KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   08 Eylül 2008, Pazartesi
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU BİZE ULAŞIN
Ambalaj
Bilgisayar
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektrik - Elektronik
Enerji
Gıda
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Maden
Makine - Metal
Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

Hayvancılık, Hızlı Büyüyor

Türkiye hayvancılık sektöründe atağa geçti. Son 10 yılın en istikrarlı büyüyen sektörlerinden biri olan hayvancılık için verilen destekler, yapılan yatırımlarla birleşince önemli gelişmeler yaşandı. İstikrarlı bir büyüme sürecine girildi. Bu süreç devam ederse, yakın gelecekte Türkiye, sektörde dünyanın sayılı ülkelerinden birisi haline gelebilir. Bu noktada, üreticilerin de dikkat etmesi gereken önemli noktalar bulunuyor.

Konuya öncelikle sektörün dünyadaki konumu ile başlayalım. Hayvancılık, dünya tarımsal gayri safi hâsılasının yüzde 40’nı gerçekleştiriyor, 1,3 milyar kişiye istihdam sağlıyor ve dünya nüfusunun günlük protein tüketiminin ise yüzde 30’undan fazlasını karşılıyor. Geçtiğimiz yıl, dünyada 260 milyon ton et (kırmızı ve beyaz) ve 540 milyon ton süt tüketimi gerçekleşti. Ve dünyada kişi başına yüzde 10’luk gelir artışı, et talebini yüzde 5, süt talebini ise yüzde 7 oranında artırıyor. 

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin 1998’den bu güne, 1.095 hayvancılık işletmesiyle yaptığı incelemeye göre işletmelerin çok büyük bölümü bu dönemde yüzde 200–300 oranında büyüme kaydetti. 10 yıl önce 10–15.000 baş hayvana sahip bu işletmelerin bugün 35–40.000 baş hayvana ulaşması sektördeki büyüme ve istikrarı gösteriyor. Bu bilgileri biraz daha genişletecek olursak: 2002 yılında 1.153.000 olan yem bitkileri ekim alanı, 2006’da 1.900.000 hektara ulaştı. Yem bitkileri üretimi 2002’de 8,7 milyon tonken, 2006’da 12,8 milyon tona yükseldi. 624.000 olan suni tohumlama sayısı ise yüzde 236 artış ile 2.100.000’e çıktı. 68.000 dekar olan mera ıslah çalışmaları 12 kat artış ile 2005’de 900.000 dekara ulaştı. Uygulanan bu politikalar hayvansal üretime de yansıdı. Örneğin 8,4 milyon ton olan süt üretimi yüzde 37 artarak, 11,5 milyon tona yükseldi. Toplam et üretimi ise 1,8 milyon tona yaklaştı. 

Önemli Yatırımlar Gerçekleşti
Sektöre teknoloji olarak da önemli yatırımlar yapıldı. Kooperatif sağım makineleri, süt soğutma tankı yatırımları ile sütte kalite ve verimlilik arttı. Daha önce hayvancılıkla ilgisi olmayan, sektörle ilk kez tanışan girişimciler büyük işletmeler kurdu. Organik üretim de bu dönemde başladı. Islah çalışmaları, yem bitkilerinin üretimi, suni tohumlama vb. birçok konuda olumlu gelişmeler kaydedildi. Küçükbaş hayvancılık konusunda da önemli adımlar atıldı. 

Tüm bu unsurlara bağlı olarak, binlerce hayvanı bir araya getiren et ve süt çiftlikleri, “100 büyükbaş üstü çiftlikler” yaygınlaşıyor. Organize hayvancılıkta her geçen gün yeni yatırımlar yapılıyor. Olumlu gelişmeler, et ve süt üretimini daha endüstriyel ve daha sağlıklı hale getiriyor. Sütte milyonları aşan bakteri sayıları hızla 100.000’li rakamların altına çekiliyor. Et üretiminde hastalıklı hayvan kesimlerine son veriliyor. 

Devlet Destekleri Artıyor
Hayvancılık sektörüne yönelik devlet desteklerinde de önemli bir artış gözleniyor. Toplam destek bütçesi yüzde 30 artırılarak, 510 milyon YTL’den 710 milyon YTL’ye çıkarıldı. Hayvancılık sektöründe üretim-verim artışı olması halinde, çiftçiler, geçen yılın birim fiyatları ile bu desteklerden daha fazla yararlanabilecekler. Ayrıca, AB desteği ile uygulanacak bazı uluslararası projelere ayrılması gereken devlet katkılarına da hayvancılık destekleri içinde yer veriliyor. Süt desteğinde, geçen yıl 160 milyon YTL olan toplam destek bütçesi bu yıl 200 milyon YTL olarak öngörüldü. Sığır tüberkülozu ve sığır brucellozu hastalıkları görülen işletmelere, litre başına 1,5 Ykr daha fazla destek ödemesi imkânı getirildi. 

