|
Türk kuyum ve mücevherat sektörünün ihracat ile ilk tanışması 1982’de Suudi Arabistan’a yapılan 25 kilo altın ile başladı. 1986’ya kadar, Ortadoğu’ya yönelik çalışan Türkiye deneyim ve güven kazandıktan sonra kendini ispatlamaya başladı ve 1987’de Amerika pazarına açılmaya başladı. 1987’den sonra kuyumculuk konusundaki gelişmeler ve dış pazarlardaki olumlu intibalar sayesinde dünya pazarlarında da başarı elde edildi.
Sektörün gelişimini sağlayan diğer bir unsur ise 1991’de kurulan döviz karşılığı altın piyasasının ve arkasından açılan Altın Borsası’nın kurulması oldu. Altın Borsası’nın kuruluşundan önce altının ithal ediliyor olması ve dış piyasalardan daha maliyetli bir şekilde temin edilmesi, Türkiye’nin dış piyasalar ile rekabet gücünü azaltıyordu. Altın Borsası’nın kurulması ile dünya fiyatlarında hammadde temin edilir hale gelindi.
Ayrıca kısa adı IAB olan Altın Borsası sayesinde, ithal edilen altınların belirlenen saflık ve standartta olması zorunluluğu getirilerek, altının örgütlü bir piyasada işlem görmesi sağlandı.
1996’da İstanbul Altın Borsası ve Hazine Müsteşarlığı’nın destekleri ile kuyum sektörünün gelişimine ivme kazandırıcı büyük bir proje olan İstanbul Altın Rafinerisi (IAR) kuruldu ve yastıkaltı altınların rafine edilerek IAB’de işlem görmesi ve finansal sisteme aktarılması sağlandı.
Sağlam bir alt yapının oluşumunun sağlanması amacıyla IAR faaliyetine ancak 2002’de geçebildi. 2002 yılından itibaren IAR sayesinde hurda altın külçe altın haline dönüşerek, sertifikalı külçe altınların piyasaya arzı da sağlanmaya başlandı.
Kaynak: Bu, yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için düzenlenmiştir.
|