Mayalar ve Azteklerin nereden aklına gelmiş tartışılır; içine baharat ve biber kat sonra da soğuk bir içki olarak tüket... Bence büyük zalimlik. Bugünkü tadını bulması biraz zaman almış: Özgür ansiklopedi Vikipedi’ye göre Kristof Kolomb’la yaptığı yolculuğun ardından İspanya’da şekerle tanışmış; İngilizler sütle buluşturmuş, derken 1800’lü yıllarda, İsviçreliler süt ve şekerle harmanlayınca dünyanın en sevilen yiyeceklerinden biri haline gelmiş, tropik kakao ağacının çekirdek denen tohumları, yani çikolata...
Bugün, Kolomb’un onunla yolunun kesiştiği güne şükreden de var, uğruna şiirler yazan da ve tabii “Bağımlısıyım” deyip vazgeçemediği için ondan nefret eden boynu bükükler de, ki biri de benim. Mutluluğun kaynağı, sivilcelerin sebebi hayatı çikolata, 6 milyon tonu aşan tüketim hacmiyle dünyadaki en büyük pazarlardan birinin de yaratıcısı. Sektör Türkiye’de de günden güne gelişiyor. Gazintep’te doğan Şölen ise özelikle son dönemde attığı adımlarla hem yurtiçinde hem de yurtdışında çıtayı yükseltiyor.
Ciro: 70 Milyon Dolar Şölen 1989’da kurulduğunda yurtiçinde yol almak yerine dış pazarı tercih etmiş. “İlk yıllarda ihracatla yola koyulduk, çünkü iç piyasada büyük bir enflasyon vardı; önünüzü göremiyordunuz. Yol almamız mümkün değildi” diyor Şölen Çikolata Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Çoban ve ekliyor: “En yakın pazarımız Irak’tı; biz de ihracata oradan başladık. Zaten kapasitemiz çok değildi. Son yıllarda büyük teknolojik yatırımlara imza atıyoruz ve hem kapasitemizi artırıyor hem de farklılık yaratıyoruz. Bugün, aralarında Amerika, Kanada, Japonya ve Güney Kore’nin de bulunduğu 90’a yakın ülkeye ihracat yapıyoruz. 2006 ciromuz, 70 milyon dolar gibi bir rakam. Önümüz açık, daha da büyük cirolar elde edeceğiz.”
İç Pazar Ön Bahçemiz Şölen, iç piyasada son 3-4 yıldır sesini yükseltiyor aslında. “Dünyanın en gelişmiş ülkelerine ihracat yapan, 200’e yakın çeşide ulaşmış, farklılık yaratmış bir firmanın artık iç piyasada olması gerekli” diyen Çoban’ın ifadeleriyle iç pazar, Şölen’in ön bahçesi gibi...
Şölen’in tüm illerde distribütörlükleri var. Ürünleri 50 bin noktadan fazla yerde satılıyor. Çoban ise daha ilk basamakta olduklarını söylüyor: “Çünkü Türkiye’de çikolata ve kaplamalı ürünlerin yıllık tüketimi kişi başına 1,2 kg. Avrupa’nın bugün 78 kg tükettiğini hesaplarsak bizim daha çok yol almamız, çok fabrikalar kurmamamız gerektiği açıkça ortaya çıkıyor” diyor.
Odaklanmanın Sihri Çoban ailesi, yaklaşık 18 yıl önce sektörün geleceğini parlak gördüğü için bu “tatlı” pazara girmeye karar vermiş. İsmail Çoban, şirketin başarısının temelinde odaklanmanın yattığına inanıyor.
“Her şeyden önce yaptığınız işe odaklanma önemli ve tabii iyi çalışmak, insana yatırım yapmak, yani beraber gidebileceğin yol arkadaşlarını iyi seçmek” diyor Çoban ve şöyle devam ediyor: “Görev devri yaptığın insanların sorumluluk sahibi olması gerekir. Dürüstlük de çok önemli. Ayrıca araştırmacı, farklılık yaratacak bir yapın olmalı ki tüketiciyi cezbedebilesin. Müşteri odaklı düşünen bir firma olduğumuz için gelişmeye açık bir çizgi yakalayabildik.”
