Anasayfa
Favorilerime Ekle
KobiFinans'ı Öner
RSS
Detaylı Arama
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM
ÜYE SORGULAMA
EĞİTİM MERKEZİ
Sektörler
Bilgi Merkezi
Dış Pazarlar
Uzmana Danışın
Eğitim Merkezi
Araçlar
Ana sayfa
Sektörler
Perakende
Türkiye'de Perakende Sektörü
Perakende’de 30 Yıl
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
Yılda 70.000 Turist Giriyor, 10 Milyon Dolarlık Halı Satıyor
Teknisyendi, İşin Sahibi Oldu
Avrupa’da Büyüyen Türk İnşaatçı
Kış Modasına Romantizm Damga Vuracak
İtalya'nın Gözü Yenilenebilir Enerjide
Krizde Ayakkabı Satışında Rekor kırdı
Bahçe Bitkisi Ürünlerinin Pazara Hazırlanması
Okulu Parasız Yatılıda Okudu, Tekstilin Devlerinden Oldu
Yılda Yüzde 10 Büyüyen Helal Gıda Avrupa'yı Heyecanlandırıyor
“Türkiye'de Butik Otelciliğin Öncüsüyüz”
Yerli Web Adresleri
OSTİM
Wal-Mart Etkisi
Charles FISHMAN
Perakendecilikte Mağaza Düzenlemesi
Fatma DEMİRCİ
Perakende’de 30 Yıl
İbrahim KEFELİ
BİSSE Yönetim Kurulu Başkanı
Bisse, 30’uncu yılını kutluyor. Yıllarını dünya çapında ve üst sıralarda bir marka yaratmaya adamış. Firmanın Sahibi İbrahim Kefeli’yle, başarılı bir yerli perakendecinin hikayesini konuştuk.
Bizim röportajlarımızın klasik başlangıcını yapalım. Sizi kısaca sizden dinleyelim?
1949, Artvin doğumluyum. Evliyim, iki kız çocuğum var. İstanbul’a 1962 yılında geldim. 1967 yılında tatlı bir tesadüf eseri şimdiki işimle tanıştım. Bir şekilde “kader çekti getirdi” diyebilirim bunun için. Lise son sınıfa geçtiğimde, üniversiteye gidip gitmeme konusunda hatta liseyi bitirip bitirmeme konusunda bazen kararsızlığa düştüğüm anlar oldu. Sonrasında kader bir şekilde beni çekti ya da iteledi ve ben kendimi bir gömlek atölyesinin şefi olarak buldum. Hep bir ideal peşinde koştum, idealist bir kişiliğe sahibim. Önce bu meslekte ne yapabilirim diye düşündüm, başarılı olacağıma inandım. Kendime bir yol çizdim. 1976’da kendi işimi kurduğumda, Türkiye’de üretilmeyen bir şey üretmek idealiyle yola çıktım. 1980’den itibaren kendi markamı yaratma düşüncesi doğdu.
1976’da kendi şirketinizi kurmadan önceki süreyle sektöre girmeniz arasındaki süre ne kadar?
Yaklaşık 9 yıl kadar. Ben aslında bundan daha önce kendi işimi kurmayı planlamıştım; ama her şeyi iyice öğrenip, kavramam gerekiyordu. Ayrıca 70’lı yıllarda, özellikle Kıbrıs harekatından sonraki dönemler, Türkiye için sıkıntılı dönemlerdi. Anarşizm hat safhadaydı. 1976’dan itibaren kendimi hazır hissettim. Tabii, maddi imkanları iyi olan biri değildim, maddi imkanlarımı da kendim yarattım. Özellikle çok önemli ölçüde piyasa kredisi almayı başardım. Kıbrıs Harekatı zamanının efsanevi Türk Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in bir sözü vardır; “siyasetçiyle işadamının emekliliği yoktur” diye. Dolayısıyla emekliliğimiz olamayacağına göre, haliyle ideallerimizin olması gerekiyor.
