KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   02 Aralık 2008, Salı
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

Dünyada Fosil Yakıtların Elektrik Enerjisi Üretimindeki Payı
Dünya elektrik enerjisi üretiminde termik, nükleer, hidro ve yenilenebilir kaynakların payını ve gelişimini saptayabilmek amacıyla AB ve dünya ülkelerinin elektrik enerjisi üretim verileri incelenmiş. İncelenen ülkeler arasında; AB ülkeleri ülkemizin aday ülke konumunda olması, Amerika Birleşik Devletleri (ABD); tipik bir Kuzey Amerika ülkesini temsil etmesi, Fransa ise; 2000 yılında elektrik üretiminin yüzde 75,6’sını nükleer kaynaklardan sağlayan bir AB ülkesi olması nedeniyle değerlendirmeye alınmıştır.

AB’de elektrik talebindeki artışın yavaşlamış olmasına karşın, toplam ilave güç gereksinimi 1995–2020 döneminde 300 GW civarında olmaktadır. İşletmeden çıkarılacak tesisler de dikkate alındığında AB sisteminde aynı dönem için 600 GW civarında yeni kurulu güç gerekecektir.

Nükleer santral ömürlerinin 40 yıla uzatılacağı varsayımıyla plan dönemi içinde nükleer güce ilişkin problem beklenmemektedir. Ancak, 2020 – 2030 döneminde nükleer santraller toplu halde devreden çıkarılacaktır. Bu dönemde devreden çıkarılacak nükleer santrallerin yerine kurulacak santrallerin kapasitesi, büyüme talebinin karşılanması için gereken kapasitenin üç katı kadar daha yüksek olacaktır.

Devre dışı olan kapasite 2020–2030 döneminde dahi, hızla artan doğal gaz fiyatlarına rağmen, nükleer santrallerle yenilenmeyecektir. Bu konuda tek istisna işletmeden çıkarılan nükleer santrallerin bir bölümünü yeni nükleer tesislerle değiştiren Fransa’dır.

Söz konusu çalışmada AB’ne üye tüm ülkeler için eski nükleer santrallerin teknik ömürlerinin işletme ve bakım giderlerinde beklenmeyen bir artış olmaksızın 40 yıla kadar uzatılabileceği varsayılmıştır.

İnşaatı süren, özellikle Fransa’da, nükleer santrallerin bitirileceği, 1995 yılında nükleer santrali olmayan üye ülkelerin yeni nükleer santral kurmayacağı, aynı tarih itibariyle nükleer tesisi olan üye ülkelerin ise 2000 – 2010 döneminde ancak bir nükleer tesis işletmeden çıkarıldığı zaman yeni yatırıma izin verileceği varsayılmıştır.

Yeni nükleer teknoloji geliştirmeye yönelik araştırmaların, plan dönemi içerisinde rekabet edecek bir tasarımı ortaya çıkarmayacağı varsayılmıştır. Yeni tasarımların başarıya ulaşması halinde plan dönemini takip eden dönem içinde yeni tasarımlar teknoloji seçimini büyük ölçüde etkileyebilecektir.

1995–2020 döneminde ekonomik nedenlerle konvansiyonel kömür ve linyit santralleri (pulverize kömür) toplu olarak işletmeden çıkarılacak ve işletmeden çıkarılacak katı yakıt kapasitesinin yarısından azı daha verimli süperkritik (sıklıkla çok yakıtlı) ve temiz kömür santralleri ile ikame edilecektir (gelecekteki süperkritik tesisler gelişmiş ultra kritik sıcaklıklar ve temiz kömür teknolojileri ile karakterize edilebilir). Gelecek 20 yılda biyomas üretiminde de büyüme beklenmektedir.

Nükleer ve katı yakıtlı santrallerdeki azalmanın gaz türbin kombine çevrim santralleri ve küçük gaz türbini santrallerindeki dramatik artıştan daha fazla olacağı, bu artışın 1995 yılındaki 45 GW’tan, 2020 yılında 380 GW’tan daha fazla olacak şekilde ve 1995 ve 2020 yılları arasındaki kurulu güç kapasitesindeki artışın hemen hemen tamamına tekabül edeceği belirtilmektedir.

Ayrıca; AB tahminlerinde yeni kapasite gereksinmesine yenilenebilir enerjinin katkısının yüzde 10’a yakın olacağı, dolayısıyla yenilenebilir enerjinin yavaş artışını koruyacağı, 2010 ve 2020 yılları arasında en dikkate değer gelişmenin rüzgâr kapasitesinin 25 GW kadar artış göstermesi olacağı, 2020’den sonra da güneş enerjisinin gündeme gelmeye başlayacağı yer almaktadır. Bunun nedeni de genel olarak ana varsayımların düşük primer enerji fiyatına uyarlanması olarak belirtilmektedir.

ABD’de ise 1992 tarihli Enerji Politikası Kanunu (EPACT 92) ile nükleer tesise verilecek olan ruhsatın geçerliliği yargı ve kamuoyu denetimine bırakılmıştır. Bu nedenle atık yönetimi ve finansla ilgili belirsizlikler çözülmedikçe veya yatırımcının finansal yönden korunması sağlanmadıkça yeni nükleer santrale yatırım yapılmayacaktır. Bu durum, kapasite ilavelerinin doğalgaz ve kömüre dayalı alternatif teknolojilerle yapılmasına neden olacaktır.

Kaynak: Yaratım İçerik İletişim
(Bu yazı Devlet Planlama Teşkilatı VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Elektrik Enerjisi Özel İhtisas Komisyonu Raporu’ndan derlenmiştir.)

 
 
Bu yazı 1851 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

Dünya Ekonomisinde Enerji Sektörü’nün Yeri
OECD Ülkeleri ve Türkiye’de Enerji
MAED Modeli Nedir?
AB Ve ABD Enerji Projeksiyonlarının Varsayımları
 
  Üyelik Girişi
Haberler

Boru Hatları Türkiye’yi Uzakdoğu’ya Bağlıyor

19/07/2008

IEA’den 45 Trilyon Dolar’lık Enerji Devrimi Çağrısı

11/06/2008

Röportaj
Cez A.Ş, Türkiye Pazarına Girmek İçin Ak Enerji’yle Görüşüyor

İran-Pakistan-Hindistan Doğalgaz Hattı 2010'da Faliyete Geçecek

Konuk Yazar

Faruk TÜRKOĞLU
"Tarım ve Enerjideki Kriz En Az İki Yıl Daha Sürer"

Ada G. KUT
Rüzgar ve Güneş Enerjisi İçin Altyapı Yetersiz

Analiz-Araştırma
Petrol Fiyatları ve Hızlanan Alternatif Enerji Arayışları
Varil başına ham petrol fiyatlarının son aylard...

05/07/2008

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik