 |
|
Kimya Sektöründe Yaşanan Bazı Sorunlar ve Sektörün Geleceği
|
|
Önümüzdeki yıllar içerisinde kimya sektörünün karşılaşacağı en ciddi hususların başında, sektörün Avrupa Birliği mevzuatına uyum süreci gelmektedir. Özellikle çevre ve iş güvenliği konularında AB’ye sağlıklı uyum için sektörümüzün hem finansal desteğe hem de zamana ihtiyacı bulunmaktadır. Bu bağlamda, sektöre sağlanacak finansal yardımların yanında, müzakere süreci sonucunda belirlenecek olan uyum tarihlerinin olabildiğince ötelenmesi, sektöre önemli kolaylıklar sağlayacaktır.
Diğer yandan, AB çevresel düzenlemelerinin getirdiği yüksek maliyetler dolayısıyla, “bulk” ürün tabir edilen niteliksiz kimyasal hammaddelerinin üretiminin, maliyetlerin daha düşük olduğu Uzak Asya ülkelerine kaydığı görülmektedir. Söz konusu durum, AB ile entegrasyon sürecinde bulunan Türkiye için de önem arz etmekte ve bulk ürün üretimimizin kademeli olarak Uzak Asya ülkelerine kayacağı tahmin edilmektedir. Bu yüzden Kimya sanayimizin bulk ürün üretiminden speciality chemicals denilen nitelikli kimyasallar üretimine yönelmesi gerekmektedir.
Kimya sanayinin kullandığı hammaddelerin ve ürünlerinin taşınması ve depolanması, üretimden kaynaklanan katı atık ve atık sular ve hava emisyonları çevreye zarar vermektedir. Anılan çevre sorununu gidermek için, arıtma tesisi yapımı, baca filtreleri, atık yöntemlerinin geliştirilmesi, önemle ele alınması gereken konulardır. AB entegrasyon sürecinde de önem taşıyan bu çevresel önlemlerin gerçekleştirilmesi amacıyla Avrupa’da birçok örneğine rastladığımız sanayi lekelerinin oluşturulması, diğer yandan AR-GE faaliyetlerinin daha etkin gerçekleştirilebileceği teknopark projelerinin hayata geçirilmesi, sektörün rekabetçi yapısını daha da ileri götürmesi açısından önem arz etmektedir. Bununla birlikte, kimya sektörüne yönelik olarak, özellikle hammadde ve pazarlara ulaşım için “deniz yolu” ulaşımı sağlayacak bölgeler seçilerek, belirlenen bu alanlarda tüm altyapının tamamlanmasıyla, “organize sanayi bölgeleri” ve “sanayi lekeleri” oluşturulması gerekmektedir.
Kimya sanayinin yüz yüze olduğu problemlerden bir diğer önemli grubu da çevresel sorunlar teşkil etmektedir. Çevre Etkileşim Değerlendirmesi (ÇED)’nin Türk kimya sanayi üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Bu bağlamda Organize Kimya Sanayi Bölgesi’nde toplu ÇED uygulamaları, bu yöndeki sıkıntıları azaltacaktır.
Kimya Sanayi’nde sürekli bir gelişimin sağlanması ve değişen koşullara uyum sağlanabilmesi için Ar-Ge faaliyetlerine yapılan yatırımlar büyük önem arz etmektedir. Gelişmiş sanayi ülkelerinde kimya alanında faaliyet gösteren işletmelerin büyük bölümü, cirolarının yüzde 2,5-5’ini, ilaç sektöründeki firmalar ise cirolarının yüzde 15’e varan bölümlerini Ar-Ge çalışmalarına aktarmaktadırlar. Türk kimya sanayi ele alındığında ise, büyük ölçüde KOBİ’lerden oluşan sektörümüzde, firmalarımızın birçoğunun tek başına önemli boyutlarda Ar-Ge çalışması yapamadığı gözlenmektedir. Bu bağlamda, üniversiteler ve araştırma kuruluşları ile ortak çalışma koşullarının oluşturulması; teknoloji geliştirme merkezlerinin (teknopark) yaygınlaştırılması ve etkin kullanımı Türk kimya sanayisinin gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır.
Kaynak: www.immib.org.tr
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
1040 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|