|
Ekonomik önemi ve yaygınlığına rağmen, çok savunmasız bir sektör olan turizm, dış faktörlere karşı özellikle hassas... Barış, güvenlik ve sağlık, bir destinasyonun, bölgenin ya da ülkenin turizm gelişimi için öncelikli unsurlarından biri olduğu gibi, turizmin büyümesinde de temel belirleyicilerden…
Turizmde dalgalanmalara yol açan krizlerin etkilerinin geçmesi, kriz yönetiminin başarısıyla doğru orantılı olarak, kısa ya da uzun bir zaman dilimi gerektirebilir. Destinasyonların böyle bir durumdan sonra kendilerini toparlamaları ise, gerçekleşen olayın ciddiyetine ve şiddetine, aynı zamanda destinasyon markasının gücüne bağlı. Kriz yönetimi, bir destinasyon ürününün ve imajının zedelenmemesi için, krizin hızlıca ele alınması ve olumlu yönde sonuçlandırılması açısından önemli.
Turistlerin can güvenliğine karşı herhangi bir tehdidin varlığı, yalnızca destinasyonda değil, çevre bölge ve ülkelerde de turizm faaliyetlerinin düşüş göstermesine ya da yok olmasına neden oluyor. Ayrıca politik boykot ve ambargolar, aniden baş gösteren salgın, deprem, hortum, kasırga gibi doğal felaketler, savaşlar, dünya finans piyasaları ve döviz kurlarında meydana gelen ani değişimler gibi olaylar da, ülkenin turizm açısından rekabetinin yeniden şekillenmesine neden oluyor.
Medya kuruluşları da, bir destinasyonun turizm potansiyeline zarar verebilme gücüne sahip… Medya özellikle olumsuz olayların daha çok dikkat çektiğinin bilinciyle, ana konu olarak destinasyonlarda yaşanan kriz unsurlarını işleyerek, turistlerin bu yöndeki seyahat kararını etkileyebilir. Bu durumda medya ilişkileri, halkla ilişkiler faaliyetlerinin belkemiği olarak ve özellikle de kriz dönemlerinde önemini arttırıyor.
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Dr. Kahraman Arslan’ın “Türkiye’de Kongre Turizmini Geliştirme İmkanları” adlı kitabından hazırlanmıştır.
|