Lojistik sektöründe 10 bini aşkın insan ihtiyaç var ve açık her geçen gün büyüyor. Sektör olarak yeni bir bilinçlenme ile hızla gelişmekte olan Lojistik alanında insan kaynakları, bilhassa sektörün son dönemde kazandığı ivmeyle iş dünyası işgücü açısından sektöre bakışta yaşanan bilinçlenme ile giderek önem kazanmaya devam edeceklerdir.
Son zamanlara kadar, toplumda sadece "taşıma" ve "taşımacılık" olarak algılanmakta olan Lojistik, kısaca, "müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, ham maddenin başlangıç noktasından, ürünün tüketildiği son noktaya kadar olan tedarik zinciri içindeki malzemelerin, işlerin, servis hizmetlerinin, süreçlerin ve bilgi akışının aksamadan, etkili ve verimli bir şekilde, her iki yöne doğru taşınması, çalışması ve depolanmasının, planlanması, uygulanması, kontrol edilmesi ve bütün bu süreçlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması" şeklinde tanımlanabilecek oldukça geniş ve entegre bir çalışma sürecidir. Bu açıdan bakıldığında Lojistik, Tedarik, Üretim, Sevk, Depolama, Paketleme, Taşıma gibi temel Tedarik Zinciri Yönetimi aşamaları, Toplam Kalite Yönetimi, modern iş Geliştirme süreçleri, Bilişim Teknolojileri, Müşteri Hizmetleri / ilişkileri Yönetimi, gibi bir çok bileşeni ile entegre bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ülkemizde genel olarak, spot işler yaparak günlük kazançlarıyla geçinmeye çabalayan küçük firmalar, geleneksel anlayışla global hedeflere ulaşmaya çalışan KOBİler, holdingler bünyesinde lojistik faaliyetleri yerine getirmek üzere ortaya çıkan yapılanmalar, yabancı firmaların Türkiye’deki şubeleri, kargo şirketi olarak kurulmuş ve sonrasında lojistik firma haline gelme yolunda ilerlemekte olan şirketler gibi bir gelişme sürecinde gözlediğimiz sektörel çalışmaların son yıllarda giderek daha bilinçli ve sektörün global gelişmelerini daha yakından izleyen bir sürece girmiştir. Çoğunluğu küçük ve orta büyüklükteki işletmelerden oluşan sektörde dünya taşımacılık devleriyle rekabet edebilecek güce ulaşmış şirketlerin sayısının giderek arttığını gözlenmektedir. Diğer taraftan, ekonomik canlanma, ülkemizin coğrafik konumu, küresel çapta faaliyet gösteren taşımacılık ve lojistik şirketlerini de Türkiye’ye çekmektedir Lojistik, 21. yüzyılın incisi olacak, gelişecek üç önemli iş kolu arasında Bilişim Teknolojisi, Mikro Biyoloji - Gen Teknolojisi ile birlikte sayılmaktadır.
10 Bin’i Aşan Yetişmiş İnsana İhtiyaç Duyulacağı Tahmin Ediliyor Küresel ticaretteki canlılık ve Türkiye’nin Avrupa ve Asya arasındaki coğrafi konumu sayesinde Türkiye’nin lojistik üs olma hedefi dile getirilirken, lojistiğin önümüzdeki yılların parlayan sektörlerinden biri olması öngörüldüğünden bu büyümenin istihdama da yansıyacağı mutlaktır. GSMH içerisinde yüzde 7’lerden yüzde15’lere kadar büyüme göstermiş, 2008 - 2015 arasındaki dönemde sayısal olarak 10 bin’i aşan yetişmiş insana ihtiyacı duyacağı tahmin edilmektedir. Sektörün faaliyetlerinde artık globalleşme yoluna giden temel amaçları ve Toplam Kalite Yönetimi bilincinde, eğitimli, yabancı dile ve teknolojiye hakim bir İK ile siparişten teslime olan süreçte hızlı ve doğru yanıt verebilmek, en az stokla çalışabilmek, yüklerin birleştirilmesi ile en az maliyete ve yüksek verimliliğe ulaşmak, yük ve araç takibinde izlenebilirlik sağlamak, sürdürülebilirlik sağlamak hedeflerine yönelmektedir.
