KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Sağlık İletişimi
Ayla OKAY

Sağlık İşletmeleri Yönetim Rehberi
Ali COŞKUN&Ahmet AKIN


İlaç Sektöründe Ar-Ge Çalışmaları Artıyor

İlaç Sektöründe Ar-Ge Çalışmaları Artıyor Araştırmacı ilaç şirketlerinin, molekül aşamasından başlayarak bir ilacı geliştirip ruhsatlandırması 10-15 yılı buluyor. Bu sürede, başarısız ilaçların maliyeti ile birlikte 1,3 milyar dolar harcanıyor. Şirketler, Türkiye'de çatısı altında toplandıkları Araştırmacı İlaç Şirketleri Derneği'nin (AİFD) sözcülüğünde uzun zamandır hep aynı şeyi söylüyor: "Tüm dünyada 100 milyar doları bulan ilaç Ar-Ge pazarından Türkiye yeterli payı almıyor. Yüzde 1'lik bir pay bile alsak, Türkiye'ye 1 milyar dolar girdisi sağlarız." Mesaj nihayet yerine ulaştı. Sağlık Bakanlığı'nın 23 Aralık 2008'de Resmi Gazete'de yayınlanan ve 1 Ocak 2009'da yürürlüğe soktuğu "Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik", Türkiye'yi klinik araştırmalar için rekabetçi bir hale getiriyor. 2008’de Türkiye'de, araştırmacı ilaç şirketleri klinik araştırmalar için yalnızca 38 milyon dolar harcadı.

Ancak sektör yeni yönetmeliğe hızlı bir tepki verecek gibi görünüyor. AİFD Genel Sekreteri Engin Güner, 2009’da bu rakamın 300 milyon doları bulabileceğinin söylüyor. Yönetmeliğe göre, Türkiye’de klinik araştırmaların kapsamı da gelişiyor. Klinik araştırmalar, molekülden başlayan hikayenin aslında son aşaması, yani Ar-Ge'nin yalnızca “Ge”si. Bu aşamada artık ilaç haline gelen ürünler, insanlar üzerinde denenmeye başlıyor. Bu süreç de kendi içinde 4 aşamadan oluşuyor. 1’inci faz ilaç araştırmaları, az sayıda (20-100) sağlıklı gönüllü ile yapılıyor. 2’nci faza biraz daha fazla sayıda (100-500) hasta gönüllü katılıyor. Faz 3’te, hasta sayısı 1.000 ila 5.000 arasında olabiliyor. 4’üncü faz ise, ilaç ruhsatlandırıldıktan sonra, yine çok sayıda hasta üzerinde gerçekleştiriliyor.

AİFD İyi Klinik Uygulamalar Komitesi Başkanı ve Sanofi Aventis Klinik Araştırmalar Ünitesi Müdürü Emel Tetik, ilaç şirketlerinin yeni bir ülkeye önce faz 4 klinik araştırmalar ile adım attığını söylüyor. Buradan alınan ilk sonuçlara göre, adım adım klinik araştırmalar çeşitlendiriliyor. Sanofi Aventis 2008’de, AİFD'ye üye şirketlerden biri olarak, Türkiye'de ilk defa faz 1 klinik araştırmaya imza attı. Erken faz olarak değerlendirilen faz 1 ve faz 2 araştırmaların sayısının da hızla artması bekleniyor. Ancak klinik araştırmaların diğer fazları, toplam 98 hastanede gerçekleştirilebilirken faz 1 araştırma yapmaya uygun yalnızca 3 merkez var.

Ancak bu durum yakında değişecek gibi görünüyor. Yeni yönetmeliğin sağladığı avantajlardan biri de, altyapısının uygun olduğu belirlenen ve Sağlık Bakanlığı'ndan izin alan özel ve devlet hastanelerinde de, klinik araştırmalara imkan sağlaması.

Daha Fazla Hastaya Ulaşma İmkanı
Yeni yönetmelik, ilaç şirketlerinin daha çok hastaya ulaşması konusunda da, bazı kolaylıklar sağlıyor. Örneğin duyuru yaparak gönüllü hasta aramalarının önünde bir engel yok. Ancak ilaç şirketleri, ilan vermelerinin önünde artık bir engel olmamasına rağmen, kamuoyundan gelecek tepkilerden çekindikleri için, bu konuda çekimser davranabilir. Onun yerine, Sağlık Bakanlığı ile birlikte, tüm ilaç şirketlerinin bu alandaki çalışmalarının takip edilebileceği bir online platform oluşturulması düşünülüyor.

Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Forbes Dergisi’nden derlenmiştir.

www.forbes.com.tr

 
 
Bu yazı 1157 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Ticaret Hayatında Önemli Olan, Temkini Elden Bırakmamak”
Ahmet KELEŞOĞLU
 
kobifinans Bir Gripin Al, Bir Şeyin Kalmaz!
Gürkan HACIR

kobifinans "Abdi İbrahim" Bir Dünya Markası
Nur DEMİROK
 
Oto Bayiliğinden Nükleer Tıbba Uzanan Bir Girişimci
Girişimci yapıya sahip kişiler, sürekli yeni ...

Eczacılık Genlerinde Var
kobifinans Türkiye’de ilaç sanayinin geçmişi 20. yüzyılın ...
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010