvan işletmesi de orta ölçekli modern işletmelere bir örnek niteliğinde. Ortaklardan biri Atilla Celep, mimar, diğeri Adnan Yıldız. O’nun da geçmişinde hayvancılıktan eser yok. Bir inşaat mühendisi. İnşaat sektörünün cazibesini yitirmesiyle birlikte yeni yatırım alanlarını araştırmaya başlamış, bu arada sanayicilerin kaliteli süt bulmakta sıkıntı çektiklerini farketmişler: "Biz de süte yöneldik. Pazar hazırdı” diyor Yıldız.

İşletme 2004’de faaliyete geçmiş. Pekçok girişimci gibi onlar 100 baş sığırla başlamışlar işe. Yıldız "Daha azı verimde yetersiz kalır, daha çoğu ise başlangıç için fazla gelir” diyor Yıldız. Bugün 170’i sağmal toplam 357 başlık bir çiftlik sahibi. Günde 4 ton süt elde ediliyor ve birkaç kilometre ötedeki Bahçıvan Gıda’ya satılıyor. Birkaç hafta sonra AB'ye süt ihracına da başlayacaklar. Şimdi sütün kalitesi ve yağ oranına ilişkin denetimler yapılıyor. 2 aylık ortalamalar, üretimin sağlıklı olduğunu kanıtlarsa sütün AB’ye giriş vizesi anlamına gelen 92/46 EEC sertifikası alınacak. Ve Eray Gıda için Avrupa kapısı açılacak.

Sürünün ortalama süt verimi burada da yüksek çünkü hayvanlara özenle bakılıyor. Koca gövdelerinin ihtiyaç duyduğu tüm besinler hep önlerinde. Gerektiğinde vitamin desteği de alıyorlar. Veteriner zaten hep yanı başlarında. Elbette bu konforun hakkını da veriyorlar. Sürünün yıllık ortalama süt veriminin 24-26 litre olan Avrupa ortalamasını aştığını ve 29 litreye ulaştığını söylüyor Celep. Bu arada yeni çiftlikler kuracaklarını anlatıyor.

Kuruluş aşamasında yaşadıkları en önemli sorunun sağlıklı hayvan bulmak olduğuna dikkat çeken iki ortak, Türkiye’nin farklı bölgelerini gezip toplamışlar ilk sürülerini. Onların yürüdüğü çetrefilli yol, sektöre girmeye hazırlananlara ışık tutabilecek fikirleri de beraberinde getirmiş. Sağlıklı damızlık sorununa kurucu üyesi oldukları TÜSEAD aracılığıyla çözüm getireceklerini söyleyen Celep, "Girişimciler atacakları her adımı derneğe danışabilecek; damızlık ihtiyaçlarını karşılayabilecekler. Bu hizmeti bir-iki yıl içinde vermeye başlayacağız” şeklinde konuşuyor.

Süt Endüstrisi İle Üretici Sırt Sırta Veriyor
Girişimcilerin kaliteyi yükseltme çabası, süt endüstrisini de umutlandıran bir gelişme. Yağ ve protein oranı ile endüstriye uygun, bakteri sayısıyla da standarda yakın süt bulmakta sıkıntı çeken sanayiciler, istedikleri nitelikte hammadde bulmakta eskisi kadar güçlük çekmiyor. Erdal Bahçıvan'ın sahibi olduğu Bahçıvan Gıda, üreticilerle kurulan işbirliğinin güzel bir örneği. İhtiyaç duyduğu sütü, Trakya'daki 100 modern çiftlikten sağlıyor. Başlangıçta istediği standartta 10 kadar çiftlik bulabilmiş. "Ama sayı giderek artıyor. Beraber çalıtığımız tüm çiftlikler birbiriyle dayanışma içinde. Bunun yararlarını duyan diğer girişimciler gelip bu kervana katılmak istiyor" diyor. Sektörün sermayenin yanı sıra, bilgi ve doğru partnerlere ihtiyacı olduğunu anlatan Bahçıvan'a göre, ilerlemek için sanayi ile üretimin sırt sırta vermesi şart. Bunun nedenini "Fabrikanızda en yüksek teknolojiyle de donatsanız, hammaddeniz kaliteli değilse, dünya ile rekabet edemezsiniz" sözleriyle açıklıyor. "Çok geç kaldık ama olumlu bir devreye girdik" diyen Bahçıvan, "Tarım sektörü gereken ciddiyeti görmeye, entellektüel birikim kazanmaya yeni başladı. Bu adımlar olgunlaştıkça, dünya ile rekabet şansı elde edebiliriz. AB ile müzakere masasına daha rahat oturabiliriz" görüşünü dile getiriyor.