Kesimhanelerde devlet adına görev yapan "akredite veteriner" hekim çalıştırılmasını teşvik amacıyla, bu veterinerlere verilecek ücretlerde alt ve üst sınır getirildi. Akredite veteriner hekim, devlet adına, kesimin mevzuata uygun yapılıp yapılmadığını, hayvanların sağlıklı olup olmadığını kontrol ediyor. Büyükbaş, küçükbaş, hindi, tavşan, tavuk, devekuşu yanında, bu yıl çıkma tavuk için de hayvan başına kesim desteği ödemesi getirildi. Buna göre, akredite veteriner hekimlere, kesimhanede kesilen büyükbaş hayvan başına 1,25 YTL, küçükbaş hayvan başına 0,3 YTL, devekuşu başına 1 YTL, 1000 adet tavuk için 2 YTL, 500 adet çıkma tavuk için 2 YTL, 1000 adet hindi için 12,5 YTL, tavşan başına 0,15 YTL kesim ücreti ödenecek. Ancak, bu hekimlere verilecek aylık destekleme miktarı, 750 YTL’den az, 3000 YTL’den fazla olmayacak. 

Sektör güçlü bir ivme ile büyürken, uzmanlar, özellikle fiyatlarda AB ile rekabet edebilmemiz için, üreticilerin de bazı temel noktalara dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu eksikleri şöyle sıralıyorlar: “Hayvancılık işletmelerinin birçoğunun şu an küçük ölçekli olması ve sanayi tipi besicilik işletmelerinin yeterince yaygınlaşmamış olması rekabet avantajımızı düşürüyor. Besiciliğin periyodik olarak yapılması, üretimin yıl içinde süreklilik arz etmemesi ve bakım- yem maliyetlerinin yüksek olması da yine sektör için dezavantaj yaratan unsurlar arasında. Bakım ve yem maliyetlerinin yüksek olmasının nedeni, “teknik bilgi yetersizliği” olarak gösterilebilir. İncelediğimiz pek çok işletmede besiciliğin teknik anlamda uygulanmadığını gördük.”

Teknik Besicilik Öğrenilmeli
Teknik besicilik için ise öncelikle besiye alınan hayvanların iyi tanınması gerekiyor. Yani hayvanların ırkı, yaşı, verim düzeyi, ihtiyaç duyduğu besin maddeleri vb. özellikler bilinmeden yapılan besiciliğin başarı şansı çok düşük. Hayvanların ihtiyaçları doğru tespit edildiğinde bunları en ucuza nasıl temin edeceğinizi planlayabilmeniz de mümkün. Bu, “daha ucuz üretim” anlamına geliyor. Aksi takdirde hayvana sindiremeyeceği yemi vererek zarar etmek ya da hastalanmasına neden olmak da olasılıklar arasında. Türkiye’deki besicilikte yapılan temel hata ise çoğunlukla alışılagelmiş “kaba yem” olarak tabir edilen samanın tercih edilmesi… Bunun yanında fabrika yemi, mısır silajı, bulunulan bölgeye göre ayçiçeği küspesi, pamuk tohumu küspesi ve şeker fabrikası ürünleri de kullanılıyor. Ancak bu durum da hayvanların et verimini azaltan bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü bu yemlerin yarıya yakını sindirilmeden dışarı atılıyor. Yani bir kilogram etin maliyeti artıyor. Yapılması gereken, hayvanın yemden yararlanma oranının artırılarak daha az yem ile daha fazla canlı ağırlık artışı sağlamanın yollarını aramak. Ve yem maddelerinin belirlenirken bölge şartlarına göre daha ucuz alternatifleri araştırmak.

Avrupa ve dünyanın hayvancılıkta gelişmiş yani bizden daha ucuz et üreten ülkelerine baktığımızda yıllarca hayvanlara daha ucuza ve daha çok sindirilebilir yem üretmenin yollarının araştırıldığı görülüyor. Yakın bir geçmişte hayvanlara verim artırmak amacı ile yapılan ilaç uygulamalarının, hayvansal kökenli protein kaynaklarının insan sağlığına verdiği zararları ortaya çıkarıldı. Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Parlamentosu hayvanlarda verim artırıcı olarak kullanılabilecek maddelere sıkı bir kısıtlama getirdi ve bu konuda çok ciddi yaptırımlar uyguluyor. Türkiye’de de yeni verim artırma teknikleri yaygınlaşıyor. Örneğin probiyotik maddelerin ve mayaların rasyona eklenmesi ile yemin sindirilebilirliğinin artması sağlandı. Bu sayede hayvanlar yedikleri yemlerin daha fazlasını sindirebiliyor. Bu da daha az yemle daha fazla verim alınmasını sağlıyor. Ayrıca alternatif yem maddelerinin araştırılarak rasyonun daha ucuza mal edilmesi konusunda yapılan çalışmalar sonucu silajlık mısır ekimi arttı. Devlet Planlama Teşkilatı 9. Kalkınma Planı (2007–2013) Hayvancılık Özel İhtisas Komisyonu Raporu’nda da sektörün gelişimi için şu çalışmaların yapılması öngörüyor: 

