Türkiye’nin yıllık mücevher üretimi 1985’lerde 2-3 ton kadardı. Bugünse sadece bir firmanın yıllık üretimi 5-6 tonlarda. Yine bugün resmi rakamlara göre 1.2 milyar Dolar olan takı ve değerli mücevher ihracatımızda 15 yıl önce sadede 20 milyon Dolar’lardaydı…
Mücevher, dünyada el değmeden üretilemeyen neredeyse tek ürün. Dış pazarlarda Türkiye’nin en büyük avantajı ise pratiklik. Sektörün dünya çapında marka olma yolunda attığı adımlarda, şüphesiz tasarımcısından montürcüsüne, mıhlamacısından toptancısına kadar bu işe gerçekten gönül veren insanların payı çok büyük. Her biri kendi başına bir başarı öyküsü. Çok değil 10 yıl öncesine kadar hepsi İtalya’da gördükleri modelleri birebir taklit ediyordu. Zaten müşteri talebi de bu yöndeydi. Kaliteye bakan yoktu. Sektör için çok önemli olan pres makineleri ithal edilmeye başlanınca sektörün de adeta kaderi değişti. Yüksek teknoloji ucuz işgücüyle birleşince, Türkiye’nin yurtdışı siparişleri artmaya başladı. Son yedi yıldır da Türk üreticiler arasında yoğun bir şekilde kendi tasarımlarıyla üretim yapma yarışı başladı. Fasonculuk ya da kopyacılık tam olarak bitti denilemez ama, yüzde yüz taklitçi bir ülke imajından kurtulduğumuz bir gerçek. "Artık mücevher ve takıda Türkiye de var" diye anılmak, sektörün en büyük gurur kaynağı haline gelmiş durumda.
Öte yandan teknolojinin gelişmesiyle sektöre girenlerin sayısı da arttı. Bu da iç pazarda arz fazlası yarattı. Bunu gören firmalar da bu sefer dışarıya açılmaya başladı. Ancak yurtdışı talebi daha çok "model-kalite ve hızlı teslim" şeklinde olunca sektörde yeni iş bölümleri doğmaya başladı. Goldaş CEO’su Sedat Yalınkaya, bu süreci şöyle yorumluyor: "Biz sektöre ilk girdiğimizde, dünyaya Türk kuyumculuğunu anlatmakta çok zorluk çektik Oysa Türk kuyum sektörünün iç pazarda çok büyüyeceğini ve dünyaya açılacağını daha ilk günden görüyorduk. Hatta sektör bizim öngörümüzden daha çabuk gelişti. Bugün İtalya’dan sonra anılıyoruz. Böyle bir sektörün varlığını Türk firmaları olarak hep birlikte anlattık dünyaya. Peki geldiğimiz noktada İtalya’yı geçtik mi? Bilinirlik ve marka olarak değilse bile üretimde geçtik. Bunu araştırmalar da kanıtlıyor. Hatta İtalya’ya bile mal satıyoruz."