KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Wal-Mart Etkisi
Charles FISHMAN

Perakendecilikte Mağaza Düzenlemesi
Fatma DEMİRCİ


"Yabancı Devlere Rakip Ulusal Tedarik Zinciri Doğuyor"


Mehmet Ali SUSAM
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı
"Yabancı Devlere Rakip Ulusal Tedarik Zinciri Doğuyor" Liderlik, kalite, inovasyon, mükemmellik, teknoloji, müşteri hizmeti ve prestij. Küreselleşme rüzgarlarının estiği bugünlerde tüm dünya ekonomilerini değişime zorlayan bu kelimeler artık İzmirli esnafın da gündeminde. Çünkü bu kriterlere göre yapılan 93 ülkenin katıldığı Uluslararası Kalite Zirvesi’nde altın ödüle layık görüldüler. 200.000’e yakın esnafın üye olduğu İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği adına bu ödülü de Başkan Mehmet Ali Susam ABD’de geçen hafta aldı. Ödül dünyadaki küreselleşme rüzgarıyla yaşanan değişimin artık Türk esnafına kadar ulaştığının açık bir göstergesi aslında.

Mehmet Ali Susam, meslektaşlarına bu değişimi anlatmayı görev edinmiş bir başkan. 22 Temmuz seçimlerinde ise esnafı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil etmeye hazırlanıyor. CHP’den dördüncü sırada aday gösterilen Susam, partisi iktidar olursa kurulacak olan KOBİ ve Esnaf Bakanlığı’nın da en kuvvetli bakan adayı. Hipermarketlere karşı küçük işletmelerin rekabet gücünü arttırmak amacıyla bir grup arkadaşıyla kurduğu tedarik zinciri Besaş’la yeni bir çığır açan, tekel bayileriyle kurdukları TÜSTAB’la Tekel alkollü içkiler özelleştirmesini alan Susam, şimdi ulusal bir tedarik zinciri yaratıyor. Toptan satış yapan Tempo mağazalarının sayısı dörde çıkıyor. Susam, bakan olursa ise ilk yapacağı iş hipermarket yasasını çıkarmak olacak. O hipermarketlere karşı değil ama haksız rekabetin önleneceği adil bir sistem istiyor. Susam’la değişimi konuştuk...

Dünyada bir küreselleşme rüzgarı yaşanıyor ve ekonomi ciddi bir değişim geçiriyor. Esnaf ve sanatkar açısından neler oluyor? Nasıl bir değişim var?
Türkiye’de tanımlar yeniden gözden geçirilmek zorunda. Küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) tanımının değişmesi gerekiyor. KOBİ tanımı sanayi dönemi tanımları içinde kaldı. Bugünkü sistem de bu nedenle sadece sanayi işlevinde olan insanların desteklenebileceği bir sistem haline geldi. Aslında artık dünyada bilgi çağı yaşanıyor. Üretim teknolojiler sayesinde kolay, önemli olan pazarlama. İşyerinde bir bilgisayarla dünya pazarlarını izleyip iş yapan kişi de girişimcidir. Desteklenmek zorundadır. Bu nedenle tanım yeniden belirlenmeli.

KOBİ ile esnaf kavramlarının örtüştüğünü mü düşünüyorsunuz?
Elbette... Yeni dönemde bu iki tanımın birbiriyle örtüştüğüne inanıyoruz. Büyük oranda esnafa ve topluma mesaj veriyoruz. Esnafa siz kendinizi bu kavram içerisinde görün ve değişimi gerçekleştirin, diyoruz. KOBİ sahibi bir girişimcidir ve bu çerçevede biz de KOBİ’yiz. KOBİ, eğitimde ileri gitmiş yaptığı işin en mükemmelini yapmaya çalışırken, dünyada gelişen bilgi teknolojilerinden de yararlanarak işletmelerini dönüştüren şirketlerdir. Biz buna ahilik geçmişimizi de katıyoruz. Ahilik kültüründen gelen iyi ahlaka, tüketici haklarına dayalı bir anlayışı yerleştirip müşteri memnuniyetini öne çıkaran bir anlayışla iş yapılması gerektiğini anlatıyoruz.

Esnaf bu değişimi algılıyor mu?
Türkiye’de esnaf yüksek enflasyon döneminde ticaret yapmaya alıştı. Bunun rantını, onun rahatlığını yaşadı. Ama artık yüksek enflasyondan, düşük enflasyon dönemine geçiliyor. Stok yapmak enflasyon dönemlerinde kazançtı. Olay artık çok farklı. Stok bir maliyet ve yönetmek gerekiyor. Bu değişimi esnafın doğru algılayıp değerlendirmesi gerekiyor. Algılıyor ve zorunda zaten.