Ben bir kişiyle karşılıklı iş yapıyorsam, personelime ve ortağım olan kardeşime hep şunu söylerim, sofraya oturan iki kişinin, ikisinin de karnı tok kalkması lazım. Biri az, biri çok yiyerek doyar; ama herkesin kendi çapına göre yemesi ve masadan karnı tok kalkması lazım. Yani ben, size ürünümü veriyorsam, siz de bunu satıp, geçiminizi sağlayan parayı kazanıyorsanız; sizin de, benim de bundan tatmin olmamız lazım. İkincisi, bir başkasına zarar vererek on kazanacağıma, hiç kimseye zarar vermeden yarım kazanmayı tercih ederim. Yaptığım işin her türlü kurala, etik anlayışa ve yasalara uygun olması lazım.
Bisse’yi nasıl tanımlarsınız?
Bisse felsefesi 3 ayak üstünedir. Birinci ayak, kalite ve kalitede daima kendini aşmaktır. İkinci ayak, moda ve trenddir. Üçüncü ayaksa, giyside azami rahatlık, kişinin giydiği giysiyi -ki buna ayakkabı ve gömlek de dahil- bütün kullanılacak ürünlerde bir rahatlığın söz konusu olması gerekiyor.
Bisse’nin bugün gelmiş olduğu noktayı nasıl değerlendirirsiniz?
Bana hep en büyük idealim ne diye sorulur? Ben de bunun bir marka yaratmak, sonra da bunu uluslararası bir marka yapmak olduğunu söylerim daima. Şimdiye kadar bu idealimi büyük çabalarımla geliştirdim, başarılı da oldum. Markamı Avrupa’da tanınan bir marka haline getirdim ve Amerika’ya kadar uzandım. Ancak bu zaman sürecinde ne devletten ne de sektör örgütlerinden en ufak bir destek gördüm, hatta desteği bırakın köstekle bile karşılaştım diyebilirim.
Bisse son birkaç yıldır bir değişim sürecinde...
2001 krizinden sonra da yeniden yapılanma sürecine geçiş başladı. Bu resmen bir savurganlık dönemiydi. Bu dönemde, biz Bisse olarak rantıbıl olmayan, kar getirmeyen, kazanç sağlamayan işlere girmeme kararı aldık. Krizden sonra ABD ve Avrupa’daki mağazalarımızın hepsini belli kişilere devrettik ve tamamen içe döndük. 2004 yılı, 2. yeniden yapılanma yılımız oldu. Bu sefer erkek giyiminde tüm ürünleri üretme kararı aldık. Tabii ki, bu konuda da kriterlerimiz vardı. Yani Bisse artık sadece bir gömlek markası değil, bir erkek giyim markası... Benim en büyük amaçlarımdan biri de, dış giyim üretmek ve bunu konsept halinde üretmekti. Birbirlerini bütünleyen şeyler üretip, bunu koleksiyon tarzında gerçekleştirecektim. Bunun sonucunda koleksiyon üretimine başladık.
Bu koleksiyonun ikinci bir ayağı yeniden yapılanma sürecinde oluştu. Bu da çağdaş mağazacılığa geçiş anlamı taşıyordu. Mağazacılığı o zamana kadar hasbel kader yaptık diyebilirim. Artık çağdaş mağazacılığa geçiş ihtiyacı hissediyorduk. Bunun için altyapı lazımdı, personele eğitim vermemiz gerekiyordu. Kendimin de bu konuda her şeyi bilmesi gerekiyordu. Bu noktada çok ama çok önemli başarılar elde ettik. Bugün 2006’nın sonuna doğru geldiğimiz şu zaman zarfında, sonuçlandırmak istediğim işlerden birçoğunu bitirmiş durumdayım.
Yurtdışına tekrar açılmayı düşünüyor musunuz?
