KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   02 Aralık 2008, Salı
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

İpuçları

Yatırımlarınızda kullanabileceğiniz finansman alternatifleri ve avantajlarını görmek için tıklayın.


İnternetten ticarete hala başlamadınız mı? Geç kalmayın...

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

İlgili Linkler
Yerli Web Adresleri
OSTİM


"Entari Altına Pijama Giyen Bir Annenin Oğluyum, Şimdi Rusya’da 40 Mağazam Var"
Adil IŞIK
Adil Işık Tekstil'in Sahibi
Adil Işık’ın hayatı tam bir başarı öyküsü. Ispartalı ilkokul mezunu bir işadamı Adil Işık. Laleli’de iş yaparak büyüdü, Rusya’da en çok mağazası olan Türk markası haline geldi. Adil Işık bugün 11 ülkede yılda 5 milyon parça ürün satıyor.

Adil Işık’la sohbet etmeyi aslına bakarsanız çok önceden kafaya koymuş ama bir türlü gerçekleştirememiştim. Röportaj yapmak istememin öncelikli nedeni, Adil Işık’ın sıfırdan yarattığı markasıyla Rusya’da en çok mağazası olan Türk hazırgiyimcilerden olmasıydı. Rusya’da tam 40 mağaza. Üstelik Rusya’daki en büyük ve lüks alışveriş merkezlerinde Adil Işık markası var. Türkiye’de alt gelir kesimine yönelik trendleri takip eden bir marka olarak yola çıkan Adil Işık, son dönemde yakaladığı başarıyla her kesimden kadını müşterisi yapan bir marka.

Adil Işık, Isparta’dan İstanbul’a göç eden Işık Ailesi’nin en büyük çocuğu. İlkokul mezunu. Köy yerinde hayvanların üzerinde, İstanbul’da ise el arabasıyla ticaret yapan bir babanın oğlu Adil Işık. Sohbete çocukluğundan başladık.

Kaç yaşında geldiniz İstanbul’a?
8 yaşındaydım. Babamla geldik. 20 yaşına kadar İstanbul’da yaşayan Ispartalılar arasındaydım.

Babanız ne yapıyordu İstanbul’da?
Çerçiydi. El arabasıyla ürün satardı. Ben okuldan çıkınca babamın yanına gider ona yardım ederdim.

Çalışmaya çok küçükken başlamışsınız...
Evet. O dönemde yaz aylarında da Isparta’ya giderdik. Köy yerinde de çalışırdım. Hayvan güderdim. Bunun karşılığında da buğday verirlerdi. İstanbul’da da fırınlardan galeta alır satardım. Acıksam bile o galetalardan yemezdim, sermayeme el sürmezdim.

Tekstil işine nasıl girdiniz?
Askerden döndüm. Babam farklı ürünler satan bir mağaza açmıştı. Ben kendi yolumu çizmek istedim. Başlarda kadın, erkek giysileri ürettirip satmaya başladım. Sonra tamamen kadın üzerine oldu. İlk Adil Işık mağazasını 1992 yılında Kocamustafapaşa’da açtım.

Mağazalaşmaya başladınız...
Aslında daha çok farklı satış noktalarına kendi markamla ürün veriyordum. Kısa zamanda ilgi gördü. Bakırköy’deki mağazam çok tuttu, sonra da Akmerkez’i açtım.

Rusya’ya nasıl açıldınız?
Biliyorsunuz bir dönem bavul ticareti vardı. Laleli olayı... Çok ilgi gördü ürünlerim. 1992 yılından sonra açıldım. İnanın o dönemlerde Rusya’da Moskova’nın kalbi olarak görülen Tverskaya’da ’Türk malı satılmaz’ yazıyordu.

Neden?
Tüccarlarımız çok yanlışlar yapıyordu. Biz o alışveriş merkezinde ’Adil Işık ürünleri bulunur’ yazısını gördük. Çünkü doğru iş yaptık. Hep ahlaklı davrandık. Akıllı adamın ahlakı kalıcıdır. Ben ticaret yaparken hep şunu düşündüm ben Türkiye’yim. Hep ‘Türkler iyi iş yapıyor, kandırmıyor’ desinler istedim. Bir dönem ne yazık ki tüccarlarımız orada çok yanlış yaptı.

