 |
|
Lojistik Köylerde Cirolar Patlayacak
|
|
Lojistik, Türkiye’nin en hızlı büyüyen sektörleri arasında başı çekiyor. Sektör, 40 bin araçlık filosuyla Türkiye’nin toplam ihracatının değer olarak yüzde 53’ünü, toplam ithalatının ise değer olarak yüzde 24’ünü taşıyor. 5 milyar Dolar’ı aşan yatırımı ile yaklaşık 400 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, Türkiye ekonomisine 2006’da 3.5 milyar Dolar kazandırdı.
10 milyar Dolar’a varan bir işlem hacmi olan sektörün, gerçek potansiyelinin 25-30 milyar Dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. 2010 yılında 15 milyar Dolar’lık bir lojistik hacme ulaşılacağı öngörülürken, bu rakamın aşılabileceği de kuvvetle muhtemel. Sektör, büyümeyi hızlandırarak yeni bir projenin heyecanını yaşıyor.
Sektördeki şirketleri bir noktada toplayıp, rekabet gücünü artırmak amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) tarafından geliştirilen "Lojistik Köy Projesi", Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) onay alarak geçmesinin ardından hayat bulacak.
2 Lojistik Köy TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektör Meclis Başkanı Çetin Nuhoğlu, sözkonusu projeyle İstanbul’ da Hadımköy ve Tuzla-Tepeören’de iki lojistik köyü kurulacağını söylüyor. Kurulacak olan lojistik köylerinin her birine 200’er milyon dolarlık yatırım yapılacağı ve her iki köyün 5 bin dönüm içinde 560 bin metrekare kapalı alana sahip olacağı ifade ediliyor. Hadımköy’deki lojistik köyünden 230 şirket, Tuzla-Tepeören’deki lojistik köyünden ise 200 şirketin yararlanması bekleniyor. Avrupa’da oldukça yaygın olan lojistik köyler, TIR’ların şehir içinde yarattıkları trafiği de ortadan kaldıracak. Nuhoğlu, projenin gerçekleştirilmesi ile İstanbul’da 4 bin TIR’ın şehir trafiğine girmesinin engelleneceğine dikkat çekiyor.
Lojistik köyleri; her türlü ulaştırma moduna etkin bağlantıları olan, depolama, bakım-onarım, yükleme-boşaltma, elleçleme, tartı, yükleri bölme, birleştirme, paketleme vb. faaliyetleri gerçekleştirme imkanları olan bölgelere deniyor. Bu bölgeler ayrıca taşıma modları arasında düşük maliyetli, hızlı, güvenli, aktarma alan ve donanımlarına sahip oluyor. Avrupa’da 60’ın üstünde yük köyü bulunuyor. Yaklaşık 2 bin 400 adet taşıma işletmecisi, bu köylerden yararlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın da (TCDD), Halkalı, Köseköy, Boğazköprü (Kayseri), Gelemen (Samsun) ve Eskişehir’de de lojistik köyler kurma projesi bulunuyor.
Yabancı İlgisi Sürüyor Türkiye’de lojistik süreçlerin yüzde 38’i outsource edilmişken, bu oran AB ülkelerinde yüzde 60’lar seviyesinde. Avrupa Birliği (AB) ile kıyaslandığında hızlı büyüyen sektör, yılda ortalama yüzde 15’ler seviyesinde gelişiyor. Sektörün önde gelen, lider şirketlerin yüzde 30’lar civarında büyümesi, pazarın sunduğu fırsatları gösteren en önemli gösterge. Lojistik sektöründe uluslararası yabancı kuruluşların ilgisi giderek artarken, istikrarın korunması halinde bu trendin daha da sürmesi bekleniyor. Sektörde global bazlı lojistik satın almalar devam ederken, bunun son örneği de KKR’nin UN Ro-Ro’yu satın alması oldu. Bu satın alma, Türkiye’nin bölge için önemini ve lojistik sektörünün gelecekteki gücüne ilişkin ipuçları içeriyor.
Şirketler ağırlıklı olarak depo yönetimine yönelik yatırımlara, depo inşaatlarına ve depo yönetimi yazılım sistemlerine odaklanıyor. Türkiye’de otomotiv endüstrisinin hızla gelişmesi, lojistik şirketlerinin otomotiv lojistiğine yönelik çalışmalar içine girmesini motive ediyor. Gelecekte bilişim teknolojilerine (yazılım, RFID gibi) yatırımların gelişmesi de bekleniyor.
Kaynak: Ekonomist Dergisi
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
1334 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|