İki kavram arasındaki fark destekler açısından nasıl bir sorun yaratıyor?
Küçük ve orta ölçekli işletmeleri destekleyen kurum KOSGEB. Bu kurum destek verirken veri tabanı oluşturdu. Bu veri tabanına girebilmek ise getirilen stantardlara bakıldığında esnafın girmesi neredeyse imkansız. Girebilecek işletme sayısı çok az. Büyük engeller var. Böyle bir yapıda bu kadar zorluk varken bunun yeniden tanımlanması gerekir. Kapsam üretimle sınırlı olmayan, ama üretimi de içinde barındıran, bilgi çağını dikkate alan bir şekilde genişletilmelidir. Biz bu nedenle iki yıldır KOBİ Fuarı yapıyoruz, Fuar ne üzerine? Bilgi alışverişi üzerine. Lojistik destek sağlayanlar, bilgi sağlayan firmalar, bankalar katılıyor.

Esnafın ciddi sorunlarından biri de hipermarket yasası. Bu yasanın çıkarılması için mücadele veriyorsunuz. Ne aşamada?
Türkiye’de haksız bir rekabet yaşanıyor. Küçük şirketlerin ciddi bir sıkıntısı var. Bugün hipermarketler sermayelerinden gelen güçle bankalarla özel anlaşmalar yapabiliyor, ekmeği bile 12 taksitle verebiliyorlar. Kentin en işlek yerlerine hiçbir kural tanımadan mağaza açabiliyorlar. İstedikleri yerlere servis koyup araba taşımacılığı yapabiliyorlar. Bir Avrupa ülkesinde bunu yapamazsınız. O zaman buna bir düzenleme gerekiyor. Biz de bunu istedik. Sanayi Bakanı Ali Coşkun sıkıntıyı gördü ama Başbakan ikna olmadım, dedi.

Küreselleşmeye siz de dikkat çekiyorsunuz. Organize perakende dünyanın bir gerçeği. Yapılması gereken düzenlemenin kapsamı ne? Hükümet acaba büyük yatırımlarla gelen bu zincirleri ürkütmekten mi korkuyor?
Konuda öncelikle niyet önemli. Ben el atacağım çözeceğim demek, önemli. Tabii ki onlar da bir gerçektir, ticari hayatın objektif bir gerçeği. Hatta piyasanın kendini düzenlemesi ve tüketicinin kazançlı çıkacağı bir rekabetin oluşması için katkıları da vardır. Biz küçükleri yok edici bir noktaya gelmemesi, o bölgedeki ticari potansiyeli yok etmemesi, satın alma güçleriyle üretici firmaları baskı oluşturmaması için düzenleme istiyoruz. Haksız rekabeti ortadan kaldırıcı bir düzenlemenin yapılmasını istiyoruz.

Ancak dünyadaki sistem sermayesi yetersiz, verimli çalışamayan işletmeleri öğüten bir hale geldi. Aslında küçüklerin yaşadıkları biraz kaçınılmaz değil mi? Bu süreçte üyelerinize ne öneriyorsunuz?
Önerdiğimiz şu. Küçükleri değişen koşullara ayak uydurabilmeleri için kendilerini bir danışmanlık vasıtasıyla yönlendirmek. Eğer bakkalsa ürün gruplarını değiştirecek. Şarküterici olacak. Stokunu müşteri talebine göre belirleyecek ve küçük mekanını kendisinin para kazanabileceği bir noktaya dönüştürecek işletmeler haline gelecek. Tuhafiyeciyse, inşaat malzemesi satıcısıysa bir dalda yoğunlaşacak. Kendi aralarında birleşip tedarik şirketleri kuracak. Onlar adına uygun fiyatla mal alabilecek yapılar oluşturacak. Bankacılarla görüşüp onlara bazı öneriler yapıyoruz. Örneğin artık "veresiye veremem arkasından gidemem" diyemeyecek esnaf. Kredi kartı kullanmak mecburiyetinde. Biz de yük getirmeden pos cihazları kullanmayı öğretiyoruz. Raf, vitrin düzenlemesi, otomasyona yönelmesi konusunda eğitim katkısı veriyoruz. Koşulların getirdiği değişimi algılayıp ona uygun hareket etmek var. Bize düşen taraf bu.

Tedarik konusunda siz ciddi bir örnek yarattınız. Besaş’ı nasıl kurdunuz?1995 yılında bakkalların satın almadaki dezavantajını ortadan kaldırmak için, onların adına toplu satın almayı yapabilecek ve elde edilen avantajları bakkala yansıtabilecek bir organizasyon kurduk. Bir grup esnafla başlattığımız bu çalışma bugün artık ses getirir hale geldi. Zincirler oluşturmaya başladık. Bölgesel ve yerel olarak başlattığımız çalışmalar bundan sonra ulusal çapta tedarik zinciri operasyonu halinde yürüyor. Bu girişim ben Buca Esnaf Odası başkanıyken başladı. Esnafa hizmet yapıyorsunuz ama onlar daha somut sıkıntılar içinde yaşadığı için sizin teorik olarak verdiğiniz şeylerden çok tatmin olmuyor. Somut bir şey görmek istiyor.

