Anasayfa
Favorilerime Ekle
KobiFinans'ı Öner
RSS
Detaylı Arama
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM
ÜYE SORGULAMA
EĞİTİM MERKEZİ
Sektörler
Bilgi Merkezi
Dış Pazarlar
Uzmana Danışın
Eğitim Merkezi
Araçlar
Ana sayfa
Sektörler
Perakende
Türkiye'de Perakende Sektörü
"İşletmeciliğe Başladığımı Duyunca Annem Fenalık Geçirdi"
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
Yılda 70.000 Turist Giriyor, 10 Milyon Dolarlık Halı Satıyor
Teknisyendi, İşin Sahibi Oldu
Avrupa’da Büyüyen Türk İnşaatçı
Kış Modasına Romantizm Damga Vuracak
İtalya'nın Gözü Yenilenebilir Enerjide
Krizde Ayakkabı Satışında Rekor kırdı
Bahçe Bitkisi Ürünlerinin Pazara Hazırlanması
Okulu Parasız Yatılıda Okudu, Tekstilin Devlerinden Oldu
Yılda Yüzde 10 Büyüyen Helal Gıda Avrupa'yı Heyecanlandırıyor
“Türkiye'de Butik Otelciliğin Öncüsüyüz”
Yerli Web Adresleri
OSTİM
Wal-Mart Etkisi
Charles FISHMAN
Perakendecilikte Mağaza Düzenlemesi
Fatma DEMİRCİ
"İşletmeciliğe Başladığımı Duyunca Annem Fenalık Geçirdi"
Erol KAYNAR
Sortie Sahibi
10 sene piyano dersi aldım, nefesli sazlarla uğraştım ama ya kabiliyetsizdim ya da çok haylaz; öğrenemedim bir türlü... Bu sözler başta Sortie olmak üzere birçok ünlü işletmenin sahibi Erol Kaynar’a ait. Küçük yaşlarda içinde yeşeren müzik aşkı onu ünlü bir müzisyen yapamamış ama şimdi ‘duayen’ olarak kabul edildiği eğlence sektörüne girmesinin de en önemli nedeni olmuş. Bir odasını müzik çalışmalarına ayırdığını söyleyen Kaynar, evde DJ’lik ya da dinlediği müziklerinin remiksini yaparak perçinliyor müzik aşkını. Kaynar’ın bir diğer tutkusu ise dalış. 11 kez gittiği Maldivler’de dalmayı seviyor. Dalış yaptığı denizlerin, okyanusların muhteşem güzelliğini görüntülemeyi de ihmal etmiyor Kaynar. Şimdi en büyük isteği, bugüne kadar birçok kanalda yayınlanan sualtı görüntülerinden bir belgesel film yapmak.
Yaklaşık 25 yıldır eğlence sektöründesiniz. Bu sektöre nasıl girdiniz?
Üniversite yıllarındayken eniştem ve onun ortak olduğu şirket, Galata Kulesi’ni restore etti ve işletmesini aldı. Bana da orada iş teklif ettiler. Galata Kulesi’nde açtıkları restoranın her bölümünde çalıştım; depoculuk, kasiyerlik, DJ’lik yaptım. Daha sonra yöneticiliğini yapmaya başladım. Aslında biraz tesadüfen girdim bu işe.
İdari ve iktisadi bilimler okumuşsunuz. Okul yıllarında aklınızda hangi meslek vardı?
Küçük yaşlardan bu yana müziğe büyük ilgim oldu. O yılların kısıtlı olanaklarıyla evde DJ’lik yapardım arkadaşlarıma. Dinleyeceğim müziği kendim misklerdim. Ailem de bir müzik aleti çalmamı çok istiyordu. 10 sene piyano dersi aldım, nefesli sazlarla uğraştım ama ya kabiliyetsizdim ya da çok haylaz; öğrenemedim bir türlü. Belki işletmeciliği de müzikle daha iç içe olmak için seçtim.
Pişman mısınız peki, müzikle daha çok ilgilenmediğiniz için?
Evet, hatta tek pişmanlığım bu oldu diyebilirim hayatta. İyi bir piyanist olmayı isterdim. Ama müzik hep hayatımın önemli bir yerinde olacak. Ağırlıklı klasik müzik dinliyorum ama dünya müziklerini ve trendi de takip eden biriyim.
