Yeşim Tekstil, Türkiye’de hazır giyim ve tekstil sektöründe örnek alması gereken bir şirket. Temelleri Şükrü Şenkaya tarafından 1983 yılında atılan, bugün bünyesinde, iplik, ev tekstili, boya terbiye ve örme fabrikalarının bulunduğu, 3.000 kişinin çalıştığı şirketin başında Şenkaya'nın oğlu Şenol Şenkaya bulunuyor.
Hazır giyimde nasıl bir dönemdeyiz? Bir yandan tekstilin geleceğinin bittiğini savunanlar, diğer yandan daha da öne çıkacağımızı düşünenler… Sizin görüşünüz nedir? Türkiye'de tekstil ve hazır giyime yönelik olumsuz konuşanlara katılmak mümkün değil. Her dönem Türkiye'nin öncü sektörü olmuştur hazır giyim. Olmayı da sürdürecektir. Dünyada zaten dengeler sürekli değişiyor, şaşırtıcı gelişmeler yaşanıyor. Perakendeci perakendeci olarak kalmak istiyor. Üretim risklerini, yüklerini azaltmak istiyor. Biz de buna yanıt veriyoruz.
2005'te gümrük duvarlarının kalkması ile birlikte Uzakdoğu rekabetini daha yakından ve derinden hissedeceğimize dair görüşler ortaya çıktı. Doğrudur. Ucuz işçiliğe dayanan ülkelerle büyük bir rekabetimiz oldu. Tüm dünya üreticilerinin oldu. Olmaya da devam edecek. Bu kaçınılmaz. Ancak dünyanın da sonu değil. Kaldı ki kendi rekabet avantajımız olan unsurları daha iyi görmemizi sağladı yaşanan gelişmeler.
Avrupalı şirketler, Katma değeri yüksek, çabuk üretim ve servis isteyen ürünler için bize geliyor. Hem coğrafi olarak yakınız, hem bu işi çok iyi biliyoruz. Her miktarda ürün siparişine yanıt verebiliyoruz. Hızlı üretim ve servis sağlayabiliyoruz.
Ticaret kurallarının farklılaşması ile birlikte dünya genelinde nasıl bir değişim yaşandı? İlk dönemde Uzakdoğu'nun cazibesi arttı. Her kategoriden marka, üretim için Uzakdoğu ülkelerini seçti. Yalnız Çin'de değil, Hindistan, Bangladeş vb ülkeler dünya üretiminde büyük pay aldı, almaya da devam edecek. Ancak birçok dünya devi de zaman içinde Uzakdoğu’dan hızla uzaklaşıyor. Kimi sosyal sorumluluk konusunda sıkıntı duyuyor, kimi kalitede sorun yaşıyor.
Bu dönemde Türkiye'ye yönelik algı nasıl? Biz sosyal sorumluluğu en üst seviyeye çıkardık. Katma değeri yüksek ürünlere yöneldik. Hızlı ve esnek üretim yaptık. Biz şirket olarak, süratli dönüşlerin olacağını düşündük, yüksek ölçekli üretim siparişlerinin olacağını hesapladık. Üretim kapasitemizi hem artırdık hem de yaygınlaştırdık. Yurt içi ve dışında fason üretime yöneldik.
Yeni dönemde neler yapılması gerekiyor? Öncelikle en büyük sorun düşük kur. İhracatçıya gerçekçi kur politikası sunulmalı. Bu konu maalesef göz ardı ediliyor. Pamuk fiyatları o kadar arttı ki durumu müşterilere izah etmekte dahi zorluk çekiyoruz. Fiyatlar bu yıl yüzde 40'ların üzerine çıktı.
Bu sizin fason olarak üretim yaptırdığınız küçük şirketleri nasıl etkiliyor? Bizim Adıyaman'a kadar uzanan geniş bir kesimde fason çalıştığımız, tüm denetimlerini sağladığımız, iş garantilerini verdiğimiz tesisler var. Doğu'ya teşvik getirilmesi çok önemli sektör için. İstanbul veya Bursa'daki geçim endeksi ile Doğu'daki geçim endeksi aynı değil. Bu ücretlere de yansımalı.
İstenilen koşullar oluştuğunda, teşvikler sektöre nasıl bir dinamizm getirir? 20 milyar dolar civarında bir ihracatımız var. Bunu rahatlıkla iki katına çıkarabiliriz. Tekstil sektörü, en çok istihdam yaratan sektörlerden biri. 1 milyon dolara konfeksiyon fabrikası kurduğunuzda, 400-500 kişilik istihdam yaratıyorsunuz. Ben Türkiye'de hazır giyimin geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyorum. 3-5 yıl içinde yeniden eski günlerdeki gibi büyük bir patlama yapabilecek potansiyeli var.
Yeşim Tekstil son dönemde hızlı bir şekilde büyüyor. Siz farkınızı nerede ortaya koydunuz? Biz 2005'ten sonra siparişlerin artarak geleceğini, kotaların kalkması ile beraber müşterilerin tedariğinde büyük bir değişme olacağını tahmin ettik. Birtakım konsolidasyonlar olmaya başladı.
Kotalardan dolayı müşteriler her yerde parça parça mal ürettiriyorlardı. Bunun da bir maliyeti vardı. Ama kotalar, bu maliyeti içine çekebiliyorlardı. Zamanla kota konusu gerçek fiyata döndü. Biz de stratejik ortaklıklara doğru yöneldik. Üretimde marka olma hedefini koyduk ve başardığımızı düşünüyorum.
Bir de yalın üretim metodunu başarı ile uyguladınız? Evet. Üretimin her halkası tek tek gözden geçirildi. Çok sıkı bir maliyet hesabı yapıldı. Önlemler ve kurallar titizlikle uygulamaya sokuldu. Eğitim bizim için çok önemli. Çalışırken eğitim alınır, günün her saati değerlendirilir. Sosyal sorumluluğu iş yapış şeklimizin her aşamasına yaymış durumdayız. Fabrika çalışanlarımız için kreşler oluşturduk. Çalışanlarımızın algı ve yeteneğini artırmak için konserler, söyleşiler, sergiler düzenliyoruz.
Fason çalıştığınız tesislerde durum nasıl? Çalıştığımız tüm kuruluşlara da aynı yaklaşımı sunuyoruz. Denetimlerini yapıyoruz, iş garantilerini sağlıyoruz. Sosyal sorumluluk anlayışımızın onlarda da harfiyen olması gerekiyor ki biz de müşterilerimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirelim.
Kaynak: Bu röportaj, www.kobifinans.com.tr için, Ekonomist Dergisi’nden derlenmiştir.
www.ekonomist.com.tr
|