Bundan 30 yıl önce 44 milyonluk nüfusun 17 milyon büyükbaş, 68 milyon küçükbaş hayvanı vardı. Bugünün 72 milyonunun ise 10 milyon büyükbaş ve 29 milyon küçükbaş hayvanı var. Kırmızı et fiyatlarının bu kadar yükselmesinin temel nedeni bu. Yani artması gerekirken azalan canlı hayvan popülasyonu. Uzmanlara göre çare, yasaklanan meraların yeniden hayat bulması ve et-balık gibi piyasayı terbiye eden bir kurumun yeniden devreye alınmasında.
30 yıldır büyük bir erozyona uğrayan hayvancılık sektörünün bugün bu noktaya gelmesinde pek çok stratejik kararın etkili olduğunu söyleyen Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği Başkanı Adnan Yıldız; “Türkiye, hızla artan ve dinamik bir nüfus yapısına sahip. 1980’de 44,5 milyon olan nüfusumuz, bugün 72,5 milyon düzeyinde. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı ise azalıyor. Dolayısıyla bunun sebep ve sonuçlarını araştırmak lazım. Yalnızca et ithalatı çözüm değil. Köklü çözümler için sebep sonuç ilişkilerine inmek gerekli” diyor.
Hayvancılık sektörü açısından 1980 - 2010 dönemindeki gelişmeleri değerlendiren Yıldız, sektörün bugünkü kriz ortamına gelmesinde yaşanılan gelişmeleri şöyle anlatıyor: “90'lı yıllarda Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu gibi düzenleyici ve müdahale edici kuruluşlar özelleştirildi. Bu kurumların devre dışı kalmasıyla birlikte küçük üretici spekülatörlerin, aracıların eline bırakıldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde meralar terör nedeniyle üreticilere kapatıldı. Bu bölgelerde besicilik yapanlar da köylerden kentlere göç etmeye mecbur kaldı. Yem fiyatları başta olmak üzere her türlü girdi fiyatının sürekli artması da besicileri bu işten uzaklaştırdı. 2007 ve 2008'de yaşanan kuraklığın etkisi ile yem fiyatlarının aşırı yükseldi. Ayrıca süt fiyatlarının düşüklüğü nedeniyle büyük baş damızlık hayvanlarının kesime gönderilmesi de anaç hayvan sayısının azalmasında neden oldu. 300.000 civarında damızlık materyal kesimi de sektöre büyük zarar verdi. Bütün bu gelişmeler bugünkü hayvancılığı bu noktaya getirdi.”
Şartlar Ağırlaştı Hayvancılığın gerilemesinde rol oynayan en önemli faktörlerin başında ise, meraların hızla yok edilmesi gösteriliyor. 1940’da 44 milyon hektar olan çayır mera alanlarının 2000'li yıllarda 12 milyon hektara kadar düştüğü görülüyor. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde, meraların terör nedeniyle kullanılamaz hale gelmesiyle birlikte yaklaşık 3.700 yerleşim alanından 3 milyondan fazla kişinin göç ettiği bilgisi veriliyor.
Bu göç dalgasının 1999’a kadar sürdüğü gözleniyor. Bölgede besicilik şartlarının oldukça ağırlaşmasının, hayvancılıkla uğraşanların sayısını da ciddi oranda azalttığı kaydediliyor. Doğu ve Güneydoğu Sanayici ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu'nun verileri; Doğu Anadolu Bölgesi'nde 1990'lara göre büyükbaş hayvan sayısında yüzde 7, küçükbaş sayısında ise yüzde 35 azalma olduğunu; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ise 1990’lı yıllara göre büyükbaş hayvan sayısının yüzde 10, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 30 azaldığını ortaya koyuyor.
Teşvikler Azaldı 2000-2010 dönemi de hayvancılıkta geriye gidişin sürdüğü yıllar olarak görülüyor. Türkiye’nin 2000’de büyükbaş hayvan varlığı 10,9 milyon iken, bugün de aynı seviyelerde seyrediyor. Aynı dönemde küçükbaş hayvan varlığının ise 35,7 milyondan bugün 29,6 milyona gerilediği gözleniyor.
Sektörün bu noktaya gerilemesinde planlı bir hayvancılık politikasının yürütülmemesinin etkili olduğunu söyleyen Elet Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, şöyle devam ediyor: “Et fiyatlarının yükselmesi ve buna bağlı olarak ithalatın gündeme gelmesinde son 15 yıldır besiciliğin zarar görmesi etkili. Daha önce bakanlık Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yapılan süt sığırcılığına yüzde 30 - 40 oranında teşvikler verirdi. Ahır yapımına damızlık hayvan alımına, sağma ünitelerine falan teşvikler verirdi. Bunlar azaltıldı. Besiciliğe destek verilmezken yem fiyatlarındaki yüzde 100'ü aşan fiyat artışına bağlı olarak üretim de sürdürülemez hale geldi. Bu dönemde pek çok besi işletmesi kapandı. Hayvan varlığında da ciddi bir azalma oldu. Geçen 15 yıl içerisinde binlerce inek esildi. Anaç hayvan nesli azaldı. Bundan sonraki dönemde ithalatın önü kontrolsüz ve sınırsız açılırsa Türkiye’de hayvancılık sektörü on yıl geriye döner.”
Fiyatlar 3 Yıl Durgundu Küçük üreticinin elinde hayvan bulunmadığını ve bu sorun nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçınkaya da, bu nedenle canlı hayvan ithalatının daha yerinde bir karar olacağını savunuyor. Kasapların ürün bulmakta sorun yaşadığına dikkat çeken Yalçınkaya, şöyle devam ediyor: “Küçük besicileri sektöre döndürmek için beslenecek hayvan materyaline ihtiyaç var. Besici danasını kestiği zaman yerine mal koymakta sıkıntı çekeceğini düşünüyor ve bunun tedirginliğini yaşıyor. Hayvan bulma sorunu kalkarsa bu tedirginlikte yok olur. Bu durum fiyatlara yansıyor. Et fiyatlarında 3 yıllık bir durgun gidişten sonra bir yükseliş söz konusu oldu. Ama bugün gelinen noktada fiyat olması gerekenin çok üzerinde. Şu dönemde en mantıklı şey biraz besi materyalinin ithal edilmesi.”
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Ekonomist Dergisi’nden derlenmiştir.
www.ekonomist.com.tr
|