Yetiştirme Tekniği Verimin Ön Koşulu
AB’ye ilişkin istatistikler verim artışının, yetiştirme tekniğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. 1975-2003 yılları arasında AB ülkelerinde yaklaşık 110 milyon olan sığır sayısı, 89 milyona düştü. Diğer yandan sığır başına süt verimi yüzde 74 oranında artış gösterdi. 2003 yılı rakamlarına göre AB’de inek başına yılda ortalama 6 ton süt alınıyor. 265 kg’lik ortalama karkas ağırlığı da dünya ortalamasından 65 kilo daha fazla. Şimdi Türkiye’de de benzer bir sürecin yaşanması bekleniyor. Aslında son 20 yıla ilişkin verilere göre, bu yönde sınırlı da olsa gelişme kaydedildi. 1984’de 12 milyon 500 bin sığır sayısı 2003’lerde 9.8 milyona düştü. Aynı dönemde süt verimi 3 tondan 4.2 tona yükseldi. Karkas ağırlığı ise yaklaşık 30 kilo artarak 278 kg’a ulaşıyor.

Taksi Plakası Gibi Süt Kotası
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Profesörü Numan Akman, AB’nin süte kota belirlemesinin nedenlerini anlatırken, Avrupa ülkelerinde üretim fazlası olduğunu ve ürettiğini satacak pazar aradığını söylüyor. Kota dağıtım yönteminin önemini vurgulayan Akman, “Kotayı kimlerin kullanacağını hükümet belirleyecek. Süt hayvancılığına yatırım yapan girişimciler gibi, sektörle ilgisiz kesimler de kotadan pay almak isteyecekler. Tıpkı Portekiz ve İspanya’da olduğu gibi, taksi plakası gibi süt kotası pazarı oluşabilir. Türkiye bugün bazı kesimlerin dile getirdiği gibi pahalıya süt içmiyor. Ama kota pazarı başladığında bu söylem gerçeğe dönüşebilir. Türkiye gerekli önlemleri almalı” uyarısında bulunuyor.

2013’den Satır Başları
Akman, sanayinin gelişiminin hayvan işletmelerinin sayısını azaltacağını ancak kırsal kalkınma olmaksızın tarımdan nüfus çekilemeyeceğini söylüyor. 2013 yılına ilişkin öngörülerini şöyle sıralıyor:

- İşletme sayısı dörtte üç oranında azalıp, 1 milyona düşecek.

- İşletmeler büyüyecek, bunların bir kısmı yabancı sermayeli olacak.

- Toplam sığır varlığı 13 milyona yükselecek.

- İşletme başına düşen sığır sayısı 12-15’e çıkacak.

- Ortalama verim artacak. 10 milyon tonluk yıllık süt üretimi 15 milyon tonlara yükselecek.

- Hayvansal ürün tüketimi artacak.

- Ülke sınırları korunamadığı takdirde, hayvan sağlığı sorunu devam edecek.

Kaynak: Referans Gazetesi

 
 
Bu yazı 15070 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

"Yatırıma Hevesli Çok Ama Realize Olan Yatırım Az"
Büyükbaş Hayvan Besiciliğinin Önemi
Hayvancılık, Hızlı Büyüyor
Türkiye’de Hayvansal Ürünler Üretimi
Hayvancılık Sektörü İçin Öneriler
Hayvancılık Sektöründe Ağır Tablo
Hayvancılığa Destek
Türk Hayvancılığı ve Dışa Bağımlılık
 
  Üyelik Girişi
Haberler

Tavukçuluk Sektörü Çözüm Arıyor

24/10/2008

Beyaz Et İhracatçıları AB Kapısını Aralamak İçin Atakta

17/10/2008

Röportaj
Ata-Sancak Çiftliği Süt Vermeye Başlıyor
Caner DİKİCİ

"Sadece Sütçülük Yapmaya Devam Edeceğiz"
Muharrem YILMAZ

Konuk Yazar
Yrd. Doç. Dr. Süleyman ÇALIŞLAR
Etlik Piliçlerin Beslemesi


Ali Ekber YILDIRIM
"2009’da Hayvan Başına 350 YTL Destek Ödenecek"

Başarı Öyküleri
Çekirge Çiftliği Kurdu, Tanesini 6 Sente Satıyor
Antalya’nın Kurşunlu Köyü’ne 350.00...

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik