Birçok şirket kriz nedeniyle yatırım planlarını ertelerken, CarrefourSA, 2011'e kadar market sayısını 300'e ve istihdam sayısını 7.000'e çıkaracak yatırım planını takip ediyor. 2009’un ilk 6 ayı itibariyle net satışları 1,88 milyar TL'ye ulaşan CarrefourSA’nın Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Guillaume Vicaire, Türkiye’nin uzun vadeli potansiyeline güvenlerinin tam olduğunu belirtiyor.
Krizi sektörünüz nasıl karşıladı? Bu kriz 2001'dekinden oldukça farklı. Özellikle tüketici alışkanlıkları arasında büyük fark var. Bu sefer gıda pazarının hala büyüdüğüne tanık oluyoruz. Oysa 2001'de her şey durmuştu. Gıda pazarının büyümesinde nüfusun artışı, perakendeciliğin organize hale gelmesi ve modern alışveriş anlamında metrekarelerce yeni alanların kurulması etkili oldu. Dolayısıyla, 2009'un ilk yarısında iç pazar, özellikle gıda tüketimi ile birlikte göreceli olarak güçlü kaldı.
2010 için tahminleriniz neler? Planlarımızı ekonomik düzelme sürecinde büyüme yönünde yapıyoruz. Belirsizlikler olsa da CarrefourSA yatırımlarına devam edecek. Tüketimde ki değişikliğe de dikkat etmek gerekiyor. Normal ürün satışı yerine promosyonlu ürün satışına büyük talep var.
Carrefour'un küresel ve Türkiye ölçeğinde kriz planında neler var? Müşterilerimize en iyiyi, en uygun fiyatta sunmak genel politikamız. Bunun için, CarrefourSA markalı ürünler geliştirdik. Bu ürünlerimizi, ulusal markalar seviyesindeki kaliteyle sunuyoruz.
Fiyatlarımız özellikle gıda ve sebzelerde çok rekabetçi. Ayrıca halk günleri düzenleyerek geleneksel yöntemlerden de faydalandık. Piyasaya giriş fiyatlarımız her zaman uygun oldu. Bu stratejimizin karşılığını aldık. Çünkü Türk tüketicileri bütçelerini optimize etme konusunda uzman.
Yatırım yerinizi nasıl seçiyorsunuz? Biz bir market açarken en az 20 yıl için açıyoruz. Yani uzun dönem potansiyeline bakıyoruz. Bu genel stratejimizin bir parçası. Büyüme stratejimiz için ise, nerede olmak istediğimizi belirliyoruz. Temel olarak müşterilerimizin marka sadakatinin artmasını amaçlıyoruz.
Bu dönemde başarılı yerel zincirler de dikkat çekiyor. Bazılarını inorgonik büyüme için gözlüyor musunuz? Pazar aslında kırılgan. Güçlü ulusal oyuncuların sayısı çok sınırlı. Modern, ulusal oyuncular tüm gıda pazarının yüzde 34’ünü elinde bulunduruyor. Batı Avrupa’ya göre bu oran çok düşük. Hala 10-15 mağazaya sahip, kendi pazarlarının lideri birçok yerel marka var. Sanırım bizim farkımız yeni zincirleri alıp, yumuşak bir geçişle entegre edilebilecek know-how’a sahip olmamız. Fiyatlar makul olduğu sürece, yeni zincirleri de bünyemize katmayı planlıyoruz.
Müşteri sadakatini üst seviyelerde tutmayı nasıl başarıyorsunuz? Perakendede sadakati sağlamak zor bir iş. Çünkü güçlü bir rekabet var. Her türlü detayı düşünmek zorundasınız. Öncelikle operasyonel olarak marketlerinizin Türk tüketicilerine uygun olması gerekiyor. Raf düzeni ve temizlik de çok önemli. Türkiye'de hizmet seviyesi birçok Avrupa ülkesinden daha üst standartta. Promosyonlar ve etkinlikler sadakat yaratmada etkili.
Kaynak: Bu röportaj, www.kobifinans.com.tr için, Turkistime Dergisi’nden derlenmiştir.
www.turkishtime.org
|