Yurtdışına açılmayı, markamızı ve ürünümüzü göndererek gerçekleştirme kararı aldık; bayilik ve distributörlük yoluyla. Bu noktaya gelirken ben, uluslararası 5 büyük firmaya distributörlük ve bayilik teklifi götürdüm. Bunun karşılığında benim amacım dünyaca ünlü markaların şartlarını öğrenmekti, bunları da öğrenmiş oldum. Hatta birinde, çok önemli bir markanın tek bir mağaza açma isteği üzerine, Nişantaşı’nda bir dükkan tutmak zorunda kaldım. Bunu yaparken de bu 5 firmanın şartlarından bir sentez yarattım. Tabii bunda Türkiye gerçeklerini de göz önüne aldım ve şunu gördüm ki biz Türk firmaları olarak kendimizi hep riske sokmuşuz. Hep karşı tarafın menfaatine çalışmışız. Artık burada başka bir yol çizilmesi gerekiyordu. Artık amacımızın yüzde 100 kendi menfaatimizi düşünmek ve karşı tarafı bize bağlı hale getirmek olmalıydı. Benim zaten iç piyasadaki prensiplerim hep böyledir; ama dışarıdaki piyasayı kendimize bağlı hale getiremiyoruz. Bu yüzden alt yapımızın buna göre ayarlanması gerektiğini anladım. Bu ay sonundan itibaren 40’a yakın başvuru görüşmem olacak. Ayrıca şunu belirtmek isterim ki, biz Türkler bu tür konularda araştırma yoksunuyuz, bazı şeyleri dikkate almıyoruz. Bir araştıralım, bakalım, piyasa şartları nedir ne değildir diye bakmadan hemen işe atlıyoruz.
Peki bu düşüncenizi uygulayabiliyor musunuz? İsteklerinizi kabul ediyorlar mı?
Birçoğu, Türkiye’deki başka firmalarla görüştükten sonra geri çekildi. Çünkü bizdeki koşulların hiçbiri onlarda yok. Örneğin ben Bisse mağazası açacak bir girişimciye diyorum ki; “Projeyi ben vereceğim. Benim dekorasyon ekibim, sizin dekorasyonunuzu yapabilir; ama parayı siz ödersiniz” gibi birtakım teminatlar ve garantiler alarak, bir çok koşul öne sürüyorduk. Başka bir ürün satılmaması konusunda kendimizi garantiye alıyorduk. Ama aynı kişiler, Türkiye’de başka bir firmaya gittikleri zaman, sen nasıl istersen öyle olur avantajıyla karşılaşıyorlardı ve mağazalarının dekorlarını yapma güvencesi de veriliyordu. Ayrıca ürünlerini başkalarına satabilme imkanına da sahiptiler. Yani, önlerine çok kolay imkanlar sunuluyordu.
Türkiye’de, mağazacılık konusunda durumunuz nasıl?
Türkiye’de mağaza sayımızı arttırıyoruz. Bunu yaparken de eskiden sadece gömlek mağazası olan küçük ölçekli mağazalarımızı, aynı alan içerisinde değiştirme şansımız pek olmuyor. Bu yüzden yeni açacağımız mağazaları daha büyük çaplı olarak tercih ediyoruz. Bu eski küçük çaplı mağzalarımızı da, aynı alışveriş merkezi içerisinde, aynı bölgede, biraz daha büyük ebatlarda yer bulursak değiştirmek üzere bekliyoruz.
Bir bölgede yoğunlaşma olduğu zaman, orada yeni müşteri yaratılamıyor. Aynı müşteri, aynı alan içinde değişik yönlere bölüştürülüyor. Yani, biz belli bir yatırım yaparak pastamızı bölmüş oluyoruz. Hem yatırım yapıp pastamızı bölüyoruz, hem de pastayı böldüğümüz zaman masrafı da ikiye katlıyoruz. Benim iddaam şu; alışveriş merkezlerinin genel toplamına baktığımız zaman nüfüs artış oranı kadar ya da sağda solda kapanan cadde mağazalar dahil edilirse, o oranda belki ufak bir artış söz konusu olur. Oysa bir ünite başına incelediğiniz zaman, ne kadar alışveriş merkezi açılmışsa, oranı ne ise, o oranda da ünite başına düşüş vardır. Büyük bir kaynak israfı vardır. Sektör üyeleri, yani mağazacılık yapan firmalar her daim kendi kendilerini budamaktadır. Bunun çözümü, fizibiliteye bağlılıktan geçmektedir. Devletin, ülke yönetiminin de gerektiği zaman gerekli müdaheleleri yapması da bir şarttır. Türkiye’de rekabet kurumu diye bir kurum var. Bu kurum ne için var, ne için çalışıyor bilmiyorum. Amacına uygun hizmet verdiğini söylemek güç.