Neler yapıyorsunuz?
Profesyoneller tarafından yürütülen, satın almacılarımızın olduğu bir şirketimiz var. 500’ün üzerinde ortağa sahibiz. SPK’ya kayıtlıyız. Besaş’la başlattığımız çalışmaları şimdi Tempo mağazalar zinciri olarak yaygınlaştıracağız.  En son Diyarbakır’da bir mağaza açtık 16’sında Adana’da, gelecek ay ise İstanbul Güngören’de büyük bir mağaza açacağız. Aynı uluslararası tedarik zincirleri gibi çalışıyoruz. Ayrıca sosyal boyutumuz var. Tüketiciye hiç mal satmıyoruz. Mağazalarımız şarküteri ve esnafın alışveriş yaptığı yerler. Kartları vardır. 600 milyon dolarlık ciro yaptık, bu yıl 800 milyon doların üzerinde olur diye düşünüyoruz. Sadece toptan satıyoruz.

Tekel’in Alkollü İçkiler Grubu’nun özelleştirilmesinde, 292 milyon dolarla en yüksek teklifi veren grubun içinde TÜTSAB Ortak Girişimi olarak siz de vardınız. Bu girişim hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Besaş ortakları olarak TÜTSAB, Tekel ihalesi için kuruldu. TÜTSAB, sekiz yıldır Türkiye’de il, ilçe, belde olarak 911 yerde ve 285 bin noktada alkol ve sigaranın dağıtımını yapan şirketler tarafından kurulan bu organizasyonu oluşturanlar Edirne’den Kars’a 3 bin 500 araçlık filo ile her gün Tekel ürünü dağıtıyor. Tekel’in nerelerde zaafiyeti olduğunu, üretimdeki aksamaların pazarlamaya nasıl yansıdığını yaşayarak biliyoruz. Konsorsiyumla tekelin alkol bölümünü aldık. Distrübüsyon işini sürdürdük hem de iyi bir işletmeci olarak tekeli götürmeye çalıştık.

İyi bir fiyata da ABD’li yatırım grubuna sattınız?
Şimdi buradan elde ettiğimiz kazançlarla gıdada tedarik şirketi olarak büyümeye çalışacağız. Ulusal çapta tedarik şirketi olup Türkiye’nin birçok yerinde küçük işletmelerin ihtiyaçlarını karşılayacak bir noktaya geliyoruz. İzmir’de çok başarılıyız. İyi takip ediliyoruz. Bakkalın tedarik şirketi olduk.

Kaynak: Referans Gazetesi / Jale Özgentürk
 
 
Bu yazı 2172 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
“Tüketici Daha Az Harcayarak Daha Fazla Almak İstiyor”
“Şirketler, Tüketici Davranışlarına Göre Strateji Geliştir­meli”
“Tüketicinin Harcama İçin İkna Edilmesi Zorlaştı”
“2008’in Gelişmelerinden Memnunuz”
“Krizde Yukarıdaki veya Alttaki Markalar daha da Güçleniyor”
“Bu Dönemde, Fiyatı Düşük Ürünlerin Lansmanına Önem Vereceğiz”
“Talep Yaratmak İçin, Beklentilere Uygun Ürün Sunmak Gerek”
"İşletmeciliğe Başladığımı Duyunca Annem Fenalık Geçirdi"
"Şansa Değil Çalışmaya İnanıyorum"
"Pozitif Enerji Varsa Başarı Mutlaka Gelir"
Yatırımcılar, Türkiye Alışveriş Merkezi Pazarını Sevdi
PERDER, Uyum - Makromarket Birleşmesini Anlatıyor
"PERDER’in Önemini Tüketicilere de Anlatabilmeliyiz"
"Hedefimiz Gülümseyen Müşteriye Sahip Olmak"
Metro Üç Yılda 300 Milyon Euro’luk Yatırım Yapacak
Çukurova’nın Perakende De Sembol Markası
Yıllandıkça Gençleşen Kült Marka
Perakende’de 30 Yıl
Eğitimli ve Kalıcı Personel İstiyoruz
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Tüketici Daha Az Harcayarak Daha Fazla Almak İstiyor”
Ekrem AKYİĞİT

kobifinans “Şirketler, Tüketici Davranışlarına Göre Strateji Geliştir­meli”
Prof. Dr. Arman KIRIM
 
kobifinans Perakendecilikte Müşteri Deneyiminin Rolü
Dr. Cüneyt EVİRGEN

kobifinans Perakendede Başarının Yolu, “Mühendislik” Yaklaşımından Geçiyor
M. Rauf ATEŞ
 
Memur Olmadı, Porselende Tüm Dünyaya Meydan Okuyor
Öğretmenliği bırakıp züccaciye mağazası ile iş yaşamına ...

Bakkallıktan Perakende Zincirine
kobifinans Ticarete 1981’de Bitlis’te bakkallıkla ...
 
Perakende Sektöründe Hızlı Tüketim Ürünleri Pazarı Büyüyor
Nielsen’in sigara dışında 100’den fazla ...

04 Ağustos 2008

Rekabette Fark Yaratan Market Markaları Hangileri?
Fiyat ve kalite avantajıyla farklılık yaratan özel ...

25 Nisan 2008
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010