 |
|
Enerji Sektöründe Geleceğe Bakış
|
|
Bu yüzyılın ikinci yarısına kadar; dünya nüfusunun hiç artmadığı, gelişmiş ülkelerin kişi başına tüketimlerini yarıya indirdiği, dünyanın kalan kısmının onları yüzyıl geriden takiple ve yıllık ortalama yüzde 4.7 büyüme hızıyla yakaladığı varsayılacak olsa, dünya enerji üretiminin şimdiki 420 EJ’dan 750 EJ’a çıkarak yüzde 80 artması gerekiyor. Geçmiş yüzyılın sergilediği eğilimlere bakılacak olursa, bu 50 yıllık senaryonun varsayımlarından ilki kesinlikle, ikincisi neredeyse imkansız, üçüncüsü ise kuvvetle muhtemel görünmektedir.
Daha gerçekçi görünen bir başka senaryoya göre ise; dünya ekonomisinin yılda ortalama yüzde 3 büyüdüğü, ekonomilerin enerji yoğunluğunun yılda ortalama yüzde 1 azaldığı varsayımıyla, dünya enerji talebi 2023 yılına kadar yüzde 54 kadar artarak, 650 EJ’a ulaşmış olacak. Bu artışın en büyük kısmı, yüzde 60’tan fazlası, geçmiş 150 yıldakinden farklı olarak, Asya, Afrika ve Güney Amerika’nın gelişmekte olan ülkelerinde yer alacak. Dünya nüfusunun yüzde 80’ini oluşturan ve enerji arzının üçte birini tüketen bu ülkelerin çoğu sanayileşmelerini, tıpkı Kuzey ülkelerinin daha önce yaptığı gibi, fosil yakıtlara dayandırmayı planlıyor. Dolayısıyla 2023 yılı civarında bu ülkelerin, toplam enerji tüketiminde ve karbondioksit emisyonlarında, sanayileşmiş ülkeleri geçmesi bekleniyor.
Ekonomilerin fosil yakıt yoğunluğunun şimdiki eğilimler çerçevesinde, yılda yüzde 0,2–0,4 civarında azalması halinde, bu yakıtlar 2023 yılına kadarki artışın yüzde 95’ini karşılayacak ve o zamanki talebin üçte ikisini sağlıyor olacak. Buna rağmen 1960’larda hakim olan ‘kaynaklar tükeniyor’ endişesi azalmış durumda. Çünkü dünyanın ‘ekonomik rezerv’ olarak, şimdiki tüketim hızlarıyla yaklaşık 200 yıl yetecek kadar 1 trilyon ton kömürünün, 80 yıl yetecek kadar 250–350 milyar ton (2–3 trilyon varil) petrolünün, 70–80 yıl yetecek kadar 150 trilyon metreküp doğal gazının olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamlar kesin değil, daha iyimser veya daha kötümser olanları da var. Fakat geçmişte olduğu gibi gelecekte de, bir yandan yeni rezervlerin bulunması, diğer yandan yükselen enerji fiyatları karşısında yeni ‘çıkarma teknolojileri’nin devreye sokulması sayesinde ’bilinen rezerv’lerin zamanla artacağı kesin. Dolayısıyla fosil yakıtlar açısından, hiç değilse bu yüzyıl için rezerv sorunu yok. Enerji fiyatlarının ekonomikliği ve temin güvenliği açılarından ise, arz ve talep dengeleri çok parametreli dinamik süreçler izliyor.
Kömüre olan talep, hızla doğal gaza yönelen batılı ülkelerde azalırken, başta Çin ve Hindistan olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerde artacak. 2023 yılına kadar beklenen net talep artışı 1,5 milyar ton miktarla yüzde 40 olacak. Ancak kömürün arzı esnektir. Dolayısıyla, beklenen talep artışını, ciddi fiyat artışları yaşanmaksızın, rahatlıkla karşılayabilir.
Kaynak: Yaratım İçerik İletişim (Bu yazı TÜBİTAK Vizyon 2023 Teknoloji Öngörü Projesi Enerji ve Doğal Kaynaklar Paneli Raporu’ndan derlenmiştir.)
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
2488 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|