Sam wıtwıcky babası ile beraber yola çıktığında, başarısının nasıl ödüllendirileceğinin cevabını henüz bilmiyordu. Sahip olacağını düşündüğü PlayStation 3 ile yeni çıkan 8 GB’lik iPhone hayallerinin arasında gidip gelirken, bir araba galerisinin önünde durduklarının farkında bile değildi. Araba sahibi olabilme düşüncesinin verdiği heyecanı üstünden atamadan, hangi arabaya sahip olması gerektiği düşüncesinin verdiği akıl karışıklığıyla oradan oraya koşuşturuyordu. Bir anda karşısına, kir-pas içinde olmasına karşın, asaletini muhafaza etmeyi başarabilmiş sarı bir canavar çıkıyordu; 1970 model bir Chevrolet Carilara. Transformers filminin açılış sekansındaki bu sahneyi aslında birçok Amerikan filminde izlemek mümkün. Araba meraklısı baba... Başarısının ödüllendirilmesini bekleyen ergenlik çağındaki oğul... İlk arabayı almak üzere oto galerisine gitme ritüeli... Bizim kültürümüzde babadan oğla geçen bir otomobil merakı var mıdır tartışılır. Ama su götürmez bir gerçek var. Çocuklarımıza bu kadar fazla seçeneği sunmamızı sağlayacak derecede gelişmiş bir ikinci el otomobil pazarımız henüz yok.
İkinci El Satışlar Yetersiz İkinci el otomobil pazarının istenilen seviyeye gelememesinin en önemli göstergelerinden birisi, ikinci el satışlarının çok düşük seviyelerde seyrediyor olması. Özellikle Avrupa ile karşılaştırıldığında bu yetersizlik çok daha açık biçimde ortaya çıkıyor. Doğuş Otomotiv CEO’su E. Ali Bilaloğlu’da ikinci eldeki satış yetersizliğinden bahsederken, ilginç bir örnek veriyor. Bilaloğlu, "Avrupa’da her yeni araç satışına 10 tane ikinci el satışı düşmekte" derken Türkiye’de bu oranının bire bir oranına henüz ulaştığını belirtiyor. Bu durumu, olumsuz gibi algılamakla beraber, aslında pazarın gelişmeye açık olduğunun bir göstergesi olarak yorumlamak da mümkün görünüyor. Honda Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Ümit Karaarslan ise var olan durumu üç temel nedene bağlıyor. "İkinci el satışı yeni otomobil satışı, otomobil parkı ve içinde yaşadığımız ekonomik gelişmelerle doğru orantılıdır" diyen Karaarslan, birinci el satışlarının sığlaştığına dikkat çekiyor.
Intercity İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Vural Ak olaya daha farklı bir boyuttan yaklaşıyor. Türkiye’de ikinci el pazarında fiyat ve satış şartları hususunda örnek alınacak bir otoritenin bulunmadığından yakın an Ak, "Pazarın en büyük eksikliği referans alınacak bir işletmenin olmamasıdır" diyor. Sistem incelendiğinde Ak’ın çok da haksız olmadığını görmek mümkün. Sistem oto galericilerinin üzerinden işliyor. Fiyatlar serbest piyasa koşullarında kendiliğinden belirleniyor. İkili ilişkiler satışlarda büyük önem taşıyor. Fiyat dalgalanmaları oldukça fazla olup bu durum sistemi su istimallere açık hale getiriyor. Özellikle kayıt dışılık konusunda ciddi açıkların bulunması mümkün görünüyor. Vural Ak "İkinci elde fiyatlar nasıl belirleniyor? Tamamen ahbap çavuş ilişkisi. İkinci elde bu arabanın fiyatı ne olmalı? Bunu gösteren hiçbir gösterge yok. Tamamen satış yeteneği ve karşı tarafın alma isteği fiyatı belirliyor." derken aslında sistemin neden etkin bir biçimde işlemediğini özetliyor.
