Yüzde 500 büyüme… Evet yanlış okumadınız, tam yüzde 500. Bu oran, özellikle böyle küresel kriz ortamlarında, insanlara pek inandırıcı gelmiyor. Söz konusu şirket “Kuryenet”. Ağırlıklı işi, Türkiye’deki bankaların, hemen tüm evraklarını, yani kredi kartından tutun da kargolarına kadar, tüm ürünlerini taşımak. Şirketin kuruluş yılı 1994. Yani yine bir ekonomik kriz dönemi. Aslında, “her kriz dönemi bir fırsat yaratır” sözünün yaşayan bir örneği Kuryenet.
3 Arkadaşın Hikayesi Hikaye, 2’si ODTÜ İnşaat, diğeri de, Boğaziçi İşletme mezunu 3 arkadaşın, girişimci ruhu ile can buluyor. Arkadaşların ilk işi, motosikletli kurye. Halen Kuryenet’in Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su olan İdris Karaca, bu gelişmeyi şöyle anlatıyor:“ODTÜ İnşaat Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra, sınıf arkadaşım Mehmet Ali Tunabar’la birlikte İstanbul’a geldik. Burada Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu Haluk Berdan’la tanıştık. 1994’te ortak bir iş yapmaya karar verdik. Aklımıza motosikletli kuryecilik geldi. 30 kişiyle, İstanbul içinde dağıtım yapmaya başladık. Kısa bir süre sonra gördük ki, motorla tek tek müşterilere evrak dağıtımı karlı bir iş değil. Kurumsal şirketlerin, toplu dağıtım işlerini almak gerekiyor. Bazı bankalardan kredi kartlarının dağıtımı konusunda işler almaya başladık. Ancak kredi kartı dağıtımının bazı riskleri vardı. Biz de bu riskleri ortadan kaldırabilmek için, bankayla birtakım yeni kurallar geliştirdik. Bunlar bir yerde, kredi kartı dağıtımında geliştirilmiş ilk kurallar oldu ve iş hacmimizi artırdı. Ardından başka bankalar da bizimle çalışmaya başladı. Kuryenet’in bir diğer özelliği de, ilk kez zarfları barkodlamasıydı. O dönemde bize deli gözüyle bakıldı. Ofise müşteri çağırmadan, adrese teslim yaptık. Müşteri yerinde yoksa, 2’inci adresine gittik. Randevulu teslimat sistemini başlattık. İstanbul’un ardından, 2000’de, tüm Türkiye’ye, köylere kadar dağıtım yapar olduk.
İşte bu süreç, yıllık hacmi 50 milyar dolar olarak hesaplanan Türkiye lojistik pazarının, en büyük oyuncularından biri haline getirmiş Kuryenet’i. Aslında Kuryenet’in kurucularına göre, Türkiye lojistik pazarı, yeterince değerlendirilemiyor. Bunun en önemli nedeni ise, dağıtım işlerinin, 1950’lerden kalma Posta Kanunuyla yönetilmesi. Bu kanuna göre, bütün kargo paketleri ve zarflar, PTT tarafından taşınmak zorunda. Özel şirketler, ihtiyaçtan dolayı bu hizmeti verse de, henüz kanunda yerleri yok. Şimdi AB müktesebatına uygun, yeni bir kanun hazırlandı. 2009, en geç 2011’de çıkması bekleniyor. İşte o zaman, özel sektör legalleşmiş olacak. Ve özel sektör, bu alana daha rahat yatırım yapabilecek. Potansiyeli yükselten 2’nci etken, Türkiye’nin küresel ticarette, büyük bir geçiş noktası olacağı düşüncesi. 3’üncüsü ise, e-ticaret, bütün dünyada dağıtım sektörünü büyütüyor.
Hadımköy’e Dev Merkez İşte Kuryenet’te, bu öngörülerden yola çıkarak, geleceğe iddialı hazırlanıyor. Bunların en önemlilerinden biri ise evrak takibi. Karaca; “Günümüzde bu kurallar, her müşteri tarafından isteniyor. Dolayısıyla, rakiplerimiz de bizi izliyor” diyor. Karaca, Kuryenet’in şu anda, bankacılık sektörünün kredi kartı, evrak ve kargo dağıtımının, yüzde 50’sini tek başına yaptığını vurguluyor. Ancak şirketin hedefleri bu payla yetinmek değil. Kuryenet, İstanbul Hadımköy’de kurduğu dağıtım üssüyle, büyümesini daha da hızlandırıyor. Aslında şirketin planları arasında yabancı ortaklık da vardı. Ancak kriz, bu hedefi şimdilik sekteye uğratmış durumda. Karaca, Hadımköy’deki yatırım ve ortaklıkla ilgili şu bilgileri veriyor:“Bu yatırım sayesinde, öncelikle şirketlerimizi bir merkezde toplayacağız. Hadımköy’de 100 dönümün üzerinde arazi satın aldık. Burada, içinde her türlü otomasyonu bulunan bir dağıtım merkezi oluşturacağız. 40 milyon TL’ye mal olacak bu merkez. Türkiye’nin en büyüğü olacak. Avrupa’nın da en büyükleri arasında yer alacak. Ekonomik konjonktür müsait olduğunda da, halka açılmayı da planlıyoruz. Şirketimize 2007’de, yurtdışı kaynaklı birçok fon talip olmuştu. Ortadoğu ve İngiltere merkezli 2 büyük fonla görüştük. Ama sonuçlanmadı. Kuryenet ve Kargonet, halen Türkiye genelindeki 220 acentede hizmet veriyor. Karaca, 2009’da bu sayının, 250’ye çıkacağını söylüyor.
Yabancılar Talip Oldu İşte bu başarı, Kuryenet’i dağıtımda yeni alanlara yöneltiyor. Kredi kartı ulaştırılan kurumsal müşteriler, kendi sektörleri için de aynı kuralları talep edince, 2001’de Kargonet kuruluyor. Karaca, kurye ve kargoyu, 2 yıl önce, yalnızca posta ofislerinin izlediğini anlatıyor: “Kargo ofislerimizi, geleceğin postaneleri şeklinde tasarladık ve “Narpost” adında ofisler açmaya başladık. Alışılmış kargo ofislerinden daha şık bir konsept yarattık. Halk da, şirketler de, buraya kargolarını bırakabiliyor.”
Kuryenet’in, uluslararası bir dağıtım şirketiyle işbirliği de söz konusu. Karaca; “Narpost’larda, yalnızca Türkiye değil, dünyada bile olmayan bir konsept oluşturduk. FedEx ve TNT ile yaptığımız anlaşma doğrultusunda, Narpost’a gelen müşterilerimiz, hem yurtiçi, hem de yurtdışı gönderilerini, ofislerimizden yapabiliyor. Örneğin, Ankara’ya gidecek paketi Kuryenet’e, Hollanda’ya gidecek olanı ise, TNT’ye veriyor” diyor. Karaca, Kuryenet’in 2008’i, yaklaşık 75 milyon TL’lik bir ciroyla kapattığını belirtiliyor. 2009 hedefi ise, yüzde 20’lik büyüme.
Kaynak: Bu haber, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Para Dergisi’nden derlenmiştir.
www.paradergi.com.tr
|