KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
24 Mayıs 2012 Perşembe
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Turizm ve Tatil Sektöründe Reklamcılık
Nigel MORGAN&Anette PRITCHARD

Kongre ve Toplantı Yönetimi
İge Pırnar TAVMERGEN & Ebru Günlü AKSAKAL


Vural Öger'in Öyküsü…

Vural Öger'in Öyküsü… Vural Öger’in başarı öyküsü çok yazıldı, çizildi. Ancak başarılı işadamı, 'Benim Almanyam-Benim Türkiyem' adlı kitabında ‘bir de benden dinleyin’ dercesine hayatını yazdı… Onun hayatında sektör temsilcilerine örnek olacak yüzlerce anekdot var.

Yıl 1960… Bir öğrenci burslu bir öğrenci olarak Paris'te mimarlık okuyamayacağı için, yüksek mühendis olmak amacıyla Almanya'ya doğru yola çıkar. Bu yolculuk aynı zamanda onun ilk uçak yolculuğudur.Evet, bugün iş dünyasında turizm imparatoru olarak tanımlanan Vural Öger’den söz ediyoruz; “Almanya'da yalnızca birkaç yıl kalıp üniversite eğitimimi tamamlayacaktım. Genç ve oldukça uzun boylu bir Türk’tüm. O dönemde Almanya'da hemen hemen hiç Türk yoktu. Bir yıl sonra Berlin'e taşındığımda, oradaki Türkleri yeni yeni saymaya başlamışlardı. Berlin'de 30 kişiydiler. Bunlardan ikisi doktordu, kalanları da ya tüccar ya da öğrenciydi, ama bir tane bile 'gastarbeiter' diye adlandırılan misafir işçi yoktu. Ben 31 numaralı göçmendim."

Para Kazanmak İçin ‘Tuhaf İşler’ de Yaptı
Öger'in anıları arasında, öğrencilik yıllarında aylık gelirini artırmak için, kendi deyimiyle, yaptığı bir dizi 'tuhaf' işler de var; “İçlerinden en tuhaf olanlarından biri, kentin doğu bölgesine geçmek için geçiş kâğıdı almak isteyen Berlinli vatandaşlar için kuyruğa girmekti. Noel öncesinde, buz gibi bir kış gününde yaşlı bir kadın için, saati 2.50 marka, yedi saat kuyrukta bekledim. Bir kez de bir tür jigolo olarak tutulmuştum, görevim ne yazık pek güzel olmayan genç bir hanıma dans okulunun veda balosunda eşlik etmekti. Onunla birlikte bu davete bir vazife olarak gittim.”
Öğrencilik yıllarında, daha doğrusu ‘hayatının işini kuruncaya kadar’ Öger'in yaptığı işler arasında barmenlik, bir magazin dergisinde fotomodellik, polis çevirmenliği, Türkiye'den bahçe işinde çalışacak işçileri toplayıp Almanya'ya götürmek de var. Ama yaptığı bir iş var ki, işte o bugününü de belirlemiş; “Doğu Avrupa'daki bazı uçak şirketleri adına ucuza Türkiye uçuşları satan Berlin'deki bir turizm acentesinin sahibi, beni çevirmen olarak işe aldı. Ne var ki bu yolla edinmeyi umduğu Türk müşteriler beklediği gibi gelmedi. Acentenin sahibine bir öneride bulundum. 'Beklemek yerine ben müşterilerin ayağına kadar gitsem ve yalnızca komisyon karşılığında çalışsam nasıl olur? Bilet başına yüzde beş bana yeter' dedim. Adam önerimi kabul etti ve böylece Türklerin oturduğu yurtlara doğru yola koyuldum. Bu işte başarılı oldum ve bu işi yapabildiğim kısa süre içerisinde oldukça iyi para kazandım. Daha da önemlisi bu işte, farkında bile olmadan, kısa bir süre sonra çok işime yarayacak olan bilgiler edindim.”

Derken üniversiteyi bitirir. Artık Almanya'da yüksek mühendis olmuş bir gençtir. Ülkesine dönüp askerlik yapmayı, sonra da mühendis olarak çalışmayı düşünür. Ve bir gün, hayatının dönüm noktası sayılabilecek, trajik bir tesadüfle, kendi işini kurma yolunda ilk adımları atar.