Önemli Bir Motivasyon Unsuru Sistemin etkin işleyememesinin yanında, büyük oyuncular henüz ikinci el pazarının önemini yeterince kavrayamamış görünüyorlar. İkinci el pazarı finansal getirisinin yanında "müşteri sadakati"ni artırmada önemli bir rol oynayabiliyor. Hedef Alliance Filo Hizmetleri’nden Önder Erdem’in tespiti bu durumu destekler nitelikte. Erdem, yeni otomobil almaya gücü yetmeyen ya da otomobile çok fazla para harcamak istemeyen bir kişiyi örnek veriyor. "Tüketici ikinci el bir araba alır. Otomobilden memnun kalan tüketici bu aracı belli bir süre sonra satarak, aynı markanın yeni modelini almak isteyebilir." diyen Erdem, aslında ikinci elin tüketici için iyi bir motivasyon unsuru olabileceğini de örneklemiş oluyor. Tabii ki bu durum ancak gelişmiş bir ikinci el piyasası ile mümkün görünüyor. Bir diğer avantaj, ikinci el piyasası yüksek olan aracın, markanın aynı segmentindeki yeni araçlarının da değerini yükseltiyor olması. Sektörde ise bu durumun çok fazla dikkate alınmadığı görülüyor. Sistem, genel yapısı itibari ile yeni otomobil satarak, asıl getirinin kurulan servis ağları ile verilen satış sonrası hizmetten elde edilmesi şeklinde yürütülüyor. Vural Ak, "Büyük firmalar arabalarını satarken büyük çabalar sarf ediyorlar. Servis ağlarını kurmuşlar, servise girin diye çabalıyorlar. Asıl parayı servisten, yedek parçadan kazanıyorlar. İkinci elden şu anda para kazanmadıklarından önem vermiyorlar. Maalesef çok çıkarcı, kısa vadeli bir düşünce şekli." diyor ve ekliyor: "Kendi markaları için ikinci el yatırımı yaparlarsa, orta vadede bundan en büyük faydayı yine kendileri sağlarlar. Çünkü o malın ikinci el değeri yüksek olursa sıfır satarken de insanların teveccühü daha fazla olur." Ak bu noktada haklı olmakla beraber, bunu gerçekleştirmek isteyen şirketlerin elini kolunu bağlayan önemli bir unsur mevcut; finansman. Türkiye’deki pazar koşullarında işletme finansmanı açısından ikinci el operasyonları çok zor yürüyor. Şirketler bu sorunun üstesinden bayilerle gelmeye çalışsalar da yeterli olmuyor. "Birinci el pazarı çok iyi olmadığı için bayilerin kar marjları daralıyor. Bu nedenle ikinci el satışı için bayiler ekstra bir finansman ayıramıyorlar." diyen Ümit Karaarslan buna rağmen ikinci el pazarının gelişeceği ile ilgili düşüncelerini koruyor.
Tehditler Yok Değil Sektörün uzman ağızlarından ikinci elin daha da önem kazanacağı şeklinde açıklamalar çıksa bile, bazı noktalar bu iyimserliğin önünü kesebilir gibi görünüyor. Özellikle, otomobil piyasasında başlatılan kampanyalar birinci el fiyatlarında ciddi indirimler yaşanmasına neden oluyor. Hal böyle olunca da, ikinci el fiyatları ile yeni araç fiyatları arasındaki aralık daralıyor. Verilen düşük faizli krediler ile yeni otomobil almak daha da cazip bir hal alıyor. Bunun yanında, ikinci el piyasasında özelikle fiyatlandırma ile ilgili önemli dalgalanmalar yaşanıyor. Bu fiyat dalgalanmaları ikinci el otomobil almak isteyenleri bir kere daha düşünmeye sevk ediyor. Tüm bunların sonucunda da insanlar, kullanılmış otomobilleri bir yatırım aracı olarak görmemeye başlıyorlar ve ilgi göstermiyorlar.
Buna rağmen, bu ilgisizliğin çok da uzun süremeyeceğini düşÜ!:’enlerin sayısı daha fazla görünüyor. Özellikle son dönemde yakalanan ekonomik istikrar ile fiyat dalgalanmalarının eskisi kadar büyük olmadığını belirten uzmanlar, artık büyük oyuncuların ikinci el konusunda ellerini taşın altına sokmalarını istiyorlar. Doğuş Otomotiv CEO’su Bilaloğlu "İkinci el pazarı büyüyecek, biz inanıyoruz buna. Bu nedenle DOD yatırımımızı yaptık." diyerek bir nevi bu çağrıya yanıt veriyor. Vural Ak, "Tek bir markaya bağlı kalmadan, bir süpermarketteki gibi her markadan alışverişler yapıp, yüksek adetlerde alışveriş yapıp, pazarı yönlendirecek, her halükarda alışveriş yapacak büyük oyunculara ihtiyaç var." açıklaması ile bu çağrıyı destekliyor.
Bu çağrıların cevap bulması, büyük bir potansiyeli olan ikinci el pazarını istenilen seviyeye getirecek gibi görünüyor. Ancak bunun sağlanması, daha sağlıklı bir sistemin kurularak, şirketlerin uzun vadeli getirileri hedef alan stratejiler oluşturmalarından geçiyor. Autobot’ları ya da Decepticon’ları görme şansımız belki hiç yok ama fiyatı her oto galeride değişmeyen 1970 model bir Chevrolet Camaro ile karşılaşmak gelecekte daha mümkün gibi gözüküyor.
Kaynak: Businessweek Dergisi
|