Tarımda gerileme var diyenleri ‘ucuz muhalefet’le suçlayan Tarım Bakanı Eker “Beş Yıl önce türk çiftçisinin ürettiği ürün miktarı 22 milyar dolardı. 2007’de 51 milyar dolara çıktı. Dış ticaretimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.”dedi.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker star’a tarım sektörü ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu İlk kez baklagiller ürünlerini destek kapsamına aldıklarını açıklayan Bakan Eker, kuraklıktan zarar gören çiftçiye hem ürün destekleri vereceklerini hem de borçlarını bir yıl erteleyeceklerin i belirtti. Bakan Eker, son günlerin güncel tartışmaları fındık,kaçak et iddiaları genetiği değiştirilmiş organizmalar başta olmak üzere tarım sektörüne ilişkin hedeflerini düşüncelerini ve projelerini anlattı.
Sayın Bakanım tarım sektörü Türkiye’de Tarım sektöründe gerileme olduğu konusunda görüşler var. Gerçekten tarımda gerileme mi yaşıyoruz? Tarımda üretim ve kişi başına düşen milli gelirde artış mı düşüş mü oldu? Türkiye’nin tarımı geriye değil ileriye gidiyor. 3 rakam söyleyeceğim size. İleriye gittiğinin üç tane göstergesi var. 5 yıl önce Türk çifçisinin tamamının ürettiği tarımsal tamamı 22 dolar idi. 2007 yılında Türkiye’nin ürettiği tarımsal üretimin değeri 50.6 milyar dolar. İkinci rakamı söylüyorum. Bundan 5 yıl önce tarım ürünleri ihracatı 4 milyar dolardı. 2007 yılı tarım ürünleri ihracatımız 10 milyar dolar. Üçüncüsü Türkiye’de çiftçilerin kişi başına geliri yıllık 916 dolardı. Bu da şu anda 2500-2600 dolara çıktı.
Hayvancılıktan örnek vereyim. Türkiye’nin süt üretimi 8.4 milyon ton idi. Türkiye’nin süt üretimi 12 milyon ton. Türkiye 30 milyon ton sebze meyve üretiyordu. Bugün 41 milyon ton sebze meyve üretiliyor. Zamanında görevlerini yapmayanların 2002 ‘de devraldığımız tarımda ki tabloda payı var.
Biz tarıma verilen desteği tam tamına üç kat artırdık. 2002 yılında iktidara geldiğimizde Türkiye ‘nin tarımsal miktarı 1 milyar 800 milyon YTL idi. Bu rakam 2007 yılında ise 5,4 milyon YTL. Kaç kat? Tam 3 katı. Öte yandan tarımla ilgili 12 kanun çıkardık. Türkiye’nin tarım kanunu yoktu. İlk kez tarım kanun çıkardık. Tarım ürünlerinin sigortası yoktu. Tarım ürünleri sigortaları kanunu çıkardık. Organik tarım kanunu çıkardık. Tarımla ilgili gıda kanunu, bitki patent kanunu ve en son kırsal kalkınma kanunu çıkardık. Bütün bunlar hem üretimi hem de kalite ve standardı arttırdı. Tarım ve hayvancılığın 2012 yılı hedefi olarak 70 milyar dolarlık gayri safi milli hasılaya ulaşacağını hesap ediyoruz.
Fındıkta arz fazlalığı ve fiyat politikası konusunda neler düşünüyorsunuz? Bizim elimizde 2005-2006 ve 2007 yıllarına ait yaklaşık 300 bin ton fındık var. Bu sene yüksek rekolte bekleniyor. Bununla ilgili hazırlıklarımız sürüyor. Fındık sezonu açıldıktan sonra suruma ve piyasalara bakarak ne yapmamız gerekiyorsa bunu yapacağız. Bizim fiyat belirleme gibi bir durumumuz yok. Ürün ortaya çıksın. Şu anda beklemedeyiz. Bizim burada öncelikli tercihimiz bütün tarım ürünlerinde olduğu fındık konusunda piyasa mekanizmasının işlemesidir.