İşletmeciliğe soyunduğunuzda ailenizin tepkisi ne oldu?
25 sene önceden bahsediyoruz. O zamanlar aileler çocuklarının ya iyi bir diplomat ya da mühendis olmasını isterdi. Ailem de diplomat olmamı hayal ediyordu. İşletmeciliğe başladığımda annem fenalık geçirdi. Çünkü bu iş bugünkü kadar saygın değildi.
Peki, şimdi ne düşünüyorlar mesleğinizle ilgili?
Şimdi açtığım her mekâna gelip yemek yer, zaman geçirirler.
Galata Kulesi’nin işletmeciğinden sonra Danimarka’da uzun süre yaşamışsınız, neden?
Okul bittikten sonra işletmeciliği bırakıp turizm sektörüne geçmiştim. Halı, bakır gibi turistik eşyaları yurtdışına pazarlıyordum. 80 öncesi dönemde sağ-sol çatışmalarının yoğunlaşması turizm sektörünü sekteye uğratmıştı. Ben de o dönem Danimarka’ya yerleşip şirket kurdum. Türkiye’den aldığım malları bütün Kuzey Avrupa ülkelerine dağıtmaya başladım. Türkiye’yi özleyince 4 yıl sonra kesin dönüş yaptım. Ama işletmecilik ağır bastı sanırım, tekrar eğlence sektörüne döndüm. İlk olarak Fondü restoranı açtım. Çok özel bir restorandı, çok tutuldu; bir aylık kapalı rezervasyonla çalışıyorduk. İstanbul’un elit kesiminin de uğrak yeri olmuştu. Daha sonra otellerin yiyecek, içecek işletmeciliğini yaptım. Türkiye’deki en büyük yazlık diskoteği ben açtım. Bu arada Akmerkez’de sinemaların içinde Park Cafe’yi açtık. Sinema öncesi ve sonrası hizmet veren bir kafeydi.
Şimdi de City’s Alışveriş Merkezi’nin sinema salonlarının içinde aynı tarzda bir yeriniz var...
Mayıs’ın sonunda açtık, hareketlilik yeni başlıyor orada. Tüm sinema galaları orada yapılacak, öyle bir anlaşma yaptık.
Açtığınız yerler kısa zamanda popüler oluyor. Bu Türkiye’deki eğlence anlayışını iyi analiz edebilmenizden mi kaynaklanıyor?
Nedenlerden bir tanesi olabilir. Öncelikle işletmeyi açtığım lokasyonda bulunan insanların ne beklediğini iyi anlamaya çalışıyorum. Bir de yurtdışında trendi takip ediyorum. Türkiye’deki insanlar yeniliğe çok açık. Ben kendimi ölçü olarak alırım, bir mekâna girersem nasıl bir kahve, nasıl bir servis istiyorum, önce onu düşünürüm. Ve beni mutlu olan şeyleri uygulamaya geçiririm. Başarısız olup kapattığımız işletme hemen hemen hiç yoktur. Başarı ayrıntıda gizlidir, ben de ayrıntıyı iyi kullanıyorum.
Diğer yöneticilerin işten çıktığı saatte siz işe gidiyorsunuz. Ve geç saatlere kadar çalışıyorsunuz. Bu tempoya nasıl ayak uyduruyorsunuz?
Sektör için iyi bir tespit ama benim hayatım pek böyle değil. Mesaim sabah erken saatlerde başlıyor ve gece 12.00’ye kadar devam ediyor. Normal bir yönetici gibi çalışıyorum. Öğleye kadar muhasebe ve planlama işlerini bitiririm, programlar ve randevular ayarlanır. Öğle saatlerinde açılan mekânları denetlerim. Zaten her işletmenin başında çok deneyimli işletmeciler var.
Bu şekilde çalışmak yorucu olmuyor mu?
