Bir zamanlar Türkiye sanayileşmeye odaklandığında bazı çevrelerin tarıma burun kıvırdığı gibi, bugün de tekstil ve giyim sektörüne tuhaf bakışlar oluşmaya başladı. ’Çaput işi’, ’bez işi’ deyip başka sektörlere geçişi tavsiye edenler var.
Peki yapılan onca yatırım, birikim ve emek ne olacak? İstanbul Sanayi Odası, imalat sanayimizin 10 yıllık fotoğrafını çeken bir doküman hazırlamış. Önceki gün yapılan meclis toplantısında Başkan Tanıl Küçük’ün açıkladığına göre, bazı sanayi kollarında pek çok ülkeyi kıskandıracak gelişmeler göze çarpıyor. Fakat bunun yanında güçlü olduğumuzu düşündüğümüz bazı sektörlerde kan kaybetmişiz.
Büro ve bilgi işleme makineleri, taşıt araçları, radyo ve TV imalatı ciddi sıçramalar kaydetmiş. Ekonomik büyümenin oldukça üzerinde bir büyüme rakamına ulaşmış. Peki ya gerileyenler? En başta deri ve ayakkabıcılık var. Arkasından tıbbi, optik, hassas aletlerin imalatı geliyor ama sektörün büyüklüğü bakımından en önemlisi tekstil ve giyim. Bu sektörlerin üretime, ihracata ve istihdama katkısında gerileme söz konusu.
Tekstil ve giyim, imalat sanayinin en ağırlıklı sektörlerinden. İkisinin payı yüzde 16’yı geçiyor. Bu sektörlerdeki gerileme tabloda görülüyor. İstihdam konusunda ise tekstil ve giyimde yıllık ortalama yüzde 4, deri ve ayakkabıda yüzde 6’ya yaklaşan daralma var. Bu sektörler ihracatta da en düşük artış kaydedenler arasında. Buna rağmen, tekstil ve giyim ihracatı, halen toplam ihracatın yüzde 21,1’ini teşkil ediyor. Onu takip eden en güçlü sektör, yüzde 15,9 ile taşıt araçları. Tekstil ve giyimin ihracattaki payı, 10 yıl önce yüzde 37,6, taşıt araçlarının payı ise yüzde 3,4 seviyesindeydi. İhracatın büyük bölümünü tekstilin oluşturması elbette övünülecek bir durum değil ama diğer sektörlerde önemli mesafeler alırken güçlü olduğumuz sektörlerde aynı başarıyı gösteremediğimizi de bilmeliyiz.
Kaynak: Zaman Gazetesi
www.zaman.com.tr
|