Türk Gıda Kodeksi (TGK) çerçevesinde 300 adedi aşkın gıda katkı maddesinin yasal ölçülerde serbestçe kullanımı mümkün. Aynı sayı AB mevzuatında da geçerli. Yürürlükteki kodeks Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi direktifi alınarak hazırlanmış. “E kodu”yla gösterilen gıda katkı maddelerinin açık ürünlerde nasıl denetleneceği ise AB standardında yer almıyor. Çünkü AB ülkelerinde açıkta ürün satışı yok!
Gıda üretiminde yer alan kalite ve görüntü iyileştirici maddelere, “gıda katkısı ve gıda boyası” deniyor. Kod sistemiyle gösterilen simgelerin başında genellikle “E” harfi var ve tanımlar üç haneli rakama sahip. Katkıların büyük çoğunluğu zararsız. Bunlar yasal gıda endüstrisinde kullanılan kimyasallar. Ancak kimi boya ve katkılar denetimsiz olarak kullanıldığında ciddi sağlık sorunları ortaya çıkıyor.
Laboratuar koşullarında hayvanlar üzerinde denenen maddeler kilo başına miligram cinsinden test edilmiş. Varsa toksik etki sınırları belirlenmiş. Dolaysıyla E kodunu taşıyan katkı maddeleri dozunda tüketilirse sorun yok.
Sınırların aşılması ise genellikle “merdivenaltı” olarak tanımlanan denetimsiz imalathanelerde üretilerek açıkta satılan gıdalarla ilgili. Endüstriyel üretimden çıkmış ambalajlı ürünlerde ise sıkı denetim var. Bu konuda Türk Gıda Kodeksi yol gösteriyor ve tam güvence getiriyor. Buna karşın merdivenaltı imalatı çoğu üründe parlaklık, renk ve hoş görüntüler aşırı katkı maddesiyle sağlanıyor.
Bugün gıda boyası ve katkı maddelerini merdivenaltında tağşiş (hile amaçlı katkı) amacıyla kullananlar da var. Açıkta dolaşan ambalajsız mamullerin içeriği belli değil. Özellikle de gıda katkı maddeleri ve katılan boyaların menşei meçhul. Açıkta satılan ürünlerde mikrobik tehlikeler ise bir başka sorun!
Peki, gıda katkı maddeleri birer kimyasal olarak hangi yararı sağlıyor? Gıda katkı maddeleri verilen izinler sonucu endüstride şu amaçlarla kullanılıyor:
* Renk niteliğini düzeltmek, doğal görüntü özelliklerini korumak.
* Başta diyet ürünleri olmak üzere bazı besin maddelerini yapay olarak tatlandırmak.
* Oksidasyon nedeniyle acılaşma ve lezzet bozulmasını önlemek.
* Kekleşme ve topaklaşmanın önüne geçmek.
* Emülsiyon ve karışım kalitesini iyileştirmek.
* Lezzet düzeyini artırmak ve tadın daha iyi algılanmasını sağlamak. Mevcut aromayı keskinleştirmek.
* Asitliği düzenlemek.
* Raf ömrünü uzatmak.
Tüm bu beklentileri gerçekleştirirken, gıda kodeksinin ve gıda katkı standartlarının belirttiği sınırlar içinde kalmak şart. Nitekim Japonya ve ABD’nin bazı eyaletlerinde restoran ve pastane ürünleri de dahil vitrine çıkan her mamulde bile, ne miktarda katkı maddesi kullanıldığının ilan edilmesi bir zorunluluk.
Kaynak: Referans Gazetesi www.referansgazetesi.com
|