Siz kendinizi bu durumdan kurtarmak için nasıl bir çözüm düşünüyorsunuz?
Bazen doğru bir adım attığımızı görüyoruz. Girmediğimiz bir işin başarısız olduğuna şahit oluyoruz. Bazen de biz burada iş yaparız, başarılı oluruz diye giriyoruz; iş yapamıyoruz. Son birkaç yıl içerisinde iş yapmaz diye girmediklerimizden sadece bir tanesi bizi yanılttı, sadece o bir tanesi iş yapıyor. İş yapmak amacıyla girdiklerimizden de iki tanesi bizi yanılttı. Sonuç olarak, ben yapılan bu girişimlerden deneyim kazanarak çıktığımızı düşünüyorum. Bundan sonraki girişimlerimizde daha tedbirli davranacağımıza inanıyorum.
Sadık bir müşteri grubuna sahipsiniz. Bu başarıyı neye veya hangi etkenlere bağlıyorsunuz?
Bisse’nin üç ayak prensibine ve ürünün kefili olma prensibimize bağlayabilirim.
Öyle ki; bazı müşteri vardır, çok anlamsız bir sebepten ötürü aldığı malı değiştirmek ister, değiştiririz. Bazı müşteri vardır, ortada kendisinden kaynaklanan bir sorun vardır, buna rağmen yine de ürünü değiştirdiğimiz zamanlar olur.
Bisse’nin 30 yılı geride kaldı. Şöyle geriye dönüp baktığınızda neler düşünüyorsunuz?
Acı tatlı anılar aklıma geliyor. Sonra bunları bir kenara bırakıp, kendi kendime soruyorum; “Peki sen tatmin oldun mu?” diye. Tam tatmin olmadım, çoğu kez mutlu oldum; ama tam tatmin olmadım. Tam tatmin olamamam için ne eksikti? Tabii ki insanın her zaman kendisinden kaynaklanan eksiklikleri vardır; ama asıl eksikliklerin benim dışımda gerçekleşen olaylardan kaynaklandığını düşünüyorum; ülke ve sektör sorunları gibi... Krizlerin en çok bizim sektörü vurduğunu düşünüyorum. Tabii biz de günü kurtarma çabası içinde olan bir firma olmadığımız için, prensiblerimizden hiç taviz vermediğimiz için, krizler veya dönemsel sıkıntılar en çok bizi etkiledi. Biz de bilinçli olarak buna tahammül etmeye çalışmışız.
Bisse’nin çok güçlü bir temeli olduğuna inanıyorum. Benden sonra da çocuklarım yürütecek. Onlar Bisse’yi nereye götürür? Bu, tabii ki onların bileceği iş. Ancak Bisse belki yerinde sayar, belki daha da genişler, büyür; ama tüm bunlar piyasanın ve ülkenin gelecekte içinde bulunacağı konuma bağlı.