>>AB ile entegrasyonda karşılaşılacak kota problemlerine ilişkin gerekli tedbirlerin alınması,

>>Bazı salgın hastalıkların eradikasyonunu sağlayacak düzenlemelerin yapılması, örneğin ulusal salgın hastalıklar eradikasyon programı hazırlanması ve uygulanması,

>>Bölgesel düzeyde barınak planlarının oluşturulması ve hizmete sunulması,

>>Yatırımcı ve işletme sahipleri için bürokratik işlemlerin azaltılması,

>>Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi,

>>Fiyat oluşum ve takip mekanizmalarının oluşturulması ve kayıt dışılığının engellenmesi,

>>Genetik ıslaha ağırlık verilmesi,

>>Hayvan kaçakçılığı yoluyla ya da eksik denetim sonucu hayvan ve hayvansal ürün girişlerinin önlenmesi,

>>Hayvan kayıt sisteminin genişletilmesi, hayvancılık bilgi ağının kurulması,

>>Küçük işletmelerin bir araya gelerek ortak hizmet alaya ve ortak yatırıma özendirilmesi,

>>Laboratuar hizmetlerinin geliştirilmesi,

>>Sığırcılık başta olmak üzere, tüm türlerde Türkiye’nin değişik bölgeleri için uygun büyüklükler tespit edilerek, teşviklerin buna ulaşılması yönünde kullandırılması,

>>Ürün kalitesinin belirlenmesine yönelik laboratuarların oluşturulması.

Bilinçli Bir Üretici Nelere Dikkat Etmeli?

>>Alacağı hayvanı önce sağlık ve yaş olarak incelemeli,

>>Yapacağı besiyi buna göre planlamalı,

>>Yeni hayvanları daha önce alınmış olanların yanına hemen almamalı,


>>Hayvanının ihtiyaç duyduğu besin maddelerini uygun oranlarda vermeli.

Süt Toplama Merkezleri Kuruluyor
Tarım sektörünün AB standartlarına uyumu konusundaki proje çalışmalarına bir yenisi daha ekleniyor. Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü (TTKMB) kooperatiflerinde AB standartlarına uygun süt toplama merkezleri kuracak. Bu doğrultuda Kütahya Bölge Birliğine bağlı Simav Tarım Kredi Kooperatifi’nde başlatılan uygulamanın önümüzdeki günlerde diğer kooperatiflere de yaygınlaştırılması bekleniyor. TTKMB yetkilileri, besicilikte kalite ve verimin artırılması amacı ile başlatılan yeniden yapılanma doğrultusunda AB ülkelerindeki gibi süt merkezleri kurmayı amaçladıklarını belirterek, uygulamaya ilk etapta Kütahya’da başlandığını bildirdiler. Kütahya’nın 11 ayrı ilçe merkezinde de eşzamanlı olarak hayata geçirilecek olan süt toplama merkezleri ile toplanacak sütlerin tam donanımlı laboratuarlarda tahlilleri yapılarak, temiz çıkan sütler soğuk hava tankları vasıtasıyla günlük olarak alıcı firmalara ulaştırılacak.

Uzmanlara göre hayvanların ihtiyaçları doğru tespit edildiğinde bunları en ucuza nasıl temin edeceğinizi planlayabilmeniz de mümkün. Bu, “daha ucuz üretim” anlamına geliyor. İşletmelerin çok büyük bölümü son 10 yılda yüzde 200–300 oranında büyüme kaydetti. Bu durum sektördeki büyüme ve istikrarı gösteriyor.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 16.Sayı

 
 
Bu yazı 8770 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

"Yatırıma Hevesli Çok Ama Realize Olan Yatırım Az"
Büyükbaş Hayvan Besiciliğinin Önemi
Türkiye’de Hayvansal Ürünler Üretimi
Hayvancılık Sektörü İçin Öneriler
Hayvancılık Sektöründe Ağır Tablo
Hayvancılığa Destek
Türk Hayvancılığı ve Dışa Bağımlılık
Girişimci Kadınların Favorisi Hayvancılık
 
  Üyelik Girişi
Haberler

Erzincan’a Organik Süt Merkezi Kuruluyor

29/08/2008

Araplar ve İsrailliler Tarım-Hayvancılık Yatırımları İçin Türkiye’deler

08/07/2008

Röportaj
Ata-Sancak Çiftliği Süt Vermeye Başlıyor
Caner DİKİCİ

"Sadece Sütçülük Yapmaya Devam Edeceğiz"
Muharrem YILMAZ

Konuk Yazar
Yrd. Doç. Dr. Süleyman ÇALIŞLAR
Etlik Piliçlerin Beslemesi


Ali Ekber YILDIRIM
"2009’da Hayvan Başına 350 YTL Destek Ödenecek"

Başarı Öyküleri
Çekirge Çiftliği Kurdu, Tanesini 6 Sente Satıyor
Antalya’nın Kurşunlu Köyü’ne 350.00...

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik
Powered by Infinity Teknoloji