Rus kadınlarını giydiren adam diyorlar sizin için. Türkiye’den önce Rusya’da daha bilinir olmanızı neye bağlıyorsunuz?
Öncelikle bir konuya girmek isterim. Rus kadınlara Nataşa diyoruz. Bir milletin kadınlarına böyle bir genelleme yapmak çok çirkin. Türkiye’ye gelen Ruslar daha varoşlardan geliyor. O yüzden de Türkiye’de yanlış bir imaj var. Moskova’ya giden her Türk şaşırıyor. Rus kadınlar hem bakımlı hem de çok güzel giyiniyor. Giyinmeyi de çok seviyorlar.

İyi giyinmek para ve güzellikle ne kadar ilgili sizce?
Paranız olmasına çok da gerek yok iyi giyinmeniz için. Pahalı kıyafetlerle şık olunmaz. Zengin şık giyinir diye bir şey yok, yalnızca giyime iyi para harcarlar. Rusların tarihinde şaşa var. Ve kent kültürleri var. Giyim de bunlarla bağlantılı.

Rus kadınını giydirmeyi basit görenler mi var?
Evet. Bu da yanlış. Rus kadınını giydirmek basit değil. Orada her marka var. Maddi olanakları da var, zevkleri de. Benim markamdan bir pantolon alıp, üzerine dünyaca ünlü bir markadan ceket alan kadın çok. Kompleksleri yok.

Türklerin kompleksi mi var?
Türkiye’de yabancı mallara özenti var. Yerli malını küçümsüyoruz. Ancak bu yavaş yavaş değişiyor. Nişantaşı’na gidiyoruz birkaç lüks marka var. Birer ikişer yerleri var o ünlü markaların Türkiye’de. Rusya’ya gidin bütün A plus markalar her yerde var. Ben Anadolu çocuğuyum. Annem entari altına pijama giyerdi. Kendimi yetiştirdim, kadına ne yakışır, kadınlar nasıl giyinmek ister, nasıl alışveriş yapar bunu öğrendim.

Siz hep Türk markaları mı giyiyorsunuz?
Ben her şeyimi yerli giyerim. Moda kişide kendini bulur. Bir pabuç, broş, çanta ya da mücevher giyimde farklılığı ortaya koyar.

Moskova’da ilk mağazanızı ne zaman açtınız?
İlk mağazayı 2002’de açtım. Ama 7-8 yıl öncesinden Rusya’da vardım. Ürünlerim satılıyordu farklı butiklerde ve aranılan bir marka olmuştuk. Biz mağazalaşınca müşteri bizi daha kolay bulur hale geldi. Müşterimiz hazırdı. Bu yüzden de hızla büyüdük.

Yaşadığınız en büyük zorluk neydi bu açılımı yaparken?
Biz burada yerli olduğumuz için küçümseniyoruz, yurtdışında da Türk olduğumuz için. Ama bu son zamanlarda kırılıyor. Türkiye’de de kırılıyor, yurtdışında daha önce kırıldı. Yurtdışında doğru trend mi, iyi kalite mi, doğru fiyat mı diye bakılıyor. Ben sıfırdan geldim. Babamdan kalan bir şey yok. Uluslararası rekabete açık bir iş yapıyorum. Boşluk tanımayan bir ortam. Bu pazarda tutunmak ve ilerlemek zor. Colins var bizden başka Rusya’da, bir Türk kurucu, tamamıyla Türk markası. Avrupalı rakiplerle sıkı mücadele içindeyiz.