Ette 400 bin ton gibi kayıt dışılık gündeme getirildi? Şimdi ette kayıtdışılığı bilmeyerek veya kasıtlı olarak yorumlayanlar var. Bu doğru değil. Türkiye’de çok kaçak et var diyenlerin hesaplarında bir problem var. 400.000 ton kaçak et demek bir milyon 600 bin büyük baş hayvan demektir. Dolayısıyla bu kadar hayvanın Türkiye’nin sınırlarından içeri girdiğini iddia etmek Türkiye’nin kurumlarına haksızlık etmektir. Ama kayıt dışılık şu şekilde var: Bütün sektörlerde olduğu gibi vergi bakımından veya diğer birtakım mali sebeplerden olabilir. Bunun içinde sürekli üretim yerlerinde, imalathanelerde, satış yerlerinde denetimlerler yapıyoruz. Kayıtdışılık var. Ama kaçak kesinlikle o boyutta değil. Abartılıyor.
Türkiye, et ve sütte hem verimliliği hem üretimi arttırdı. Et üretiminde de önemli bir artış meydana geldi. Eskiden hayvancılık desteği toplam desteklerin yüzde 4’ünü oluşturuyor. Yem bitkileri 200 bin hektar alandan 1 milyon hektar alana çıktı. Suni tohumlama uygulaması 624 ‘ten 2 milyon 600 bine çıktı.
Gelecekte hangi ürünlere teşvik ve prim vermeyi hedefliyorsunuz? Bugünlerde hububat primlerini açıklıyoruz. 2008 yılının buğday, arpa, çeltik, gibi ürünlere primimiz var. Buğdayda 5 yeni kuruş. Yani kilogram başına 50 bin lira. Arpada 4 yeni kuruş. Birde malum 2 senedir bazı bölgelerde kuraklık bazı bölgelerde kuraklık yaşanıyor. Kuraklıktan zarar gören 35 il, 210 ilçede de kuraklık desteği vereceğiz.
Kararnamesi yayınlandı. Burada da yine buğday ve mercimekte 22 YTL, yer bitkilerinde 24 YTL, nohutta 30 YTL, arpada ise 13 YTL destek vereceğiz. Ayrıca yine kuraklıktan belirli bir oranda zarar gören çiftçilerimizin borçlarını da bir yıl erteleyeceğiz. Ağustos ayında DGD ödemelerini de yapacağız. Bu ödemeleri yaptığımızda çiftçiye verdiğimiz destek 2008 yılı rakamıyla yaklaşık 5.4 milyar YTL olacak.
Mercimek, fasulye vb bakliyat grubunda da destek olacak mı? İlk defa baklagilleri destekleme kapsamına alıyoruz. Kırmızı mercimek, fasulye, nohut ilk kez destek kapsamasına alındı. Bu çok önemli baklagillerle ilgili mercimek, nohut çeltik gibi ürünlere10 yeni kuruş prim desteği ödeyeceğiz.
Türkiye olarak hangi ürünlerde dünyada söz sahibi olabiliriz? Uluslararası piyasalarda güçlü olduğumuz ürünlerle ilgili bir strateji belirlenecek mi? Türkiye polikültür tarımın yapıldığı, çeşitliliği çok zengin olan ender ülkelerden birisi. Ülkemizde 150 çeşit tarımsal ürün yetişiyor. Bu ürünlerin hepsi aynı ekonomik değer ve kıymette değil. Biz Türkiye’de 150 ürün yerine bizim için stratejik değeri olan, avantajlı olduğumuz 20 ürün seçip bunlarda dünya da söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Mesela kültür balıkçılığında Avrupa’da ilk dört içindeyiz. Geleneksel ürünlerimiz var. Birçok meyve ve sebzede, endüstri ürünlerinde, fındık, kayısı, üzüm, incir gibi ürünlerde çok iyiyiz. Bunların hepsini iyi kullandığımız takdirde dünyada çok iyi yere sahip olabiliriz.
Genetiği değiştirilmiş organizmalar için Türkiye’de ne tür çalışmalar yapılıyor? Bizim mevcut mevzuatımız AB’nin kabul ettiği prensiplerdir. Mevcut mevzuatımıza göre Türkiye’de genetiği değiştirilmiş organizmalarla ilgili üretim yapmak veya ithal etmek mümkün değildir. Çünkü ABD, Kanada, Çin, Hindistan gibi dünyanın çeşitli ülkelerinde genetiği değiştirilmiş bazı ürünler üretilmekte ve tüketilmektedir.
Kaynak: Star Gazetesi Tarım ve Hayvancılık eki/ Ahmet Kaplan
|