"Bize yürüyen merdiven yapamayacağımızı söyleyen Alman firma kendini yenileyemedi ve kapandı. Biz ise bugün Türkiye’deki ilk ve en büyük imalatçı firmayız."
Bugün hayatta olmayan Gaziantepli Haşim ve Muzaffer Bakbak kardeşlerin yaklaşık 40 yıl önceki bir Almanya gezisinde şaşkınlıkla izledikleri yürüyen merdivenleri Türkiye’de yapma fikri, bugün 6 şirket ve 500 çalışana sahip olan bir grubun temellerini oluşturdu. Bakbak Şirketler Grubu’na bağlı olan ve merkezi Gaziantep’te bulunan Renmetal ise 1969 yılında Türkiye’nin ilk yürüyen merdivenini üreten şirket oldu.
Grup, yürüyen merdivenden çeşitli makine imalatına, havaalanları yer hizmet araçlarından, tekstil yedek parçaları imalatına kadar birçok farklı alanda faaliyet gösteriyor. Yılda ortalama 24 yürüyen merdiven üretme kapasitesine sahip olan grubun şu anda Türkiye çapında çalışır halde olan 350 adet yürüyen merdiveni var. Firma bunun yanında ithal yürüyen merdivenler için de yedek parça bakım servis hizmetleri sunuyor. Üretimde kaliteye önem veren grup, yurtdışına da açılma planları içerisinde. Suriye’de distribütörlük oluşturan firma, Irak ve İran’a yürüyen merdiven satmak için kolları sıvamış. Bayrağı Muzaffer ve Haşim Bakbak kardeşlerden devralan Erol, Zafer ve Bülent Bakbak, ilk yapılan merdivenin ise "hala çalıştığını" söylüyor.
Kelimenin tam anlamıyla bir KOBİ başarı hikâyesi olan Renmetal’in ve Bakbak Şirketler Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve firmanın 2. kuşak temsilcisi M. Zafer Bakbak ile bu başarı öyküsünün sırlarını konuştuk.
KF: Yürüyen merdiven işine girmeden önce ne tür işler yapıyordunuz? Neden Almanya’ya gidip geliyordunuz? Aslında Renmetal yeni bir kuruluş. Eski adıyla Güneş Makine’yi rahmetli amcam ve babam kurmuşlardı. Babam aynı zamanda ilk yerli radyoyu üreten kişidir. Bunun nedeni ise dedemin verdiği bir nasihat... Dedemin ’Herkes radyo tamir edebilir, önemli olan onu yapmaktır’ diye kendisine kızması üzerine bu üretimi gerçekleştirmiş. Dedem yurtdışından otomobil getirmenin çok cazip olduğu 60’lı yılların 2. yarısında, şehir merkezinde bir otogaleriye sahip. Bu arada direksiyonuna güvendiği, bildiği tanıdığı ne kadar dostu, arkadaşı varsa hepsini çağırıyor; ’Sizi 1 haftalığına Almanya’ya götüreceğim, her türlü masrafınız benden. Yalnız bir şartım var: Almanya’dan dönerken size bir tane otomobil vereceğim. Onunla İstanbul’a kadar geleceksiniz’ diyor. Otomobillerin gümrük işlerini de tamamlayıp, Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra satıyorlar.
İşte bu seyahatlerin birinde amcam ve babam da bu ekibe katılıp Almanya’ya gidiyor. Bu arada amcam da çok iyi bir tornacı! Hatta Koç Grubu’ndan sonra ilk vidanjör pompasını yapan firmanın sahibiydi. İşte bu seyahatte 2 kardeş yürüyen merdiveni görüyor. İki farklı gözle makineyi şöyle bir gözden geçiriyor, yapabileceklerini düşünüyor ve Türkiye’de üretime geçmeye karar veriyorlar. Bunun üzerine hemen Almanya’daki üretici firmanın yetkilisiyle konuşuyorlar. Firma yetkilisi ’Sizin ülkenizde saat yapılıyor mu?’ diye soruyor; ’Hayır’ yanıtını alıyor. ’O zaman yürüyen merdiven de yapamazsınız, görüşme bitmiştir’ diyerek onlara kibarca kapının yolunu gösteriyor. Bu konuşma onları çok hırslandırıyor ve Türkiye’ye dönüyorlar.
