Mobilya sektörü Türkiye'de gelişmeye devam etse de, satış sonrasında uzmanlaşamamış olmanın sıkıntılarını yaşıyor. Ürün satışından sonrası da ayrı bir uzmanlığı gerektiren bu sürecin doğru yönetilmesi markalar için hayati bir önem taşıyor. Ancak mobilyacıların birçoğu uzman olmadıkları bu süreçleri kendi başlarına yönetmeye çalıştıklarında çoğunlukla başarısız oluyor. Müşterinin bir türlü memnun olamadığı bu hizmet ise tüm olumsuzluklara rağmen mobilya markaları ve üreticileri tarafından kullanılmaya devam ediyor. Ancak bunu aşmaya kararlı, istekli markalar da yok değil... Bu markalar, satış sonrası hizmeti ayrı bir iş kolu haline getiren Mobiljet firmasından destek alarak daha verimli hale getirmeye çalışıyor.
Uzun yıllar mobilya sektöründe farklı mobilya markalarında yönetici olarak çalışan Ahmet Öztekin, sektörün problemlerinden biri olan satış sonrası A'dan Z'ye servisin kontrol edilememesi olduğunu gözlemleme şansı yakalamış bir isim. Bu problemden yola çıkarak kurduğu Mobiljet ise oldukça yeni olmasına rağmen şimdiden Doğtaş Mobilya'nın tüm satış sonrası hizmetlerini yürütür duruma gelmiş. Elbette bu yalnızca işin başı... Geçtiğimiz günlerde projesini Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği’ne (MOSDER) sunan Ahmet Öztekin, bu sunumun sonunda da pek çok mobilya markasından olumlu geri dönüşler aldı.
Peki Mobiljet ne yapıyor? Aslında bugüne kadar mobilya markalarının işi olmayan tüm lojistik faaliyetlerini markaların sırtından alıyor. Ahmet Öztekin'in kurduğu Mobiljet anlaştığı markaların ürünlerini kendi depolarında muhafaza ediyor. Kurguladıkları yazılım ile markalarla online olarak sürekli irtibat halinde olan Mobiljet, markanın ürünü satmasıyla birlikte devreye giriyor. Tüm süreci yani şehir içi depolama, şehir içi dağıtım, montaj ve satış sonrası hizmeti üzerine alan şirket, satılan ürünü zamanında müşteriye teslim etmek ve sonrasıyla da ilgilenmekle yükümlü oluyor.
Basit görünen bu organizasyon aslına bakılırsa müşterilerin ürünü aldıktan sonra en çok sıkıntı çektikleri süreç oluyordu. Ürünü satın aldıktan sonra zamanında teslim almaktan, ürünleri evlerine getiren ve onun montajını yapan personele kadar her alanda sorunlar yaşayan tüketici için bu sürecin profesyonel bir şekilde yapılması her geçen gün daha da önem kazanıyor.
Mobiljet'in sisteminin de farkı bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü bu süreci oldukça profesyonelce kurgulayan Ahmet Öztekin, işe öncelikle dağıtım ve montaj ekibini birbirinden ayırarak başlamış.
Maliyette Avantaj Ayrıca bir enerji ve deneyim gerektiren mobilya lojistiği ve satış sonrası hizmet; şirketler için yalnızca enerji kaybı değil, aynı zamanda maliyet kaybına da neden olabiliyor. Her bayi için bir araç ve en az 2 personel gerektiren bu organizasyonda marka satış yapsa da yapmasa da bu sürecin maliyetlerine katlanmak zorunda kalıyor. Yılın başında ayrılan lojistik bütçeleri kimi zaman tutuyor kimi zamanda bütçenin üstüne çıkabiliyor. Mobiljet üstelendiği bu sorumlulukla, markanın lojistik maliyetlerinin net olmasını sağlıyor. Öztekin maliyetin de önemli bir avantaj olmasının yanı sıra markaların asıl işlerine odaklanmaları açısından daha büyük bir öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Henüz oldukça yeni olmasına rağmen 1,5 milyon dolarlık bir yatırımla kurulan Mobiljet'in kurucusu Öztekin, uzun yıllar yaptığı çalışmaların karşılığını uzun vadede almak istiyor. Bu nedenle markalarla anlaşmalar yapmanın yanı sıra franchise sistemiyle büyümek için alt yapı çalışmalarına özen gösteriyor. Öztekin'in Türkiye'deki şimdiden hazırlıklarına başladığı diğer hedefi de perakende zincirlerin satış sonrası hizmetlerini outsource etmek
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, İnfomag Dergisi’nden derlenmiştir.
www.infomag.com.tr
|