Lojistik Sektöründe İki Şey Çok Önemlidir: Teknoloji ve İnsan Lojistik sektörü gelişen ve büyüyen bir sektör, ekonomi ve ticaret hacminin büyümesi ile birlikte lojistik firmalarına ve yetişmiş insan kaynağına ihtiyaç da giderek artmakta, günümüz Lojistik firmaları, hedeflerine en verimli biçimde ulaşabilmelerinde insanın en önemli rolü oynayacağı inancı ile ilk hareket noktasının "insan" olduğu bilinci ile hareket etmektedirler Türkiye’de lojistik sektöründeki gelişmeler sektörün iş gücü gelişimini de olumlu yönde etkilemiş, rakip firmaların gelişmesine, sektörde rekabet ortamının artmasına, sektöre ve şirketlerin gelişimine destek olmuş, yeniliklerin önünü açmıştır. Günümüzün küreselleşme yolunda hızla ilerleyen en ekonomik anlayışı içerisinde ve onunla birlikte moder Tedarik Zinciri ve Lojistik Yönetimi, şirketlerin rekabetinde giderek artan önemli bir rol üstlenmektedir. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak Türkiye’de de, lojistik hizmeti alan ve veren firmalar açısından rekabet çok daha çetin koşullarda yaşanmaktadır. Bu ortamda giderek ve hızla büyüyen hacim ve yaşanan rekabetin sonucunda düşen kar marjları, yeni koşullara uyum ve modernleşme sürecindeki yapılanmalar, sektöre odaklanmış akademik çalışma ve eğitimlerin değer kazanması ve yaygınlaşması ile sektörü yeni iş modelleri, ileri mühendislik tekniklerine doğru bir sürece doğru yönlendirmektedir. Globalleşen anlayışta yaygın olarak görüldüğü üzere, firmaların rekabetinin, artık ürettikleri ürünlerde veya sunulan pazarlarda değil, kullandıkları tedarik zincirlerinin yönetimlerindeki anlayışları, modern iş gücü ve yöntemlerle desteklenmiş işleyişleri arasında olacağını düşünerek, stratejilerini belirlemekte olan günümüzün modern yöneticileri, 10 lojistik sektörüne ve sektördeki iş gücüne bu farklılaşma ile yaklaşmaktadırlar. Piyasa koşullarının değişmesi, yeni trendlerin gelmesiyle lojistik kavramının ilgi odağı haline gelmesi ile hem işverenler hem de bu hizmeti alanlar, bir lojistik bilinçlenme ve öğrenme sürecinden geçmişlerdir. Dolayısıyla entegre çözüm üreten, maliyeti minimize eden lojistik kavramı yaygınlaşmıştır. Bu doğrultuda, lojistik sektöründe iki şey çok önemlidir: teknoloji ve insan kaynakları. En son teknolojiyi en iyi kullanabilen, herhangi bir olayda inisiyatif sahibi, planlamacı ve senkronize çalışabilen bir İK hedeflenmektedir.
Lojistik Sektöründe Çalışmak İsteyen Gençler Lojistik Eğitimi Almalı Bu nedenle, sektördeki birçok lojistik şirketi hizmet sektörü olması sebebiyle çalışanların müşterilerine vermiş olduğu hizmetin kalitesini daha da arttırmalarını sağlamak amacıyla, çalıştırdığı insan gücünün gelişimini ve mesleki birikimini de arttırma yoluna gitmektedir. Unutulmamalıdır ki şirket bünyesinde çalışan profili, aynı zamanda şirket profilini de yansıtmaktadır. Bu noktada, Lojistikte eğitimli iş gücünün önemi bir daha da ön plana çıkmaktadır. Üniversitelerde lojistikle ilgili bölümler sadece 5-6 sene önce kurulduğundan, yakın zamana kadar lojistik eğitimi almış eğitimli ve kalifiye personel bulmak ciddi bir problem olmuştur. Sektöre yönelik kurumlar (UND, UTiKAD, LODER ...vb gibi) sektörel anlamda bilgi sahibi olmak isteyen kişilerin katılabileceği sertifika programları uygulamaktalar. Bu programlara katılmak isteyebilecek kişilerin eğitim alt yapısının olması şartı ile bu sertifika programlarına dahil olması da sektörde kendisine çok daha rahat kariyer yapma imkanını verebilecektir. Ancak Lojistik sektöründe çalışmak isteyen gençlerin sektöre yönelik okullardan mezun olmalarının şanslarını daha da arttıracağı muhakkak. Ayrıca, Lojistik ve Tedarik Zinciri konusunda Yüksek Lisans yapma imkanı da mevcuttur. Bu imkandan yararlanmak için herhangi bir üniversiteden mezun olmak yeterli olmaktadır. Bu nedenle, son yıllarda, Lojistiğe yönelik eğitim veren Üniversitelerin artması ile birlikte şirketlerin tercihleri de lojistiği teorik olarak bilen, bu alanda yüksek okul, üniversite ve yüksek lisans düzeylerinde akademik eğitim almış kişilerle sektördeki şirketlerde günümüzün modern Lojistik anlayışını uygulayarak sektörün modernizasyonuna, gelişmesine, hizmet kalitesine ve verimliliğine ivme kazandırmak yönünde olacaktır. Bir tarafta 21. yüzyılın hızla gelişip büyüyen lojistik sektörü, diğer tarafta bu sektörün, aile şirketlerinin çoğunlukta olduğu, kaliteli hizmet vermenin yaygın olmadığı, rekabetin fiyat odaklı olduğu ve yetişmiş eleman açığının fazla olduğu gibi kısacası dayandığı geleneksel ve eski bir yapısı olan, gelişirken modernleşmesi ve değişmesi gereken bir sektör.
Kaynak: Ambar Dergisi
|