Turqualıty Kapsamında Şölen yurtiçinde pazarlama odaklı büyüyecek. Çoban, “Halkla iletişim çok önemli. Çok iyi ürünün var ama tanıtamadıktan sonra nafile, sınıfta kalırsın” diyor: “Daha iyi yerlere koşabilmemiz için sürekli sorgulamamız lazım: Tüketici ne istiyor, nasıl şeylerden hoşlanıyor? Farklı bir ürünü, farklı bir şekilde nasıl tanıtacağız? Tüketicinin bize sarılmasını istiyoruz, yani bizi kucaklayacak tüketici bekliyoruz.” Şölen dış pazarda da markalaşma çalışmalarına ağırlık verecek. Şölen’in 10 yıl içinde dünya çapında 10 Türk markası yaratmayı amaçlayan Turquality Projesi kapsamına alındığını hatırlatan Çoban, şu bilgileri veriyor: "İhracat yaptığımız ülkelerin sayısı önemli değil artık. Biz var olduğumuz ülkelerde marka değerimizi artırmaya çabalıyoruz. Hedef dünya markası olmak. Beş yıl içerisinde dünyada kendimizden söz ettirmeye başlayacağız."
Özel Tasarım Çikolatalar 10. Ayda Piyasada Ünlü tasarımcı Karim Rashid’in Şölen Çikolata için tasarlayacağı özel çikolataların 10. ayda piyasada olması bekleniyor. Proje önemli, zira dünyada bu bağlamda yapılan çok az çalışma var. Hatta Şölen’in, Rashid’in tasarladığı çikolatalarla bu alanda bir ilke öncelik yapacağı bile söylenebilir. Proje Çoban’ı da heyecanlandırıyor: “Bu bizim için güzel. Bize bir haz kattı, çünkü tasarım apayrı bir şey. Kendi ürünümüzle dünyada tek olmak istiyoruz. Amaç farklılık yaratabilmek. Yüzde 90 güveniyorum farklı bir şeyler yaratacağız. Karim Rashid de zevkle çalışıyor."
200 Kişiyi İşe Alacak Şölen’in Gaziantep’teki yatırımlarının ardından İstanbul’da inşa etmeye başladığı fabrikasında üretim 2008’in ilk çeyreğinde başlayacak. Bu da yeni istihdam demek tabii. Şölen, 1000’den fazla insana istihdam sağlıyor. Bu sene 200 kişiyi işe alacaklarını söyleyen Çoban, “kafası çalışan herkesle” çalışabileceklerini söylüyor ve ekliyor: “Bizimle çalışacak insanlar tüketici odaklı, çalışkan, azimli olmalı. Yaratıcılığını ortaya koymalı. Ben işimi buldum, kapağı attım, bu masa, bu sandalye benim deyip bir iş yapmazsan dışarıda bulursun arkadaş kendini. Kendini geliştirmesiyle şirkete faydalı olacak arkadaşlara canımız kurban, beraber gideriz.”
Şölen’de istihdam anlamında hızlı bir değişim görülmüyor. Şirkete giren uzun yıllar çalışıyor. Çoban, işe alımlarda “Şölen’i bir yerden bir yere taşıyabilecek mi?” sorusuna yanıt aradıkları için çalışan seçiminde yanılgıya düşmediklerini söylüyor ve devam ediyor: “Şirketimize gelen Şölen’i sahipleniyor. Zaten sahiplenmeseler burada Çoban ailesinin yapabileceği bir şey yok. Bizim çalışanlarımız iyi PR’cıdır; çevresinden çevresine yayılıp gidiyor, inanın buna. Onun için başarımız bir yerde de çalışanlarımızdan, onların bizi, çalıştığı yeri sevmesinden geliyor.”
Kaynak: Milliyet İnsan Kaynakları Gazetesi/Betül Yüzüncüyıl Tavlı
|