Türkiye'nin en büyük ikinci şirketi olan Petrol Ofisi, büyümede hep hızlı adımlar attı. 2008’de net satışlarını yüzde 28,2 artıran şirket, yüzde 35 olan pazar payını ise yüzde 36'ya çıkardı.
Şirketin yaşadığı büyümede, ekonomideki parlak tablonun yanı sıra CEO Melih Türker'in atılımları da büyük rol oynadı. 2008 sonu itibarıyla 17 milyar 202 milyon TL'lik ciroyu aşan Petrol Ofisi, bugün değişen koşullarla birlikte büyüme konusuna daha hassas yaklaşıyor. Cirosunu artırmaktan çok karlılığa odaklanıyor. Kötü maliyetlerden kurtulup hafiflemek ve daha fazla pazar payı yerine, "karlı pazar payı" elde etmek öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.
Geçtiğimiz yıl net satışlarınızı yüzde 28,2 artırmıştınız. Pazar payınızda ise 1 puanlık bir artış meydana gelmişti. 2009’da büyüme oranınız ne olacak? Gelirlerinizde ne kadarlık bir artış planlıyorsunuz? Petrol ürünleri ilginç bir sektör. Ciro ve satışı etkileyen 2 unsur söz konusu. Bunlardan biri petrol fiyatları, diğeri de ekonomideki büyüme. Geçen yıl ham petrol fiyatları 140-150 dolara kadar çıktı. Cirolar çok büyüdü. Bugün petrol 60 dolar civarında. Dolayısıyla, bugünkü cirolar 2008’in altında olacak. Bizim plan yaptığımız dönemki ekonomik büyüme ile 2009'daki büyüme farklılık gösteriyor.
Kötü maliyet yönetimini gidermek anlamında nelere odaklanıyorsunuz? Tek tek, kalem kalem, gün gün maliyetlere bakıyoruz. Başka çaremiz yok. Ekonomik sıkıntı başladığında yatırımlardan ve insan kaynağımızdan hiç vazgeçmedik. 2009’un ilk çeyreğinde Batman'da depo açtık. Sıkıntının göbeğinde, orada yeni bir istihdamda bulunduk.
Petrol Ofisi olarak bizim ulusal bir kaplama alanımız var. Bu bütün rakiplerimizden farklı bir özellik. Bundan hiç vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyiz. Elbette bir takım yatırımlarımızın zamanlamasını değiştiriyoruz, yeniden planlıyoruz. Ama tarihsel olarak Petrol Ofisi'nin son 5 yıldaki yatırımlarına bakarsanız, 2009'da yapılacak yatırımlar bundan az değildir.
Gelirlerinizin işlerinize dağılımı nedir? Bu dağılımın 5 yıl sonra nasıl olacağını öngörüyorsunuz? Tabii ki en büyüğü perakende satışlar, yani istasyonlar. Gelirin yüzde 70'i perakendeden geliyor. Yüzde 30'u da ticari satışlardan... Ticari satışların içinde havacılık, deniz satışları, toptan satışlar var. 5 yıl içinde 3-5 puan, ondan ona kayış olabilir ama çok büyük değişiklik olmaz.
Şu anda sektörde nasıl bir rekabet var? Türkiye'de inanılmaz bir rekabet var. 7 yıl önce 13-14 dağıtım şirketi vardı, bugün 52 dağıtım şirketi bulunuyor. Türkiye'de akaryakıt sektöründe girme çıkma bariyerleri yok denecek kadar az. O yüzden 52 şirket var. Bu ortam içinde bu pazar paylarını, bu büyüklüğü, bu ekonomi skalasını koruyup karlılığı artırabilmek büyük başarı.
Planlarınız içinde inorganik büyüme var mı? Akçakoca'da bir satın alma yaptık. Akaryakıt dağıtım alanına gelince... Siz Petrol Ofisi olsanız bir satın alma yapar mısınız? Ben olsam yapmam. Bizim inorganik büyümeye ihtiyacımız yok. Zaten en yakın rakibimizin iki katından fazla istasyonumuz var. Dağıtım alanından bahsediyorsak öyle bir düşüncemiz bulunmuyor. Tabii çok farklı bir fırsat çıkmazsa...
Petrol Ofisi'nde büyüme gelecekte nereden gelecek? Yukarı taraftaki büyüme, yeni müşteri ile yeni istasyonla, halihazırdaki istasyonda verimliliği artırmakla mümkün. Hissedar ve yatırımcıların bir şirkette baktığı 3 şey var: Birincisi, karlı ve sağlıklı büyüme, ikincisi, istikrarlı liderlik, üçüncüsü ise masraflar. Bende bu üç şeye bakıyorum. Bunların gerçekleştirilmesi için çalışıyorum.
Bundan sonrası için nasıl bir büyüklüğe ulaşmayı hedefliyorsunuz? Petrol Ofisi'ni nerede görmek istiyorsunuz? Hedef, Türkiye'nin en iyi perakende satış organizasyonu haline gelmek, en saygı duyulan şirket olmak. Bu doğrultuda da büyük aşama kaydettik. Daha karlı, daha verimli ama bugünkü ölçeğimizi de koruyarak, Türkiye'yi kapsama misyonumuzdan sapmadan büyüyeceğiz.
Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Capital Dergisi’nden derlenmiştir.
www.capital.com.tr
|