|
Küresel ekonomik kriz, tekstil ve hazır giyimde birçok kuralı değiştirdi. Pazarlamadan mali yapıya, üretimden satışa kadar üreticiler ve alım grupları yeni düzene ayak uydurmaya çalıştı. Mevcut pazarlardaki kayıplarını dengelemek için, belki de sipariş volümleri düşük olduğu için, şimdiye kadar hiç girmedikleri pazarlara yönelen ihracatçılar, bu ülkelere ihracat yapmaya başladı. Tekstil sektörü, Brezilya, Meksika, Venezuella, Slovakya, Polonya, Romanya gibi ülkelere odaklandı. Bu pazarlardan önemli ölçüde siparişler alındı.
İhracatta yeni pazarlara girmenin yanı sıra sektör için önemli bir gösterge de alım gruplarının durumu oldu. Türkiye’de yaklaşık 150’yi aşan dış alım ofisi, dünya pazarlarının önde gelen markaları, mağaza grupları, perakende dağıtım şirketlerinin satın almak istediği tekstil ürünlerinin tedariği için çalışmalar yürütüyor. Halen tekstil ve hazır giyimin yüzde 70’ini oluşturan alım grupları, krizle birlikte yüzde 20-25 oranında bir daralma yaşadı. Alım gruplarının yurt dışında çalıştığı şirketler alımlarını azalttı. Toplu sipariş yerine daha küçük volümlü ama daha sık sipariş vermeye başladı.
Küresel ekonomik krizle birlikte tekstil ve hazır giyim sektöründe kurallar, tabii ki yalnızca ihracat pazarlarında değişmedi. Yeni bir düzen oluştu. Örneğin, fuar organizasyonları, yerini bire bir müşteri ziyaretlerine bıraktı. Talepte yaşanan azalma sonucunda şirketler, üretim maliyetlerinde tasarrufa yöneldi. Doğalgaz yerine kömüre dönen birçok şirket oldu. İhracatın en çok katma değer yaratan sektörü hazır giyim, stoksuz, daha düşük adetli ancak daha fazla çeşitli üretime odaklandı.
Ana pazar olan AB’deki sipariş yapısının değişmesiyle üretim modelleri yeniden gözden geçirildi. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, bu konuda şunları söylüyor: "Tüketimde daralan taleple birlikte AB’de şöyle bir model oluştu; stok maliyetinden kaçarak, daha az adet ve daha hızlı üretimle siparişlerini teslim almak. Bu noktada da Türkiye’nin her zaman büyük avantajı var. Düşük adette ancak daha zengin koleksiyon ve hızlı üretimle alım gruplarının karşısına çıktı."
Fiyatlar Düştü Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe, yine bazı şirketler koleksiyonlarını büyütme yolunu seçti. Fiyatlarını da yüzde 20’ye varan oranlarda düşürdü. Aynı zamanda bütçelerinde Ar-Ge’ye de pay ayıran bazı şirketler, akıllı tekstil ürünleri geliştirerek, ek katma değerle gelirlerini artırma yoluna gidiyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında ihracattan yüzde 5,3 pay alan tekstil sektörü, 2008’i 6,8 milyar dolar ile kapatmasına rağmen, 2009’u 5,6 milyar dolarla bitiriyor. İhracattan yüzde 12,5 pay alan hazır giyim ve konfeksiyon sektörü ise 2008’i 15,7 milyar dolar ihracatla kapatırken, 2009’da bu rakam 13 milyar dolara gerilemiş durumda.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Ekonomist Dergisi’nden derlenmiştir.
www.ekonomist.com.tr
|