Yaşantınızı ve zaman diliminizi bu tempoda iyi kullanmanız gerekiyor, aksi takdirde dayanabilmeniz mümkün değil. Benim de gün içinde kendime ayırdığım zaman dilimleri var. Günde 2-3 saatimi kendime ayırırım. Yorgunsam eve gidip dinlenirim, arkadaşımla buluşurum, müzik dinlerim. Bir papağanım var; o benim tüm yorgunluğumu alıyor, onunla ilgilenirim. Bu, şarj olmak gibi bir şey. Sonrasında tekrar işe dönüyorum. Çünkü işletmelere gelen müşteriler mekânda beni de görmek istiyor. Onları bir süre sonra misafir olarak görmeye başlıyoruz.
Yaptığınız işin zorluğu nedir?
Tatil günleriniz belli değildir bu işte. Herkesin dinlendiği gün siz çalışırsınız, ama herkes çalışırken de tatil yaparsınız. Aslında artı tarafları da var. Yollar kalabalık olmaz, daha uygun fiyatlara tatil yapabilirsiniz. Gittiğiniz yerler sakin olur. İyi tarafından bakmazsanız bu işi yapamazsınız. Biz hep enerjimizi yüksek tutmak zorundayız; çünkü müşteri hemen sezer nasıl havada olduğunuzu ve kötü elektrik alırsa bir daha da gelmez mekânınıza.
Peki, siz nasıl eğlenirsiniz?
Gece hayatında çok fazla gezen, eğlenen biri değilim. Yaşantım boyunca hep böyle oldu. Müzik dinlerim, dinleyeceğim müziklerin remiksini yaparım. Bir odam müzik aletlerimle dolu, kayıt yaparım. Bunun dışında benim için en büyük dinlenme, dalış. Daldığım denizlerde su altı videoları çekiyorum. Doğayı çok seviyorum, ÇEKÜL Vakfı’nın da danışma kurulu üyesiyim. Benim için en büyük eğlence bir ülkeye gidip orada su altı filmleri çekmek, onları montajlamak ve arkadaşlarımla izlemek.
Çektiğiniz görüntülerden bir belgesel film yapmayı düşünüyor musunuz?
Bazen televizyonlarda yayınlanıyor aslında ama daha profesyonel, kapsamlı bir belgesel yapmayı çok istiyorum. Bir keresinde çektiğim görüntülerden birini Sortie’de gösterdim. Maldivler’i çok seviyorum, 11 kere gittim oraya. Endonezya, Afrika, Seyşeller... Birçok yer gezdim.
Beşiktaş’ın eski yöneticilerindensiniz. Tekrar düşünür müsünüz kulüp yöneticiliği?
O zamanlar bu işin daha çok içindeydim, şimdi de kopmadım. Tekrar döner miyim bilmiyorum.
Bu işi bırakacağım dediğiniz bir tarih var mı aklınızda?
10 senedir, bu işi bırakacağım, diyorum ama 10 senede işin içine daha çok giriyorum. Bu işi ya bırakırsın ya devam edersin, emeklilik söz konusu değil.Kendimi geri plana çekmeye çalışıyorum, çekilmeye başladım da zaten. Bunun nedeni kurumsal olmaya çalışmamızla ilgili. Ben profesyonel arkadaşlarımızın ön planda olmasını istiyorum. Arka planda olunca daha çok yatırım ve proje yapmaya zamanım oluyor. Ben de o noktaya gelmeye başlıyorum.
Yeni yatırımlarınızdan biri dondurma sektörüne de adım attıran Marpop. Şu an ne aşamada bu yatırımınız?
Mado’yla beraber böyle bir işe girdik. Dondurma kafe zinciri kurmaya hazırlanıyoruz. Franchise vermeye başlayacağız, talep çok fazla. Yurtdışına hızlı bir açılımımız olacak gibi görünüyor.
