Türkiye’de perakendecilik, daha doğrusu organize perakendecilik hızlı gelişiyor. Daha alınacak çok yol var, ama ulaşılan 200 milyar dolar ciroyu küçümsememek lazım. Bunun şimdilik yüzde 25’i ise organize şirketlerden oluşuyor. Eğer bu yapı, Avrupa ve ABD’ye benzeyecekse, önümüzdeki dönemde organizenin payı artacak, ancak geleneksel de yüzde 25’lik payını koruyacak. Avrupa’da olduğu gibi ulusal pazarı 3-4 şirket elinde tutacak.
Böyle bir yapıda olan sektörde, ulusal devlerin yanı sıra çok sayıda yerel ve bölgesel şirket de var. Bunlardan bazıları, ulusal şirketlerle rekabet ediyor, onların “satın alma” planlarına da giriyor. Yalnızca gıda perakendecilerinden söz etmiyorum. Türkiye’de iyi bir teknoloji, giyim ve kozmetik perakendeciliği kültürü de yerleşiyor. Onlarda da ciddi büyüme ve iş planları var.
Geçtiğimiz günlerde, Tansaş’ı dönüştüren CEO olarak tanınan Servet Topaloğlu’ndan dinledim. Perakendeciliğin geliştiğini, büyük şirketlerin doğduğunu, gelecekte de bu büyümenin devam edeceğini söylüyor. Ancak bu süreçte perakende şirketlerinin bir konuyu unutmamaları gerektiğinin de altını çiziyor. Topaloğlu’na göre şirketler, sektörün iki kritik unsurundan “ticarete” çok fazla odaklanıp, “mühendislik” cephesini unutuyor. Oysa içinde bulunduğumuz dönemde mühendislik önemli bir role sahip. Bunu göz ardı edip, yeni rekabet ortamında ayakta kalmak çok zor. Topaloğlu’nun dikkat çektiği diğer konular ise şöyle:
* Perakendede büyümenin yolu, başarılı ve işleyen bir sistem oluşturmaktan geçiyor. Sistemin iyi çalıştığına emin olunca da sıra “çoğaltmaya” geliyor. Wal-Mart, bu stratejiyi iyi uygulayan şirketlerden biri. Başarılı bir sistemi var ve bunu çoğaltarak daha da büyütüyor. 4 milyon kişi çalışıyor, günde 50-60 milyondan fazla fatura çıkarıyor. Her yıl 500.000 kişi işten ayrılıyor, yani sirkülasyon oranı yüzde 25’i buluyor. Yenilerle birlikte işe alınan kişi sayısı 800.000’e yaklaşıyor.
* Bu kadar büyük ciro, bu kadar büyük mağaza ve fatura düzeyini, klasik yöntemlerle yönetemezsiniz. Ticari mantık burada eksik kalır. 800.000 kişiyi işe almanın yolu, “İşe alma makinesi” kurmaktan geçiyor.
* Türkiye’de Migros günde 1 milyon fatura kesiyor. Bu, Türkiye standardının çok üstünde. Demek ki 3 milyon kişi mağazalardan içeri giriyor. Bu büyük bir mühendislik yeteneği gerektiriyor.
* 10 yıl önce yılda 30 mağaza açılıyordu. Şimdi BİM 1 günde 2, Migros 1,3 mağaza açıyor. Bu durum, hız ve mühendisliği zorunlu kılıyor.
* Ancak nasıl yalnızca ticari kriterlerle göz önüne alınırsa da eksik olacağı gibi, mühendislik de tek başına eksik kalır. O nedenle mühendisliğin katılığını önlemek için, yanına “marka yönetimi” koymak gerekiyor. Biraz sıcak olmanın yolu da bundan geçiyor.
Kaynak: Capital Dergisi
www.capital.com.tr
|