|
Yakın geçmişte ABD, Çin’in haksız rekabeti ile uğrayacağı zararı önceden görerek acilen korunma önlemlerine başvurdu, ancak iç hukuk sürecinde yaşadığı tıkanmalar nedeniyle, gecikmeli olarak 2005’in ikinci yarısından itibaren bazı kategorilerde Çin’e karşı tek taraflı kota uygulamasına başladı. Nihayet ABD, 8 Kasım 2005 tarihinde Çin ile imzaladığı anlaşma ile 21 ürün gurubunda, 34 kategoride, 2006, 2007 ve 2008’de kota uygulanması ve yıllık yüzde 5,5-16 arası değişen kota artış oranlarının belirlenmesi hususunda mutabakata vardı. Anlaşma 1 Ocak 2006 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi. ABD Çin’e karşı uyguladığı kotaları, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılım protokolüne uygun olarak 2008 sonuna kadar uygulama kararı aldı. AB ise kota uygulamasını, devam etmesine hukuksal olarak bir engel bulunmamasına rağmen 2007 sonu itibariyle uygulamayı sona erdirdi.
Çin, 11 Aralık 2001’de DTÖ üyesi oldu ve DTÖ-Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşması uyarınca 10 yıl içinde kotaları uygulamadan kaldırma süreci gereği, aşama aşama 1995’den itibaren 7 yıl boyunca kaldırılan sınırlamalardan bir günde, yani 1 Ocak 2002’de yararlanmaya başladı.
Bu noktada, 2001’de 3’üncü sırada yer alan Çin, bir anda miktar bazında ABD’nin baş tedarikçisi oldu. En ilginç nokta, 2002’den itibaren, Çin’in dünyanın en büyük ithalatçısı olan ABD’ye ihracatını yalnızca 1 yılda 2 katından fazlaya çıkaracak kapasitesi olduğunu göstermiş olması.
2006’dan itibaren, ABD’ye yönelik Çin’in tekstil ve hazır giyim ürünlerindeki ihracatını kısıtlayan kota düzenlemesine rağmen, Çin’in ABD pazarında gerek tekstil gerekse hazır giyim sektöründeki ağırlığı artarak devam etti.
Kaynakta, sonraki yıllara yönelik yeni bir bilgi akışına rastlanmıyor. Bu verilerle değerlendirme yaparken, dünyada ve onun etkisiyle Türkiye’de son dönemde yaşanan ekonomik krizin yansımalarını taşımadığını da hesaba katmak gerekiyor.
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.
www.sanayi.gov.tr
|