İnşaat sektörü ülkemizde gelişme potansiyeli ile dikkat çeken, lokomotif sektörlerden bir tanesidir. Güven unsuruna dayalı ilişkilerin temelini oluşturduğu bu sektör dünyada da önemli bir değişim sürecinden geçiyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bu sektörde yürütülen projelerin zamanında ve bütçeler içerisinde bitirilmesi oluşturulan güven temelini sağlam kılmak için bir zorunluluk.
Yine yapılan araştırmalara göre bu sektörde hayata geçirilen projelerin genelinde belirlenen bütçeler yüzde 150 oranında aşılıyor. Zaman açısından bakıldığında proje teslim süreleri yaklaşık yüzde 175 uzuyor. Bunun nedeni son derece basit: İnşaat sektöründeki çok çeşitli ve karmaşık yapıdaki operasyonların yeterince iyi yönetilememesi. Büyük ölçekli şirketler için bu genel sorunlar söz konusu iken inşaat sektöründeki orta ölçekli işletmeler ve girişimciler de benzer sorunlarla karşılaşıyor. Bununla birlikte, yoğun biçimde fiyat rekabeti yapan bu oyuncular, çok daha fazla risk alıyor ve bu risklerin yönetilmesi için de etkin bir yapı kurmak zorunluluğu ile karşı karşıya kalıyor.
Rekabet avantajı elde etmenin yolu ise esnek ve pazardan gelen taleplere göre değişken bir yapıya sahip olmaktan geçiyor. İnşaat sektöründe bir diğer önemli nokta çifte odaklılığın şart olması. Yani inşaat şirketleri bir taraftan proje odaklı olup, beklenen zaman ve bütçe içerisinde projeleri sonuçlandırırken bir taraftan da müşteri odaklı olmak ve büyük zorluklarla kurulan ilişkileri çok etkili biçimde yönetmek hatta geliştirmek zorunda.