|
Çok amaçlı ve kullanışlı bir yakıt olan petrolde durum sıkıntılı. Dünya petrol talebinin yüzde 1,6 ortalama yıllık artış hızıyla, 2000 yılındaki 75Mv/g veya 3500 Mt/y düzeyinden, 2030 yılında 120 Mv/g veya 5600 Mt/y düzeyine ulaşması bekleniyor. Halbuki herhangi bir kaynağın üretimi, rezervlerinin yarısı tükenene kadar artıyor, ondan sonra bir platoya erişip, daha sonra da azalıyor.
Petrol için üretim platosu 2020’lerde başlıyor ve arz esnekliğini kaybediyor. Talepse katı; çünkü petrol tüketiminin önemli bir kısmı ulaştırma ile petrokimya sektörlerinde ve bu sektörler fiyatlara fazla duyarlı değil. Öte yandan ulaştırma sektörü dünya genelinde, enerji talebi açısından ortalama yıllık yüzde 2,2 oranla, en hızlı büyüyen sektör. 2020 yılına kadarki talep artışının dörtte üçünden sorumlu olacak ve bu tarihten sonra en büyük son kullanıcı haline gelecek. Kullandığı yakıtın ise hemen tamamı petrol ürünlerinden oluşuyor. Dolayısıyla, petrol fiyatlarında 2020’lerden sonra ciddi artışlar beklenebilir.
Dünya petrol rezervlerinin üçte ikisi, Orta Doğu’da bulunuyor ve ihracata konu olabilecek üretim fazlası esas olarak hala, OPEC’in Orta Doğulu üyelerinin elinde. Siyasi istikrarsızlık taşıyan Körfez ülkeleri halen, dünya petrol ihracatının yarısını sağlıyor ve 2023 yılı civarında bu oranın, yüzde 75’e çıkması bekleniyor. Dolayısıyla bu bölge, jeopolitik ilgi ve dengeler açısından hassasiyetini koruyacak.
Nitekim ABD’nin savunma bütçesinin yaklaşık dörtte birini, bu bölgedeki olası müdahaleler için ayırdığı sanılıyor. Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerin petrol taleplerindeki olası hızlı büyümelerin, petrol piyasalarının uluslararası güvenlik boyutlarını daha da karmaşıklaştırması kaçınılmaz görünüyor. Örneğin Çin, 1993’ten itibaren, petrol ihraç eden bir ülke olmaktan çıkıp, petrol ithalatına başlamış. Halen günde 600,000 varilden fazla petrol ithal ediyor ve bu rakamın 2010’da kolaylıkla 3 milyonu bulması, 2025’te ise 10 milyona ulaşarak, ABD’nin şimdiki ithalat düzeyini aşması mümkün görülüyor. Artan petrol bağımlılığı Çin’i, dış politikasını ve savunma perspektifini değiştirmeye, geniş petrol ve doğal gaz rezervleri barındırdığına inanılan Güney Çin Denizi alanları üzerindeki hak iddialarını daha güçlü biçimlerde dile getirmeye zorlayabilir. ABD’nin talep ve ithalat tahminleri ise şekilde görüldüğü gibi. Dolayısıyla, Kafkaslar ve Orta Asya’daki petrolün dünya piyasalarına bir an önce bağlanması, olası gerginlikleri hafifletebilmek açısından önem taşıyor.
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, TÜBİTAK Vizyon 2023 Teknoloji Öngörü Projesi Enerji ve Doğal Kaynaklar Paneli Raporu’ndan derlenmiştir.
|