Türkiye, dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77’sini topraklarında barındırıyor. Hammadde üretimi açısından, tarımdan sonra 2’nci sırada yer alan madencilik sektörü, Türkiye için yakın gelecekte daha büyük bir stratejik öneme sahip olacak. Bunun en önemli nedeni, petrole alternatif olarak gösterilen bor mineralinin dünyada en çok bulunduğu ülkenin Türkiye olması… Bunun yanında, başta mermer olmak üzere doğal ve değerli taş rezervleri açısından da çok zengin kaynaklara ev sahipliği yapan Türk maden sektörü ihracattaki rotasını Çin, Güney Amerika ülkeleri ve başta Libya olmak üzere Kuzey Afrika ülkelerine çevirdi. Dünya maden üretiminde 28’inci, çeşitliliğinde ise 10’uncu sırada yer alan maden ve doğal taş sektörü, yaklaşık 2 milyar dolar olan ihracatını, Cumhuriyetin 100’üncü yıldönümü olan 2023’de 23 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.
Sektörün gelişimi ile ilgili rakamlar da oldukça çarpıcı… 80’li yıllardan, 2008’de başlayan ekonomik krize kadar, ihracatını her yıl yüzde 25-30 seviyesinde arttıran madencilik, olumsuz süreçten en fazla pay alan sektörlerden biri oldu. Yatırımların yavaşlaması ve durması ile bağlantılı olarak, ihracat 2009’un ilk 10 aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32,5 geriledi. 2,9 milyar dolardan, 1,9 milyar dolara düştü. Ancak sektör temsilcileri, 2010’da yükselişin tekrar başlayacağını düşünüyor. Bu olumlu beklentinin en önemli dayanağı, yeni ihracat pazarları…
2,5 Trilyon Dolarlık Potansiyel Şimdi de kaynaklara bakalım. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafında gerçekleştirilen son araştırmaya göre, Türkiye’de dünyada ticari değere sahip 90 çeşit madenden 77’si mevcut. Bu madenlerin piyasa değerinin 2,5 trilyon doların üzerinde olduğu hesaplanıyor. Türkiye’de yer altında bulunan en yüksek maden rezervi 15,8 milyar ton ile dolamit… İçinde kalsiyum karbonat ve sodyum karbonat barındıran ve bu özellikleriyle cam ve seramik endüstrisinin vazgeçilmezleri arasında yer alan dolomit, nadir ve çok değerli bir kireçtaşı olarak biliniyor. Bunun yanında, Türkiye'de 13,9 milyar ton mermer, 12,3 milyar ton linyit kömürü, 5,7 milyar ton kaya tuzu, 1,2 milyar ton yüksek kalorili taş kömürü, 3 milyar ton bor, 1,5 milyar ton ponza, 1,9 milyar ton blister bakır cevheri bulunuyor.
Araştırmalar, Türkiye de 700 ton görünür altın rezervi ve 1926 ton görünür gümüş rezervi bulunduğunu gösteriyor. Dünya metal maden rezervlerinin yüzde 0,5’i, endüstriyel hammadde rezervlerinin yüzde 2,5’i, kömür rezervlerinin yüzde 1'i ve jeotermal potansiyelinin yüzde 0,8'i Türkiye'de bulunuyor. Türkiye, 3,8 milyar metreküp işletilebilir mermer, 2,7 milyar metreküp işletilebilir traverten ve 995 milyon metreküp işletilebilir granit olmak üzere, 7,4 milyar metreküp doğal taş rezervi ile de dünya doğal taş potansiyelinin yüzde 40'ına sahip…
KOBİ’ler Üretiyor Türkiye’de madenciliğin büyük bir bölümü özel sektör tarafından yapılıyor. Sektörde faaliyet gösteren şirketlerin çoğunu ise KOBİ’ler oluşturuyor. Sektörde kamunun üretimi mineral yakıtlar (kömür) ve metalik cevherlerde yoğunlaşırken, endüstriyel hammadde üretimi özel sektör tarafından gerçekleştiriliyor. Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün 2007 yılına ait son verilerine göre bakır, demir, korom, alüminyum ve kurşun en fazla üretimi gerçekleştirilen madenler… Doğal taşlarda ise mermer andesit ve bazalt ilk sıralarda yer alıyor.
Altın Üretimi Artacak Öte yandan Türkiye, bazı yapısal değişimlere kadar, potansiyelini değerlendirmekte biraz yavaş hareket etti. Örneğin, 2001 yılına kadar, altın büyük ölçüde ithal ediliyordu. Maden Yasası’nın ardından, altın ocaklarının açılmasına izin verilmesinden bugüne kadar, toplam 51 ton altın üretimi gerçekleştirildi. Türkiye’de 700 ton görünür altın rezervine karşılık, toplam 6.500 ton potansiyel rezerv olduğu hesaplanıyor. Bu yıl üretiminin 38 tona çıkması bekleniyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Muammer Kaya, Türkiye’de altın üretiminin her geçen yıl katlanarak arttığını belirtiyor. Bu alanda Türkiye’nin önemli bir yer edindiğini ve 2006’da 27,5 ton olan Avrupa altın üretiminin 8 tonunun Türkiye’de üretildiğini ifade eden Kaya, Avrupa’nın en önemli altın üreticisi konumuna geldiğimizi belirtiyor. Kaya, üretimdeki artışla paralel olarak, ithalatın azalacağına da dikkat çekiyor: “Son yıllarda Türkiye her yıl ortalama 230-270 ton altın ithalatı gerçekleştiriyor. Mart 2008 fiyatlarıyla, Türkiye'nin yıllık altın ithalatının tutarı ise yaklaşık 6,5 milyar dolar seviyesinde. Türkiye artık ithal ettiği altının yaklaşık yüzde 5'ini kendi doğal kaynaklarından karşılayabilir durumda. Dünyada altın takı üretiminde 303 ton ile 2’nci sırada yer alan Türkiye, ihtiyacı olan altını kendi kaynaklarından rahatlıkla karşılayabilecek hale geldi.”