Arabası Yandı Hayatı Değişti
Arkadaşı evlenecektir. Ondan nikah şahidi olmasını ister. Ancak nikah için İsveç’in Malmö şehrine gitmesi gerekmektedir. Gittiği gibi feribotla geri döner Almanya'ya. Ancak limanda inince Kuzey Almanya'yı hiç tanımadığını fark eder. Hiç değilse bir günlüğüne Hamburg'u görmek ister; “Arabamı park ettiğimde, güneşli, pırıl pırıl bir nisan günüydü. Hamburg gözüme tahmin ettiğimden çok daha çekici görünüyordu. Arabadan inip gerindim ve bir sigara yaktım. Arabamın etrafında sigaramı tüttürerek yürürken asfaltın üzerinde küçük bir yağ izi gördüm. Yoksa yağ değil miydi? Lekeyi daha yakından görebilmek için eğildim. Gerçekten de yağ değil, benzindi. Sigaramdan yere bir kıvılcım düşmüş olacak ki, havaya bir alev yükseldi.”

Arabası alev alev yanar. Bavulu, bütün giyecekleri, belgeleri, pasaportu, ehliyeti, ruhsatı, evrak çantası, cüzdanı ve paraları yanıp kül olur. Hiç tanımadığı bir kentte beş kuruşsuz, arabasız kalır. En iyi çözümün bir Türk bulmak olduğunu düşünür. ‘Hasan Bakkal’ adında bir restoran tarif ederler ona.

Hasan, öyküsünü dinler, Berlin'deki bankadan parası gelene kadar ihtiyaçlarını karşılaması için bir 100 mark verir genç adama. Biraz kendini toparlar. O sırada birden gözü Hasan’ın arkasındaki bir ilana takılır.: ‘Düsseldorf-İstanbul arasında charter uçuşları’ “Peki neden önce Dusseldorf’a gitmek gerekiyor” diye sorar; “Hamburg'dan İstanbul'a doğrudan uçak yok mu?”
Hasan, “Yok” der.

İlan aklından çıkmaz. Berlin'e döner dönmez bir uçak kiralar, kaparo verir. Soluğu doğruca Hamburg'da alır. Bodrum katında bir büro tutar. İşyerindeki portatif yatağında uyur, duş alabilmek için yakındaki yüzme havuzuna gider.

Tek sayfalık bir broşür hazırlar. 99 Mark'a bir daktiloyla ikinci el bir fotokopi makinesi alır. Broşürü çoğaltır ve elinde çantayla Türk işçilerin kaldığı yurtları dolaşır günlerce. Sonra işyerine dönüp müşteri beklemeye başlar; “İlk uçağımda 114 koltuk vardı ve üç günde hepsini satmayı başarmıştım. Üç uçak daha kiraladım. İlk uçuş 20 Temmuz 1969'da, Neil Armstrong aya ilk defa ayak bastığı gün gerçekleşti. ‘Seyahat Acentesi Vural Öger İstanbul’ sahibi artık uyuyacak zaman bulamasa da piyasaya hızlı bir giriş yaptı. Müşteri sayım, işe başladığım daha ilk yıl içerisinde yaklaşık 15 bini buldu ve bu sayı bir yıl sonra 30 bine ulaştı. Daha sonra da 50 bini geçti.”

Öger'in anılarında Avrupa'nın en büyük seyahat acentesinin birinin sahibi olmaktan öte Alman Sosyal Demokrat Partisi'nde 10’uncu sıradan Avrupa Parlamentosu'na milletvekili adayı gösterilebilecek bir başarıyı nasıl elde ettiğinin öyküsü de var. Kitabının arkasında yer alan albümde yalnızca Çin'in Hainan Adası Valisi ya da Küba lideri Fidel Castro ile fotoğrafları yok. Aynı zamanda 2000 yılının nisanında dönemin Cumhurbaşkanı Demirel'den ‘Yüksek Hizmet Madalyası’, bir yıl sonra Almanya Cumhurbaşkanı Rau'dan 'Hizmet Nişanı' alırkenki görüntüleri de yer alıyor.
 
 
Bu yazı 2616 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans Onların Başarısı Genetik Mi?
Yakup DEMİR

Türkiye’ye Kuru Golf Gelsin, Ben Bile Oynarım
David JUDSON
 
Dünyada Turist sayısı 900 Milyona Ulaştı
kobifinans Dünya Turizm Örgütü’nün yayınlanan son ...

15 Temmuz 2008

Seyahatlerde "Fiyattan Önce Kalite Eğilimi" Avrupa Pazarında Gelişiyor
kobifinans Avrupa seyahat endüstrisi pazarının aktörleri, tüketici ...

15 Temmuz 2008
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010