KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   02 Aralık 2008, Salı
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

Organik Tarım ve Türkiye’nin AB’deki Yeri
Organik tarımın, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik çevreye ve insana dost üretim sistemidir. "Organik tarım, sentetik gübre ve zirai ilaç kullanımını yasaklamasının yanında, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti, toprak muhafazası, bitkinin direncini artırma, parazit ve predatörlerden yararlanmayı ve bütün bu işlemlerin kapalı bir sistem içerisinde yürütülmesini amaçlayan ve bununla birlikte; İnsana ve çevreye verilen zararın azaltılmasını sağlayan alternatif tarımsal bir sistemidir. Bu nedenle tüm dünyada organik tarıma doğru bir yönelim meydana gelmiştir. Organik tarım sayesinde daha az dış kimyasal girdilerin kullanıldığı gibi buna karşın daha çok biyolojik yoğunluğun yer aldığı bir tarım sisteminde gelecekte sağlıklı nesil ve doğal çevreyi amaçlayan oluşum dikkate alınmalıdır.  

Türkiye’de 80’li yıllarda Avrupalı alıcılardan gelen talep doğrultusunda kuru üzüm ve incir üretimiyle başlayan organik tarımın önemi her geçen daha iyi anlaşılıyor. Sektör AB’ye uyum çalışmalarının da etkisiyle gelişme sürecine girdi ama organik tarımı bilen ziraat mühendisi sayısının az olması sıkıntı yaratıyor. AB sürecinin de etkisiyle gelişen organik tarım, istihdamı da peşinden sürükleyecek. Sektör önümüzdeki dönemde özellikle organik tarıma hakim ziraat mühendisleri arayacak.

İzmir’de 1992 yılında kurulan Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) verilerine göre Türkiye’de organik tarım ilk olarak 1980’li yılların ortalarında Avrupalı alıcılardan gelen talepler doğrultusunda, kuru üzüm ve kuru incir üretimiyle başlamış. 1990’lı yılların başında organik tarımla üretilen ürün sayısı 8’e çıkabilmiş. Ürün çeşitliliği ve üretim miktarı  yurtdışından gelen taleplere bağlı olarak gelişme göstermiş ve 1990’dan sonra artış göstermiş. 2004 yılında 12 bin 806 üretici, 174 adet ekolojik ürünü üretir hale gelmiş.2006 yılına baktığımızda 200 ü aşmış ürünle iç ve dış pazarda kendine yer aramaktadır.

Bu artış yeterli olmamakla birlikte en azından Ülkemizde organik tarımın artması sektörde istihdam edilecek kişi sayısını arttıracağından organik tarımla birlikte yetişmiş işgücüne olan talep de artacak. Bu mezun olmuş ve olmaya devam eden iş bulama korkusu yaşayan meslek taşlarımız  adına sevindiricidir. Organik Tarımı Geliştirme Projesinin Ulusal Koordinatörü ve Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Victor Ananias, sektörde vasıflı ziraat mühendislerine ihtiyaç olacağını vurguluyor ve ekliyor: "Türkiye’de çiftçilerle anlaşıp üretim yapan ve ürünleri ihraç eden firmalar kendi danışmanlarını yetiştirdi. Fakat bugün yeni bir ekolojik tarım projesine başladığınızda ya da herhangi bir insan üretimini ekolojik tarıma geçirmek istediğinde danışmanlık alacağı bağımsız danışmanlar bulamıyor. Böyle bir güçlük var. Bugün, ekolojik tarımın kürsüsü yok, bir tane meslek okulu dışında özel bir kurum yok. Ziraat fakültelerinde bir takım dersler ve bazı tez çalışmaları var. Bunlar da yeteri kadar uzman ortaya çıkarmak için yeterli değil. Bu konuda uzmanlaşma, piyasanın talebiyle artacak. İç pazar bu konuyu hareketlendirecek bir alan." Ananias, ekolojik tarımın kıymetli istihdam yarattığını da vurguluyor ve "Ekolojik tarım, Türkiye’nin, işsizlik sorununu çözemediği bir nüfusun üzerinde böyle bir şans yaratıyor, bu da çok önemli" diyor.

Genele baktığımızda AB ülkeleriyle karşılaştırdığımızda  Avrupa Ülkelerinde ekolojik tarımın bu denli hızlı gelişmesinde 2078/92 tarih ve sayılı ortak tarım çerçevesinde alınan kararlar etkili olmuştur. Ekolojik üretim 1988 yılında AB ve EFTA (European Free Trade Association) ülkelerinde 85.337 tarım işletmesi ile 2 milyon hektara ulaşmıştır. Bunun yanında  Ülkemizde Organik tarım arazilerimizin toplam tarım arazilerine oranı sadece yüzde 0.14, organik üretim yapan çiftçi sayımız ise toplama oranla yüzde 0.09. Bu oranlar İngiltere, Finlandiya, İtalya, ABD ve Avustralya gibi ülkelerde yüzde 7’lere varabiliyor. Avrupa’da organik ürünlerin cirosu yıllık 14 milyar euro civarında.

Ekolojik tarım sisteminde yetiştirilen ürünlerin pazarlanması özellikle iç piyasa için yeni ve belirsiz bir konudur. .Konunun yeni olması nedeniyle yeterli tarımsal yayım çalışmaları ve eleman bulunmaması ekolojik tarımın diğer olumsuz yanıdır.Bu olumsuz tabloyu aşmak  Ziraat Mühendisi olarak bizlerle mümkün.

Kaynak: www.bahcesel.com / Çağlar Aydın

 
 
Bu yazı 2331 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

AB Uyum Sürecinde Türkiye’nin Tarım Politikası ve Eksikleri
Tarımın AB’nin 2013 Hedeflerine Uyumu
Her Tarım Ürünü İçin Ulusal Konsey Geliyor
Buğdayda Köklü Değişim Planı
Tarımda Köklü Reformlar
Avrupalı Çiftçinin Ürün Kazancı Bizim Çiftçilerin 3 Katı
Tarım Müzakerelerinin 2010'lara Ertelenmesi AB'ye Üyeliği Etkiler mi?
 
  Üyelik Girişi
Haberler

AB Ülkelerinin Yaş Meyve ve Sebzedeki Zirai İlaç Kalıntısı Limitleri Eşitleniyor

21/08/2008

Bazı İlaçlar Tarımsal Kullanımdan Kaldırılıyor

22/07/2008

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik