 |
|
Güneş Enerjisi Sektörü Neden Yeterince Hızlı Gelişemiyor?
|
|
1990’lı yıllarından bu güne kadar yüzde 30 hızla büyüyen bir sektörden söz ediyoruz. Ancak ne var ki yeterince yaygınlaşamıyor. 1979 yılında toplam solar enerji üretim kapasitesi sadece 5 megavat (MW) iken bu rakam 2006 yılında 2 bin ’MW’a ulaşmış durumda. Parasal olarak baktığımızda da sektörü 2005 yılında 2 milyar Dolar ciro yapmışken bu rakam 2006’da 15 milyar Dolar olmuş. 2016 yılında 60 milyar Dolar’dan daha büyük bir pazar olacağı tahmin ediliyor. Bunlar etkileyici rakamlar. Ancak yine de solar enerjinin yeterince yaygınlaşmış olduğunu gösteremiyorlar. Bunun en temel sebebi maliyet. Güneş enerjisinin yaygınlaşması tamamen ve tamamen sektörün maliyet düşürebilme yeteneğine bağlı olacak. Ama burada bir yumurta-tavuk ilişkisi bulunuyor. Öyle ki, aynen bilgisayar sektöründe yaygın olarak bilinen Moore kanununda olduğu gibi, solar enerji kapasitesi her iki misli arttışında maliyetler yüzde 18 aşağı iniyor. Yani maliyetlerin aşağıya inmesi için çok daha fazla solar enerji sistemi satılması gerekiyor. Ama ne var ki henüz pahalı olduklarından dolayı bir tür yeterli miktarda satılamıyorlar. Bu da haliyle maliyetleri yükseltiyor!
Ancak ne var ki, bir yandan dünyanın hemen her yerinde hızla artacak olan devlet teşvikleri, diğer yandan fosil yakıtlarının kullanımına getirilecek olan kısıtlamalar ve fiyat artışları, ayrıca teknolojik innovasyonlar önümüzdeki 10 yıl içinde solar enerji fiyatlarının şebeke elektriği fiyatlarıyla başa baş hale geleceğini işaret ediyor. İşte o zaman da bu sektörün önü çok açılacak. Peki, bu durumda siz ne yapmalısınız? 10 yıl bekleyip durumu gördükten sonra mı bu işe girmelisiniz? Bence bu mantıklı bir düşünce olmakla birlikte, her sektörde ilk olma avantajlarının da bulunduğunu unutmamak gerekir. Özellikle de bu sektörde enerji üretim haklan muhtemelen tahsisli verileceğinden erken davranmakta yarar olabilir. Yalnız erken davrananlar aynı zamanda bir sosyal sorumluluk da üstlenmek durumunda kalacaklar: Salar enerji konusunda kamuoyu oluşturup devlet teşviklerinin çıkmasını sağlamak. Bunun maliyetini ilk olanlar çekecekler ama meyvesini sonra gelenler de paylaşacak.
ABD’ deki maliyetleri üzerinden bir örnek vermek gerekirse, bugünkü mevcut teknolojilerle bir PV (fotovoltaik) modülün satış fiyatı 3 ila 4 Dolar arasında. Bu çıplak fiyat. İnverter, montaj gibi unsurlar da dahil edilince ’kurulu’ fiyat genelde iki misli:ne çıkıyor. Yani watt başına 6 ila 8 Dolar arasında bir kurulu fiyat bugün kü ABD rayiç fiyatlan. Hiç sübvansiyon olmaksızın bu kurulu kapasitenin yaratacağı elektrik enerjisinin fiyatı kilovat saat başına 18 ila 36 sent oluyor ki bu da mevcut LO sentlik şebeke elektriği fiyatıyla rekabet edemiyor. Salar enerjinin rekabetçi olabilmesi için kurulu fiyatının watt başına 2 ila 2,5 Dolar arasında olması gerekiyor ki bu da kilovat saati 5 ila 12 sent olan bir elektrik enerji maliyeti anlamına geliyor. Ama elbette fosil yakıtlarının önümüzdeki yollarda izleyeceği fiyat seyrine göre bu rekabetçi seviye değişebilir. Yalnız ne var ki salar enerji maliyetlerinin her 10 yılda bir yüzde 50 azalmakta olduğunu göz önüne alırsanız, petrol fiyatlan artmasa dahi solar enerji önümüzdeki on yıl içinde ciddi anlamda rekabetçi olabilecek.
Kaynak: Tukishtime Dergisi / Arman Kırım
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
3190 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|