İhracatta Yeni Hedef Pazarlar İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin (İMİB) verilerine göre ise Türkiye’nin en fazla ihraç ettiği ürün grupları arasında, 1,4 milyar dolar ile doğal taşlar ilk sırada. Bu gruba giren ürünler ise mermer, krom cevherleri, işlenmiş traverten, bakır cevherleri olarak sıralanıyor. Bunun karşısında, 2003 sonrasında dünya genelinde yaşanan ekonomik gelişme ve hammaddeye olan talebin yükselmesiyle, maden endüstrisinin gelişmesinde de büyük rol oynadı. Özellikle metale olan yüksek talep, fiyatların da rekor seviyelere ulaşmasına neden oldu. Ancak 2008’de küresel krizin etkisiyle, Türkiye’nin maden ihracatında önemli yer tutan bakır, alüminyum, kurşun, nikel, kalay, çinko gibi metalik maden fiyatlarında büyük düşüşler yaşandı. Özellikle kapasite düşüşü nedeniyle tüm dünya genelinde inşaat ve otomotiv endüstrisinde metal alımının düşmesi, sektörü önemli ölçüde olumsuz etkiledi.
Küresel kriz öncesinde, Türkiye doğal taş ve maden sektörünün en büyük ihracatçısı olan ABD ise yerini Çin pazarına bıraktı. Özellikle blok satışlarla, ABD’de kaybettiği pazarı telafi etmeye çalışan sektör, 2009’un ilk 6 ayında, Çin’e 110 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sektör yetkilileri, bu rakamın yılsonuna kadar 330 milyon dolara ulaşmasını öngörüyor.
Çinli alıcıların Türkiye'deki ocaklardan bozuk taşları bile satın aldığını ve iyi fiyat verdiğini söyleyen İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu, "Çin'den korkmak yerine onlara neler satabileceğimizi düşünmeliyiz. Türkiye, Çin'in Arap ülkeleri ve Türki cumhuriyetlere açılan kapısı olabilir" diyor. Kahyaoğlu, kriz ortamında ihracat rakamlarının 2007 rakamlarına döndüğünü ifade ederek, şunları söylüyor: "Son 8 yılda ortalama yüzde 20-25’lik artışlara alışmıştık. Şu anda sudan çıkmış balık gibiyiz. Ama 2010'da yükseliş bekliyorum. Doğal taş sektörü ihracatı, 2009 Ocak-Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,8 azalarak 875 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde Çin'e yapılan ihracat ise yüzde 6,3 arttı.”
ABD’ye yapılan ihracatın düşmesine karşın, bu pazarda Türkiye’nin hala büyük avantajı olduğu söyleyen Kahyaoğlu şu bilgiyi de ekliyor: “İran'da çok güzel traverten ve mermer var. Ancak ABD ile ilişkileri iyi olmadığından, Türkiye’nin pazardaki hakimiyeti sürüyor. Biz İran'dan satın alıp işleyerek, ABD’ye ihraç ediyoruz. 2009’un ilk 6 ayında, ABD’ye yapılan doğal taş ihracatı ise 99 milyon dolara ulaşmış durumda…”
Sektör için önem kazanan yeni pazarlardan biri de Libya… Bu ülkeye yapılan ihracatın da, özellikle 2008 sonundan itibaren ivme kazandığını belirten Kahyaoğlu, bu iki ülkenin, sektör ihracatını eksiden artıya taşıyacağını belirtiyor. 2009’u yüzde 15’lik bir büyümeyle kapatacaklarının bilgisini veren Kahyaoğlu, özellikle 2010 için beklentilerinin yüksek olduğunu da söylüyor.
Stratejik Maden: Bor Kuşkusuz Türkiye’nin sahip olduğu madenler içerisinde en büyük öneme sahip olanı bor… 230’dan fazla çeşidi bulunan bu madenin endüstrideki kullanım alanı ise hayli geniş… İnşaattan nükleer uygulamalara, sağlıktan füze yakıtına kadar pek çok alanda kullanılan bor madenin gelecek dönemde petrolün yerini alması bekleniyor. Uzmanlar, yüksek enerjili yanıcı bir gaz olan hidrojeni tutma etkisine sahip olan bor ile üretilen yakıtın, hızla azalan fosil yakıtlara en büyük alternatif olduğu konusunda birleşiyor. Dünya bor rezervinin yüzde 80’e yakını ise Türkiye’de bulunuyor. Bu da Türkiye’yi uluslar arası pazarda stratejik bir konuma yerleştiriyor. Şu an, Türkiye’deki bor üretimi ve ihracatı her ne kadar ham ürün olarak gerçekleşse de, gelecek dönemde yapılacak yeni yatırımlarla işlenmiş bor ihracatında önemli bir gelir hedefleniyor.
Kaynak: KobiFinans Dergisi 25. Sayı
www.kobifinans.com.tr/dergi
|