P&G Türkiye, temizlik, ev bakım, kişisel bakım kategorilerinde, Türkiye’nin en büyük oyuncularından biri. Faaliyet gösterdiği birçok kategoride pazar lideri olan şirket, Alo, Ariel, Pantene, Orkid, Blendax, Ipana ve Gillette gibi markalarla, yıllardır Türk tüketicilerinin evine girmeyi başarıyor. Bugün Türkiye’deki evlerin yüzde 95’inde, en az 1 P&G ürünü bulunuyor. P&G Türkiye Başkanı Saffet Karpat ile işte bu yüzden bir araya geldik.
2008, sizin arşivinizde de “kötü bir yıl” olarak mı yerini aldı? Bizim için kötü bir yıl olmadı. İçinde bulunduğumuz kategorilerin çoğunda lider konumundayız. Hacimsel tonaj olarak ortalama pazar paylarımız, ağız ve diş bakımında yüzde 50, deterjanda yüzde 40, şampuanda yüzde 35, saç boyalarında yüzde 30, hijyenik ped’de yüzde 40, çocuk bezinde yüzde 30, tıraş bıçaklarında yüzde 55, alkalin pilde ise yüzde 40 olarak gerçekleşti. Kriz, içinde bulunduğumuz alanlarda hemen etkisini göstermiyor. Önce inşaat, otomotiv gibi alanlar etkilendi biliyorsunuz. Gıda ve bizim sektöre etkisini ise henüz çok şiddetli hissetmedik. Hala tek haneli rakamlarda büyüyoruz.
Krizin ne kadar süreceğini düşünüyorsunuz? Krizin etkisini ve sürecini tahmin etmek gerçekten zor, 2009’un ilk 6-9 ayı kritik olacak. Toparlanma süreci 1-1,5 yılı bulur. Tüketicilerimizin beklenti ve tercihlerini yakından izliyoruz. İçinde bulunduğumuz kategorilerin çoğunda, pazarın büyüme hızının yavaşladığını görmeye başladık. Ancak saç boyası pazarındaki son 3 ayda gözlenen büyüme dikkat çekici. Evde saç boyamanın tercih edildiğini görüyoruz. Benzer bir gözlem, piller için de geçerli. Tüketiciler sıradan çinko karbon piller yerine, daha uzun ömürlü kaliteli alkali pilleri almaya başladı.
Bu yıl nasıl bir pazar bekliyorsunuz? Küresel ve yerel krizin etkisiyle, tüketimde küçülme doğal bir sonuç. Kendi ürün gruplarımız için tek haneli büyüme tahmin ediyoruz. Hızlı tüketim ürünlerinde ise, tüketici daha bilinçli alışveriş yapacak, parasının karşılığını alacağı ürünleri tercih edecektir. Maddi gücünün yetmediği durumlarda ise ucuz ürünlerle yetinmek zorunda kalacak. 2009’un ilk 6 ayında, pazardaki büyümenin yavaşlamasını bekliyoruz.
Son aylarda özellikle hangi kategorilerde düşüş eğilimi var? İçinde bulunduğumuz sektörlerde ciddi bir gerileme henüz gözlenmedi. Ancak bazı ürün gruplarındaki büyüme hızı yavaşladı. Örneğin cilt bakım ürünlerinde bir yavaşlama gözleniyor. Performansı iyi, fiyat olarak erişebilir ürünler, bu dönemi iyi kapatacaktır. 2009 ilk çeyreğin sonuçları daha belirleyici olacak gibi. Bu krizi, aylık sonuçlarla değerlendirmenin çok sağlıklı olmayacağını düşünüyorum.
Tüketici tercihlerinde ne tip değişim gözlemliyorsunuz? Kriz ortamlarında tüketici tercihlerinde 2 unsur ön plana çıkıyor. Tüketiciler, ya kalitesine güvendiklerine ve parasının karşılığını aldıkları ürünlere ilgi duyuyor; ya da düşük fiyatlı ürünlere yöneliyor. Kriz dönemlerinde yukarıdaki ve alttaki markalar daha da güçleniyor. Bu yüzden bu dönemde tüketiciler, hem bizim gibi markalara hem de düşük fiyatlı ürünlere yöneliyor.
Bu dönemde private label pazarının büyüyeceğini düşünüyor musunuz? Hayır. Türkiye’deki ürünler hem yüksek kaliteli, hem de yoğun rekabetten ötürü iyi fiyatla satılıyor. Böyle olduğu içinde, private label ürünlerin bundan daha fazla büyüyeceğini sanmıyorum.
P&G olarak bu dönemde ne gibi tedbirler alıyorsunuz? Türkiye bizim için çok önemli bir pazar. Dolayısıyla uzun dönemli yaklaşımımızda bir değişiklik söz konusu değil. Yatırımlarımızı durdurmayacağız. Şu an aldığımız ciddi bir tedbir yok. Bugün yaşadığımız sürece zaten hazırlanmıştık. Tüketimde 2006’ya kadar olan hızlı büyüme, hızını azaltmaya başlamıştı. Krizin çapını kimse tahmin edemese de, küresel krizin sinyallerini 2008’de almaya başlamıştık. Biz de planlarımızı ona göre yaptık. Bu dönemde ürün ucuzlatmak ya da geçici kriz promosyonlarına ağırlık vermektense, tüketicilerimizin her zaman tasarruf edecekleri, kaynakları daha az kullanan, daha uzun süre dayanan ürünleri onlarla buluşturmayı sürdürmek istiyoruz.
Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Ekonomist Dergisi’nden derlenmiştir.
www.ekonomist.com.tr
|