|
Dünya kimya sektöründeki genel gelişme eğilimi incelendiğinde “bulk products” olarak tabir edilen düşük nitelikli, göreli olarak basit üretim süreçlerine sahip, katma değeri düşük ve kaliteli işçilik gerektirmeyen kimyasalların üretiminin, maliyet avantajından dolayı uzak doğu ülkelerine kaydığı görülmektedir.
Söz konusu eğilim plastik mamullerinde de geçerliliğini korumaktadır. Bu gelişme, Türk plastik sektörünün, “bulk” ürünlerde sahip olduğu pazarların Uzak Doğulu rakipleri tarafında tehdit edildiği anlamına gelmektedir. Bu açıdan sektörümüzün katma değeri yüksek plastik mamullerine, “speciality chemicals” kategorisinde değerlendirebilecek olan mühendislik plastikleri üretimine ve farklılık taşıyan özgün ürün tasarımına yönelmeleri bir gereklilik olarak kendisini hissettirmektedir. Bununla birlikte, hammadde olarak dışa bağımlı olan sektörün bu yönünün güçlendirilmesi amacıyla, yeni petrokimya komplekslerinin kurulması da güncelliğini koruyan konular arasındadır.
İstikrarlı büyümesini sürdüren Türkiye plastik sektörünün önümüzdeki yıllarda da yatırımlarına ve AR-GE faaliyetlerine hız vererek üretim ve ihracatta kaydettiği artışları devam ettirmesi beklenmektedir. Ambalaj sektöründen inşaat malzemelerine kadar uzanan geniş bir alana hizmet sunan Türkiye Plastik Sektörü, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Belçika gibi henüz yeterli oranda giriş yapamadığı önemli pazarlara ulaşmak yoluyla ihracat hacmini daha da ileri taşıyabilecektir.
Kaynak: Yaratım İçerik İletişim
|