Üretim kapasiteniz nedir, ne kadarını ihraç ediyorsunuz?
Üretimimiz yılda 5 milyon parçayı geçiyor. İhracatımız yüzde 60 seviyesinde.İspanya son yıllarda kadın hazırgiyiminde atakta. Zara ve Mango. Dünya markası oldular. Sizce

Türkiye neden yapamıyor?
İspanya dünya trendi markalar çıkardı. Biz üretim olarak daha iyiyiz. Biz o markaları iyi irdelemeliyiz. Cirolarının yüzde 60’ını kendi ülkesinde yapıyor. Kendi markasına sahip çıkıyor. Yıllar önce Arçelik çamaşır makinesi varken Bosch alanlara da aynı şeyi söylerdim. Niye gidip yabancı alıyorsun, kendi markana sahip çık. Yıllar önce bir arkadaşım otomobil aldı, ’Ne özelliği var?’ diye sordum. ’En pahalısını aldım’ dedi. Bunun gibi biz böyleyiz. Bu üründe ne buldunuz? Yanıtı yok. İrade markaya bırakılmaz. İspanya’dan çıkan markalar İspanya’da güçlenip ihtisaslaşmış. Bizim de bunu yapmamız lazım. Kendi markalarımıza sahip çıkmalıyız. Türk tüketicisi doğru trendler neredeyse ondan alışveriş yapmaya yeni yeni başladı.

Gürcistan’daki son olaylar, Rusya’nın gümrüklerde Türk mallarının girişini yavaşlatması sizi nasıl etkiledi?
Problem devam ediyor. Gümrükte işi yavaşlattılar. Türk olmanın zorlukları bunlar. Yöneticilerin rakamları önlerine koyup iyi değerlendirme yapmaları lazım. Siyasetçilere çok iş düşüyor. Ben bu sürecin aşılacağına inanıyorum.

Eşim hep markamı giyer. Eşimi giydiremezsem diğer kadınları nasıl giydireyim?
Köyden şehre gelen kız köyden biriyle evlenmez

Neden kadın giyiminde uzmanlaşmayı tercih ettiniz?
Hem kadınlar değişime daha kolay ayak uyduruyor, hem de kolay adapte oluyorlar. Dünyaya daha açık kadınlar. Ben 1965’lerde Anadolu’dan İstanbul’a gelen biriyim. Bir örnek vereyim. Köyden gelip İstanbul’da 15 yıl yaşayan bir kızı köyden bir erkekle evlendiremezsiniz. Erkek ise köyden 20 yıl önce çıkmış olsa bile gider yine köyünden bir kadınla evlenebilir. Erkek muhafazakardır. Kadınlar ise kendilerini hızla yeniler.

İki oğlum var. Biri 20, biri 8 yaşında. Bu bayrağı devralmalarını çok isterim. Bu marka bana ait değil. Adil Işık markasını ben kurdum ve bu ülkeye ait. Bu kadar insanın çalıştığı, istihdam yaratan, milyonlarca kişiye ulaşan, katma değer yaratan bir kuruluşun yaşamasını isterim.

Kaynak: Vatan Gazetesi/Elif Ergu

www.gazetevatan.com
 
 
Bu yazı 577 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

Yılmaz: ‘Eğlendiren Alışveriş Modelini Benimsedik’
 
  Üyelik Girişi
Haberler

Tekstilde Kapatılan Fabrikalar Yeniden Açılıyor

21/11/2008

Kriz Kendi Modasını Yarattı

21/11/2008

Röportaj
"Tüketiciyle En Güçlü Bağı Krizde Kuruyoruz"
Yılmaz YILMAZ

"İnsanı Her Sabah Yataktan Çıkaracak Bir Neden Olmalı"
Step Halı’nın Sahibi

Konuk Yazar

Nur DEMİROK
Deodorant Etkili Çamaşırlar Kozmetik Üretimde Devrim Gibi


Kadir DİKBAŞ
Tekstilin Modası Mı Geçti?

Başarı Öyküleri
Öncü Tekstil, Sektöründe Bir İlki Başardı
Türk tekstilinin, rekabet sorunlarını inovasyon...

Kilimleriyle Kapalıçarşı’dan Dünya Markası Yarattı
Her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği İstanb...

Analiz-Araştırma
Tekstil İhracatı Artıyor
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, tekstil sektörünün 2006 yılı ih...

21/11/2008

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik