Gıda, kişisel bakım, ev bakımı ve dondurma olmak üzere, 4 ana kategoride faaliyet gösteren Unilever, birçoğu kendi alanında lider olan markalarıyla, Türkiye’de milyonlarca tüketicinin evine giriyor. Unilever Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Karaca, krizden en çok etkilenen sektörlerin her zaman otomotiv, inşaat ve lojistik olduğunu; gıda, kişisel bakım ve ev bakımı gibi sektörlerde, bu etkinin 6-9 ay sonra ortaya çıktığını söylüyor.
Krizin etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz? Kriz , fazlarla bazı sektörlere giriyor. Yani krizin başlamasıyla, gıdada, kozmetik ve deterjanda, hemen bir yavaşlama görmüyorsunuz. İlk etkilenen sektörler; otomotiv, inşaat ve lojistik oluyor. 2008 krizinde de benzer bir tablo söz konusu. Bizim içinde bulunduğumuz sektörlerde etki, 6-9 ay sonra ortaya çıkıyor. Son 3 aya bakarsak, evet, satışlarda bir düşüş oldu. Ama çok büyük bir küçülme de olmadı. Büyüme biraz düştü. 2009’un ilk çeyreğinde, tablo daha net ortaya çıkacaktır.
Bu krizin, 2009’a yumuşayarak mı, yoksa daha da sertleşerek mi geçiş yapacağını düşünüyorsunuz? Bu sohbeti 2001’de yapıyor olsaydık, ’3 ay içinde bu olacak, 6 ay içinde şu olacak’ diyebilirdim. Ama şu an net bir şey söylemek çok zor. Yine de ilk düzelmenin, 3’üncü çeyrekte olması muhtemel gibi görünüyor. 2008’in son çeyreği zorlu geçtiği için, 2009’un son çeyreğinde büyüme yaşanacaktır.
2009’da özellikle hangi kategorilerde düşüş bekliyorsunuz? Biz 17 kategoride faaliyet gösteriyoruz. Bazılarında büyüme eksiye düşecek tabii ki. Gıdada, özellikle çay ve margarin gibi kategorilerde pek düşüş olmaz. Kozmetik ve temizlik ürünleri gerileyecektir. Mesela krizlerde deterjan kullanımında hep düşüş olur. Biz bu dönemde, özellikle 2’nci markaların ön plana çıkacağını düşünüyoruz. Mesela Omo yerine Rinso tercih edilebilir.
Krizle birlikte, sektörünüzde ne gibi değişimler yaşanıyor? Promosyonlarda bir artış yaşanıyor. Gelir durumu ne olursa olsun, promosyon herkes için öncelik oldu. Hatta eşim bile, internetten, neyin nerede ucuz olduğunu takip etmeye başladı. Bu durum, toplumun tümüne yayılmış durumda. Tüketiciler artık bir ürün alırken, yanında ücretsiz olarak bir şey almak istiyor. Bu durum, tabii herkesin olduğu gibi, bizim iş yapış şeklimizi de değiştiriyor. Bu dönemde biz de promosyona yöneldik. Öte yandan, satış kanalı tercihinde de değişim yaşanıyor. Tüketici uzak marketlere gitmek yerine, yanı başındaki noktaları tercih etmeye başladı.
Kriz dönemlerinde akla ilk gelen konulardan biri de, “private label” oluyor. Bu dönemde, bu tür ürünlere pazar kaybedeceğinizi düşünüyor musunuz? Hayır düşünmüyorum. 2001 krizine baktığımızda, toplam pazarda, yüzde 5’lerden, yüzde 7 seviyelerine çıkan bir private label pazarı söz konusuydu. Krizin etkisi yavaşladıktan sonra, private label’dan markalı ürünlere, yüzde 1’lik bir geçiş oldu. Şu an, private label’a yoğun bir talep gözlemlemiyoruz. Bunun nedeni, 2’ncil markalarda yapılan promosyonlar sayesinde, market ürünleriyle arasında fiyat farkının neredeyse kalmamış olması.
Bu dönemde Unilever olarak ne gibi tedbirler alıyorsunuz? Bir kere moralimizi yüksek tutmaya çalışıyoruz . Çünkü rakiplerimize göre çok daha güçlü bir konumumuz var. 2001 krizinden güçlenerek çıkmıştık. Bu krizden de, güçlenerek ve pazar payımızı arttıracak çıkacağız. Tabii ki tedbirler alıyoruz. Eskiden yıllık plan yapıp, bu planı tutturmak için uğraşırdık. Bundan böyle, 3 aylık planlar yapacağız ve önümüze çeyrek dönemler olarak bakacağız. Yeni dönemde, premium lansmanlar yerine, fiyatı uygun ürünlerin lansmanlarına ağırlık vereceğiz. Doğru promosyonlarla, büyümemize hız vereceğiz.
Maliyet azaltıcı tedbirler alıyor musunuz? Herkes gibi biz de bazı tedbirler alıyoruz. İadeyi en aza indirmek, hammaddeyi daha ucuza alabilmek, ürün formülasyonlarında, kaliteyi düşürmeden alternatif hammadde veya paketleme malzemesi kullanmak gibi çeşitli konuların üzerinde duruyoruz. Yüzde 20’ler seviyesinde büyüdüğümüzde dikkat çekmeyen, gündemimizin alt sıralarında yer alan bazı konular, düşük büyüme dönemlerinde, gündemimizin daha ön sıralarında yer alıyor.
Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Ekonomist Dergisi’nden derlenmiştir.
www.ekonomist.com.tr
|