KF: Peki, saat üretimiyle yürüyen merdivenin nasıl bir ilişkisi var? Sonrasında üretim nasıl başlıyor? Yürüyen merdiven çok hassas ve milimetrik bir araçtır. Basamakları birbirine kenetlidir. Açıda biraz kayma olsa, basamaklar açılır ya da birbirine vurur. Dolayısıyla görüştükleri kişi, bu aracın saat kadar hassas bir yapıya sahip olduğu anlatmaya çalışmış diye düşünüyorum... Sonuç olarak bu üretimi yapmakta kararlılar, birkaç kez daha Almanya’ya gidip, gözlem yaparak, ürünü inceleyerek Türkiye’ye dönüyor ve yaptıkları ilk merdiveni 1969’da Ankara’da Soysal İş Merkezi’ne satıyorlar. Tabii Türkiye’de aniden böyle hassas bir alanda ilk kez üretim yapan bir firmadan ürün satın almak da kolay değil. Alıcı firma, babamlardan teminat mektubu istiyor, iş bitiminde ödeme yapma şartı koyuyor vb. Sonuç olarak iş böyle başlıyor. Baktığımız zaman, 38 yıllık bir yürüyen merdiven olmasına rağmen hala çalışıyor. Bugün ise Türkiye’de 350’nin üzerinde yerli üretim yürüyen merdivenimiz var. Elbette ithal ettiğimiz ürünler de var. Bu sırada, bize ’Saat yapabiliyor musunuz?’ diye soran firma ise kendini yenileyemedi ve kapandı.
KF: Nasıl bu kadar hızlı başarılı oldunuz? Yürüyen merdiven yapmak bu kadar kolay mı? Her şeyden önemlisi maliyet avantajı yarattık. İthal ürünlerle bizim ürünlerimiz arasında yaklaşık 10 kat fark var. Bunun üzerine kalite ve müşteri memnuniyeti de eklenince bizi tercih etmeye başladılar. Üretici ve tüketiciyle bir arada olma özelliğimiz nedeniyle hata veya sorunları çözme ve yenilenme süreçlerimiz de çok hızlı oluyor. Çünkü biz Türkiye’ye özgü yürüyen merdiven yapıyoruz. İthal merdivenler farklı yapıları nedeniyle sorun çıktığı takdirde sökülüp atılıyor. Geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde yaptığımız merdivenlerin neresi kırılırsa kırılsın, en fazla 50 YTL’ye tamir edebiliyoruz. Yürüyen merdivenlerin bandını da Türkiye’de yalnızca biz yapıyoruz.
Öte yandan 1976 yılında artan talebi daha sistemli bir şekilde karşılamak ve piyasayı biraz daha hareket-lendirmek için 2 ayrı firma haline geldik: Renmetal ve Baksan. İşimiz gereği stok yapmamız da pek mümkün değil. Böylece grup içinde sinerji yaratmamız da mümkün oldu.
Son dönemlerde ise merdivenlerin çoğunu tek marka altında çıkarmaya çalışıyoruz. Bunun yanında, Türkiye’de 80’li yılların 2. yarısında görülen "farklı alanlarda faaliyet gösterme" akımından biz de etkilendik. Turizm sektörüne girdik; 4 yıldızlı bir otelimiz var. İnşaat, savunma sanayisi, havaalanları yer hizmet araçları ekipmanlar, tekstil gibi yeni sektörlerde faaliyet göstermeye başladık. Şu anda hepsi birlikte devam ediyor. Amcamız ve babamızdan aldığımız mirası en doğru şekilde değerlendirip, ilerlemeye çalışıyoruz.
Maliyet Ve Tasarım Avantajımızla Fark Yaratıyoruz Bizim merdivenimizin tutulmasının bazı özel nedenleri var. Öncelikle "Türkiye’ye özgü" yürüyen merdiven yapıyoruz. Bakın ithal yürüyen merdivenlerin basamakları 2 parçadan oluşur. Basamağın tanesinin bedeli 850-900 dolar civarındadır. Alüminyum köşesi kırıldığında ise basamağı kullanamaz, çöpe atarsınız. İşte biz bu sorunları sürekli yaşadıktan sonra çelik konstrüksiyon üzerine 8 parçadan oluşan özel bir basamak yaptık. Neresi kırılırsa kırılsın en fazla 50 YTL’ye basamağı sıfırlayabiliyoruz. Örneğin geçtiğimiz günlerde Gaziantep’te ithal yürüyen merdivene para kasasını düşürmüşler. 16 basamak gitti. Bunun bedeli ise normal şartlarda 13-14.000 dolar. Ek maliyetleri de düşünürseniz... Bu durum onlara neredeyse yeni bir merdiven parasına maloldu. Çarşının yönetimi ile kasayı düşüren adam mahkemelik oldu. Eğer bizim merdivenimiz olsaydı en fazla 3-4 bin YTL gibi bir bedelle sorun çözülürdü.
Kaynak:Kobifinans Dergisi 12.Sayı
|