Dünyada birçok ülkede lokomotif sektör olarak bilinen inşaat sektörü, dünyada 3,5 trilyon dolarlık bir hacim ile dünya GSMH'nin yüzde 8'ini oluşturuyor. Türkiye'nin dünya inşaat sektöründeki payı yüzde 3 seviyesinde olup, dünya ekonomisi içindeki yüzde 1'lik payımızın çok üstünde bir etkinliğe sahip. Türkiye’de inşaat sektörü, büyük ölçüde yerli sanayiye dayanması, yeterli sayıda deneyimli teknik personel ve teçhizata sahip olması, fazla sermaye gerektirmemesi ve teknolojik bilgi birikimi gibi özellikleri ile ekonomik büyüme açısından da öncelikli bir sektör.
Bu nedenle bu sektörde verimliliğin artırılması, Türkiye’nin ekonomik gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Ancak, hem bu sektörün ekonomik krizlere duyarlılığı nedeniyle yüksek dalgalanmalar yaşaması, hem standartlar açısından çok çeşitlilik göstermesi, hem de karar vericilerin ödüllendirilme mekanizmaları nedeniyle, verimlilik artışları sınırlı kalıyor.
Örneğin, talebin çok yoğun olduğu dönemlerde deneyimsiz işçilik kullanımının artması, talebin uzun vadeli ve düzenli olmaması nedeniyle, işverenin çalışan eğitimine kaynak ayırmadaki çekinceleri, inşaatlarda “yap-boz-yeniden yap” döngüsünün diğer sektörlere göre daha fazla yaşanmasına neden oluyor. Bu ise gerek malzeme kullanımı, gerek zaman, gerekse kalite açısından sıkıntı yaratıyor. İnşaat sektöründeki kayıt dışı işçiliğin yaygınlığı da, bu sorunun çözümünü güçleştiriyor.
Bu nedenle, inşaat sektöründe çalışanlara verilecek eğitim maliyetlerinin, bu sektörde mevsimsel olarak çalışanların vergilerinden düşülmesi, hem sektörün kayıt içine alınması, hem de inşaat işçiliğindeki kaliteyi artırarak, ekonomik gelişmeye katkı sağlanması açılarından faydalı olabilir.
Yine konut alımlarında temel faktörün satın alma fiyatı olması ve konutun yaşam süresince kullanım masrafları konusunda bir bilginin standart olarak sunulmaması, konutlara enerji tasarrufu açısından yeterli yatırımın yapılmamasına neden oluyor. Özetle, ülke ekonomisi için böylesine önemli ve büyük bir sektörde verimliliği artırabilmek için, birçok mikro ve makro politika değişikliğine gereksinim var.
Kaynak: Dünya Gazetesi
www.dunyagazetesi.com.tr
|