Şirketlerde Ar-Ge birimleri hiç durmadan çevreyle daha uyumlu ürünler yaratmak için çalışıyor. Bu nedenle son dönemde enerji tasarrufu sağlayan pek çok ürünle tanıştık. Ancak genellikle dayanıklı tüketim malları gibi uzun süre kullanacağımız ürünlerdi bunlar. Otomotiv, beyaz ya da elektronik eşyalar; yani enerjiye direkt bağımlı ürünler. Fakat çevreci yaklaşımlarda daha geniş bir hedef kitleye ulaşmanın hedeflendiği ikinci evre çoktan başladı bile.
Enerjiye bağımlı olmadan fayda sağlayan ürünler, özellikle de hızlı tüketim ürünlerindeki çevreci yükseliş dikkat çekici. Örneğin, Avrupa pazarının yarısından fazlasını domine eden konsantrematik deterjanlar, Türkiye pazarındaki yerini çoktan aldı. Avrupa’daki Sabun, Deterjan ve Bakım Ürünleri Uluslararası Birliği (AISE) tam üyesi olan Türkiye Sabun ve Deterjan Sanayicileri Derneği (SDSD), en son Helsinki kararları sonucunda Türkiye’nin AB’ye “aday ülke” olduğu konusu kesinleştikten sonra, AB ile uyum konusunda AISE ile ortak çalışmalara imza attı. Bu projelerden biri de dünyada çevreye duyarlı yaklaşımların gelişimine paralel olarak 1990’lı yılların sonlarından itibaren Avrupa’da başarıyla uygulamaya sokulan “Sürdürülebilir Çamaşır Projesi”. Projenin en önemli yanı ise, ön yıkama ve çok yüksek ısılarda çamaşır yıkama konusunu tarihe gömecek olmasıydı.
Projenin Türkiye pazarında yarattığı önemli değişimlerden biri, Türk insanının daha az deterjan, su ve elektrik kullanarak aynı miktardaki çamaşırı yıkama özelliğine sahip olan konsantrematik deterjanlara olan ilgisi oldu. Türkiye pazarının önemli oyuncuları arasında yer alan P&G, Unilever, Henkel ve Hayat Kimya proje için bir araya gelerek bu konuda birlikte adım attı. Bugün hipermarketlerdeki deterjanların yüzde 90’ı ve toplam pazardaki deterjanların yüzde 70’i konsantre hale gelmiş durumda.
Konsantrematik deterjanlar sayesinde toplam deterjan tüketiminde yıllık 251.000 tonluk bir azalma bekleniyor. Bu ürünlerde hane başı yıllık tüketim yaklaşık 19-20 kilogram. SDSD Başkanı Ahmet Pura, projede önemli bir yol katedildiğini belirterek; “Bu ürünlerle üretim, ambalajlama ve nakliye aşamalarından doğan çevresel etkilerde önemli azalmalar olacak. Proje kapsamında yapılan “yaşam döngüsü” çevresel analiz çerçevesinde konsantrematik ürünlere geçişle beraber yıkama başına yüzde 11’den yüzde 44’e varan çevresel iyileşmeler sağlanacak” diyor.
Pazardaki oyunculardan Unilever, 2009 yılı Ocak-Ekim verilerine göre deterjan pazarında ortalama yüzde 35,1 paya sahip. Unilever Türkiye Ev ve Kişisel Bakım Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Yalım Uzun, pazarın, Ocak-Ekim 2009 döneminde yüzde 18 gibi bir oranla büyüme kaydettiğini söylüyor.
Deterjan pazarındaki bir diğer oyuncu Henkel’in Türkiye pazarındaki deterjan payı ise yaklaşık yüzde 12. Henkel 2009 Haziran ayında Henkel’in Orta ve Doğu Avrupa’daki en büyük 2’nci tesisi olan çamaşır ve ev bakım ürünleri fabrikasını açarak bu alandaki büyük yatırımlarından birini gerçekleştirdi. Fabrika için 30 milyon euro’dan fazla yatırım yapan marka, bu yeni fabrikada diğer çamaşır ve ev bakım ürünlerinin yanı sıra, konsantre deterjan üretimi de gerçekleştiriyor. Türk Henkel Çamaşır ve Ev Bakımı Pazarlama Müdürü Dietrich Göller, sürdürülebilirlik perspektifi altında Henkel’in, 2008’de yeni konsantre formüllere geçiş yapan ilk şirketlerden biri olduğuna dikkat çekiyor.
P&G ise pazarda yüzde 43’lük paya sahip. P&G Ev Bakım Ürünleri Pazarlama Direktörü Uluç Ayık, konsantrematik raf paylarının, pazar payı ile orantılı olduğunu ancak bu rakamın satış noktalarına göre farklılık gösterdiğine dikkat çekiyor. Ayık ayrıca ekonomik krizin etkilerinin geçmesi ve tüketicinin alım gücünün yükselmesi ile pazarın büyüyeceğini öngördüklerini, ortalama yüzde 14 oranında büyüme ile pazarın yaklaşık 1 milyar dolar büyüklüğe ulaşmasını beklediklerine değiniyor.
Konsantrematik ürünler çevre duyarlılığını ön plana çıkarırken, daha az deterjan, su ve enerji tüketimiyle daha doğru çamaşır yıkama alışkanlıklarının geliştirilmesini sağlayacak. Pura, konsantrematik logolu ürünlere katılımın zorunlu değil, gönüllü bir proje olduğuna dikkat çekiyor. Konsantrematik logosunun üzerinde yer alacak deterjanın sıkıştırma ve yoğunlaştırma işlemi ne ilişkin bilgilerin, tüketicilere doğru çamaşır yıkama yöntemleri konusunda önemli hatırlatmalarda bulunduğunu söylüyor. Ambalaj türü ve fiyat konusunun üretici şirketlere ve rekabet şartlarına bağlı olduğuna değinen Pura; “Biz fiyat ve ambalaj gibi konularda üyelerimize hiçbir görüş ve öneri götürmüyoruz. Her marka pazardaki konumuna göre fiyata da ambalajlama türlerine de kendisi karar veriyor. Ancak kilo başına fiyatlarda eskiye göre değişim oldu” diyor.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Fortune Türkiye Dergisi’nden derlenmiştir.
www.fortuneturkey.com
|