Kaynak: Milliyet İnsan Kaynakları Gazetesi/Esengül Metin
www.insankaynaklari.com
Bu yazı 1594 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
Yazı hakkında yorum yap
Arkadaşıma gönder
Sayfayı yazdır
Arşivime gönder
Paylaş
Google
Twitter
FriendFeed
Facebook
“Tüketici Daha Az Harcayarak Daha Fazla Almak İstiyor”
“Şirketler, Tüketici Davranışlarına Göre Strateji Geliştirmeli”
“Tüketicinin Harcama İçin İkna Edilmesi Zorlaştı”
“2008’in Gelişmelerinden Memnunuz”
“Krizde Yukarıdaki veya Alttaki Markalar daha da Güçleniyor”
“Bu Dönemde, Fiyatı Düşük Ürünlerin Lansmanına Önem Vereceğiz”
“Talep Yaratmak İçin, Beklentilere Uygun Ürün Sunmak Gerek”
"Şansa Değil Çalışmaya İnanıyorum"
"Pozitif Enerji Varsa Başarı Mutlaka Gelir"
Yatırımcılar, Türkiye Alışveriş Merkezi Pazarını Sevdi
PERDER, Uyum - Makromarket Birleşmesini Anlatıyor
"PERDER’in Önemini Tüketicilere de Anlatabilmeliyiz"
"Yabancı Devlere Rakip Ulusal Tedarik Zinciri Doğuyor"
"Hedefimiz Gülümseyen Müşteriye Sahip Olmak"
Metro Üç Yılda 300 Milyon Euro’luk Yatırım Yapacak
Çukurova’nın Perakende De Sembol Markası
Yıllandıkça Gençleşen Kült Marka
Perakende’de 30 Yıl
Eğitimli ve Kalıcı Personel İstiyoruz
Üyelik Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Şifremi unuttum
Beni Hatırla
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Sektör seçiniz...
Ambalaj
Araştırma / Geliştirme
Bankacılık
Basın Yayın
Beyaz-Kahverengi Eşya
Bilgisayar - Yazılım
Büro Malzemeleri
Cam Ürünler
Dayanıklı Tüketim
Demir Çelik
Demir Dışı Sanayi
Deri / Ayakkabı
Dış Ticaret
Eczacılık / İlaç
Eğitim / Danışmanlık
Elektrik
Elektromekanik
Elektronik
Endüstri ürünleri
Enerji
Finans
Gıda-İçki-Tütün
Haberleşme
Halkla İlişkiler
Hediyelik Eşya
Hırdavat / Nalburiye
Holding
İnşaat Malzemeleri
İnşaat - Elektrik Taahhüt
İnternet Servisleri
Kağıt
Kimyevi Maddeler
Kültür - Eğlence - Spor - Dernek
Maden
Makina ve Metal Eþya
Metal İşleme / Kuyumculuk
Orman Ürünleri/Mobilya
Otomotiv
Perakende Ticaret
Petrol ve Petrol Ürünleri
Plastik / Lastik / Kauçuk
Reklam / Promosyon
Sağlık
Sigorta
Tarım - Hayvancılık
Taşımacılık / Dağıtım
Teknoloji / Medya / İletişim
Tekstil - Dokuma - Konfeksiyon
Telekomünikasyon
Toptan Ticaret
Turizm
Yazılım
Diğer
“Tüketici Daha Az Harcayarak Daha Fazla Almak İstiyor”
Ekrem AKYİĞİT
“Şirketler, Tüketici Davranışlarına Göre Strateji Geliştirmeli”
Prof. Dr. Arman KIRIM
Perakendecilikte Müşteri Deneyiminin Rolü
Dr. Cüneyt EVİRGEN
Perakendede Başarının Yolu, “Mühendislik” Yaklaşımından Geçiyor
M. Rauf ATEŞ
Memur Olmadı, Porselende Tüm Dünyaya Meydan Okuyor
Öğretmenliği bırakıp züccaciye mağazası ile iş yaşamına ...
Bakkallıktan Perakende Zincirine
Ticarete 1981’de Bitlis’te bakkallıkla ...
Perakende Sektöründe Hızlı Tüketim Ürünleri Pazarı Büyüyor
Nielsen’in sigara dışında 100’den fazla ...
04 Ağustos 2008
Rekabette Fark Yaratan Market Markaları Hangileri?
Fiyat ve kalite avantajıyla farklılık yaratan özel ...
25 Nisan 2008
Bizi Tanıyın
Çözüm Ortakları
Güvenlik ve Gizlilik
Sıkça Sorulan Sorular
Reklam
Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap
Bize Ulaşın
Site Haritası
KobiFinans, bir
Finansbank Kobi Bankacılığı
hizmeti olup her hakkı
Finansbank A.Ş.
'ye aittir. © 2010