 |
|
Otomotiv Sektöründe Deneyimsel Pazarlamanın Doğuşu
|
|
Doğuş Oto, OtoMotion konsepti ile, tüketici deneyimin ön plana çıktığı bir güven ilişkisi kurmak istiyor.
Toyota efsanesinin başlangıcı ailenin reisi Sakichi Toyota’nın Amerika ziyareti ile başlar. 1900’lü yılların başlarına rastlayan bu ziyaretten tam 10 yıl sonra Sakichi’nin oğlu Kiichiro Toyota babasının izini takip eder. O yıllarda Amerika’da Henry Ford efsanesi yaşanmaktadır. Ford’un ünlü Rouge fabrikasını ziyaret eden Kiichiro gördüğü manzara karşısında büyülenir. Ancak anlam veremediği önemli bir nokta vardır: "Neden üretim bandından çıkan tüm arabalar hem aynı model hem de siyahtır?" Bu soru Toyota’nın gelişimini ne kadar etkilemiştir bilinmez. Ama artık bilinen bir gerçek var ki Henry Ford’un ’’Ne yaparsan yap siyah yap, hepsini satarsın" düsturu artık otomobil üreticilerinin pek de işine yarıyor gibi görünmüyor. Üreticinin sözünün geçtiği dönemler çoktan geçerliliğini yitirmiş durumda. Bununla birlikte gücü elinde bulunduran tüketiciyi ikna etmek de eskisi kadar kolay değil. Tüketici eskisi kadar üreticiye güvenmiyor. İnsanlar markaların iletişim bombardımanının da bir sonucu olarak, ürünle aralarındaki iletişimi o kadar da içten ve sıcak bulmuyor. İnsanların yeniden dikkatini çekmek ve bu güveni kazanmak için ne yapabiliriz sorusundan yola çıkarak Doğuş Oto, Walt Behnke’nin önderliğinde deneyimin ön plana çıktığı OtoMotion konseptini hayata geçiriyor.
Artan Rekabet Yeni Pazarlama Uygulamaları Gerektiriyor "Her şey bir rüya ile başladı." diyor Behnke OtoMotion’ın açılışında yaptığı konuşmada. Ferit Şahenk’in İstanbul Oto Show fuarında söylediği "Keşke müşterilerimizle her zaman böyle bir bağlantı içerisinde bulunabilsek" sözünün bu rüyanın başlangıcı olduğunu belirtiyor. Bu cazip hikayenin yanında olayın göz ardı edilmemesi gereken bir de pazarlama tarafı bulunuyor. Otomotivde rekabet diğer sektörlerde olduğu gibi artarak devam ediyor. Aynı segmentteki otomobiller arasındaki farklar giderek azalıyor. Bunun sonucu olarak da otomotiv üreticileri gerek satış sonrası verdikleri hizmet gerekse de uyguladıkları pazarlama faaliyetleri ile rakipleri karşısında farklılık yaratmaya uğraşıyor. Nitekim bu durum da şirketleri klasik pazarlama araçlarının dışında yolları denemeye ve yaratıcı olmaya itiyor.
İnsanlar Bayiye Gelmiyor Bu çabaların temelinde otomotiv şirketlerinin tüketici kontak alanları olan bayilere, galerilere müşterileri çekememeleri en başlıca faktör arasında yer alıyor. Bugün galeriler ailece gidebilecek hoş zaman geçirebilecek bir yer olmaktan çok uzak.
Amerikalı bir pazarlama uzmanı, "Bir müşteri ilk satın alma kararını mağazaya girmeden on dakika önce, ikinci satın alma kararını da mağazaya girdikten beş dakika sonra alır" diyor. Tüketiciyi bir mağazaya çeken ilk faktör onun dizaynıdır. Tüketiciler birçok kere, ürünü görmeden ve satış elemanı ile konuşmadan, sadece dışarıdan bakarak o mağazaya girme ya da girmeme kararını veriyorlar. Bu açıdan ilk kararda çevresel pazarlama aktiviteleri önemli rol alıyor. Öte yandan ikinci faktör ise müşterinin mağaza içerisinde neler yaşadığı yani oradaki deneyimi oluyor.
Kaynak: Businessweek Dergisi
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
2375 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|