Kaynak: www.perakende.org
Bu yazı 1492 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
Yazı hakkında yorum yap
Arkadaşıma gönder
Sayfayı yazdır
Arşivime gönder
Paylaş
Google
Twitter
FriendFeed
Facebook
“Tüketici Daha Az Harcayarak Daha Fazla Almak İstiyor”
“Şirketler, Tüketici Davranışlarına Göre Strateji Geliştirmeli”
“Tüketicinin Harcama İçin İkna Edilmesi Zorlaştı”
“2008’in Gelişmelerinden Memnunuz”
“Krizde Yukarıdaki veya Alttaki Markalar daha da Güçleniyor”
“Bu Dönemde, Fiyatı Düşük Ürünlerin Lansmanına Önem Vereceğiz”
“Talep Yaratmak İçin, Beklentilere Uygun Ürün Sunmak Gerek”
"İşletmeciliğe Başladığımı Duyunca Annem Fenalık Geçirdi"
"Şansa Değil Çalışmaya İnanıyorum"
"Pozitif Enerji Varsa Başarı Mutlaka Gelir"
Yatırımcılar, Türkiye Alışveriş Merkezi Pazarını Sevdi
PERDER, Uyum - Makromarket Birleşmesini Anlatıyor
"PERDER’in Önemini Tüketicilere de Anlatabilmeliyiz"
"Yabancı Devlere Rakip Ulusal Tedarik Zinciri Doğuyor"
"Hedefimiz Gülümseyen Müşteriye Sahip Olmak"
Metro Üç Yılda 300 Milyon Euro’luk Yatırım Yapacak
Çukurova’nın Perakende De Sembol Markası
Yıllandıkça Gençleşen Kült Marka
Eğitimli ve Kalıcı Personel İstiyoruz
Üyelik Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Şifremi unuttum
Beni Hatırla
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Sektör seçiniz...
Ambalaj
Araştırma / Geliştirme
Bankacılık
Basın Yayın
Beyaz-Kahverengi Eşya
Bilgisayar - Yazılım
Büro Malzemeleri
Cam Ürünler
Dayanıklı Tüketim
Demir Çelik
Demir Dışı Sanayi
Deri / Ayakkabı
Dış Ticaret
Eczacılık / İlaç
Eğitim / Danışmanlık
Elektrik
Elektromekanik
Elektronik
Endüstri ürünleri
Enerji
Finans
Gıda-İçki-Tütün
Haberleşme
Halkla İlişkiler
Hediyelik Eşya
Hırdavat / Nalburiye
Holding
İnşaat Malzemeleri
İnşaat - Elektrik Taahhüt
İnternet Servisleri
Kağıt
Kimyevi Maddeler
Kültür - Eğlence - Spor - Dernek
Maden
Makina ve Metal Eþya
Metal İşleme / Kuyumculuk
Orman Ürünleri/Mobilya
Otomotiv
Perakende Ticaret
Petrol ve Petrol Ürünleri
Plastik / Lastik / Kauçuk
Reklam / Promosyon
Sağlık
Sigorta
Tarım - Hayvancılık
Taşımacılık / Dağıtım
Teknoloji / Medya / İletişim
Tekstil - Dokuma - Konfeksiyon
Telekomünikasyon
Toptan Ticaret
Turizm
Yazılım
Diğer
“Tüketici Daha Az Harcayarak Daha Fazla Almak İstiyor”
Ekrem AKYİĞİT
“Şirketler, Tüketici Davranışlarına Göre Strateji Geliştirmeli”
Prof. Dr. Arman KIRIM
Perakendecilikte Müşteri Deneyiminin Rolü
Dr. Cüneyt EVİRGEN
Perakendede Başarının Yolu, “Mühendislik” Yaklaşımından Geçiyor
M. Rauf ATEŞ
Memur Olmadı, Porselende Tüm Dünyaya Meydan Okuyor
Öğretmenliği bırakıp züccaciye mağazası ile iş yaşamına ...
Bakkallıktan Perakende Zincirine
Ticarete 1981’de Bitlis’te bakkallıkla ...
Perakende Sektöründe Hızlı Tüketim Ürünleri Pazarı Büyüyor
Nielsen’in sigara dışında 100’den fazla ...
04 Ağustos 2008
Rekabette Fark Yaratan Market Markaları Hangileri?
Fiyat ve kalite avantajıyla farklılık yaratan özel ...
25 Nisan 2008
Bizi Tanıyın
Çözüm Ortakları
Güvenlik ve Gizlilik
Sıkça Sorulan Sorular
Reklam
Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap
Bize Ulaşın
Site Haritası
KobiFinans, bir
Finansbank Kobi Bankacılığı
hizmeti olup her hakkı
Finansbank A.Ş.
'ye aittir. © 2010