Bugün gelişmiş ekonomilerin çoğu, tarım ekonomisinden uzaklaşmış endüstri ülkeleri. Bir zamanlar tarım ekonomisi olan Batı Avrupa ülkeleri, endüstriye yönelerek ekonomilerini büyütmeyi başarmış durumda. Endüstri ürünlerini ihraç ederken, tarım ürünlerini gelişmekte olan ülkelerden ithal etmeye başlamışlar. Bu politika, kısa sürede ülke vatandaşlarının refahını ve yaşam kalitesini yükseltirken, tarım sektörünün daralmasına, ekonomilerin ithal gıdalara mecbur kalmasına, sürdürülebilir aile tarımının yok olmasına ve yerel gıda kültürünün zayıflamasına yol açmıştır. AB üyelik süreçlerinde de, aday ülkelerin yönlendirildikleri yol “az tarım, çok endüstri” ana fikrine dayanıyor.
Gelişmekte olan ülkelerin sanayileşirken tarımı bırakmayı seçmesi ise, dünyayı büyük bir gıda kriziyle karşı karşıya bırakabilir. Tarım çok uğraş isteyen, ancak yüksek getirisi olmayan bir sektör olarak görünse de, bir ülkenin kendi kendini idame etmesinin şartıdır.
AB Müzakerelerinde Tarım AB üyeliği yolunda müzakerelerin zorlu başlıklarından biri de tarım. Müzakerelerde tarımla ilgili Türkiye’ye verilen mesaj açık: “Tarım nüfusunu azaltın. Küçük ölçekli kırsal aile işletmelerine son verin, onlar için alternatif gelir kaynakları yaratın. Büyük tarım işletmelerine yol açın.”
Türk toplumunun önemli bir kesimi, doğduğundan beri tarımla uğraşan ve toprağın dilinden çok iyi anlayan bir tarım nüfusundan oluşuyor. Bu insanlar için tarım, okulda alınan eğitimin ve gelir kaynağı olmanın ötesinde bir yaşam şekli. Türk nüfusunun yaklaşık yüzde 30'u tarımla uğraşıyor. Batı Avrupa'da bu oran yüzde 5'ler seviyesinde. Türkiye'nin ise sürdürülebilir tarım alanında pozisyonunu koruması, tarım nüfusunun geleceği ve Türkiye'nin kendine yeten bir toplum olması için kilit önem taşıyor.
Tarım alnında Türkiye’de ve Avrupa’da sektörün, çalışanlarını ve tüketicileri korumak için aktif rol oynayan sivil toplum kuruluşlarına (STK) ihtiyaç var. Via Campesina Europa (VCE), aile çiftçiliğinin var olmasının topluma, çevreye ve sağlıklı beslenmeye faydalarının üzerinde dururken, sürdürülebilir tarımın yarınını belirleyecek stratejiler oluşturuyor. VCE’nin Avrupa Tarım ve Gıda Deklarasyonu'nun maddeleri şöyle:
* Gıdayı evrensel bir insan hakkı olarak görür, yalnızca bir mal olarak değil.
* Avrupa için gıda ve hayvan yemi üretmeye öncelik verir ve uluslararası ticaretin eşitlik, sosyal adalet duygusuyla ve ekolojik sürdürülebilirlik ilkesiyle yürütülmesini sağlar.
* Enerji yoğun ve çok işlenmiş gıdaların, doymuş yağlarını ve etin daha az tüketildiği bir sağlıklı beslenme modelini destekler. Sebze, meyve, tahıl ve baklagiller temelli beslenmeye doğru toplumu yönlendirirken, farklı kültürel beslenme alışkanlıkları ve geleneklerine saygı duyar.
* Avrupa'da çok sayıda çiftçinin gıda üretimi yapmasına ve tarlaların işlemesine öncelik verir. Buna, çiftçiler için adil gelir ve tüketiciler için adil fiyat sağlayan adil ve güvenli çiftlik ücretleri olmadan ulaşılamaz.
* Orta ve Doğu Avrupa'da tarım üreticileri ve çiftçiler için adil, ayrımcı olmayan koşulların sağlanması için çalışır ve toprağa erişim koşullarının adil ve eşit olmasını destekler.
* Yerel ve küresel bir çevreye saygı gösterir, toprak ve su gibi sonlu kaynaktan korur ve biyo-çeşitliliğin artması için çaba sarf eder ve hayvan varlığına saygı gösterir.
* Tarım ve gıda üretiminin GDO'lu olmadığını garanti eder ve çiftçilere ait yerel tohumlar ile gıda kültürlerindeki yerel türlerin çeşitliliğinin artmasını destekler.
* Endüstriyel agro yakıtların kullanımı ve üretimini desteklemeyi durdurur ve genel olarak taşımanın azaltılması konusuna öncelik verir.
* Gıda zincirinde saydamlık sağlayarak tüketicilerin gıdanın nasıl üretildiğine, nereden geldiğine, ne içerdiğine ve nihai fiyatın neleri kapsadığına dair bilgi sahibi olmalarını temin eder.
* Gıda işleme ve perakende sektöründeki enerji yoğun yapıyı, neyin üretileceği ve tüketileceği konusunda bu yapının önemini azaltır; üretici ile tüketici arasındaki mesafeyi kısaltan gıda sistemlerini destekler.
* Tüketicilerin gıdalarıyla ve o gıdaları üreten üreticilerle yeniden ilişkiye geçmesini sağlayan yerel, mevsimsel, yüksek kaliteli ürünlerin üretilmesini ve tüketilmesini teşvik eder.
* Çocukların sağlıklı besleyici gıdanın üretimi, hazırlanması ve bu gıdalardan zevk alması konusunda temel bilgi becerileri kazanabilecekleri bir eğitim alabilmeleri için kaynaklarını ayırır.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Dünya Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.dunyagazetesi.com.tr
|