KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Gıda Sanayi İşletme Ekonomisi
Prof. Dr. Bahattin ÇETİN

Gıda Endüstrisinde Güvenli Gıda Üretmek
Teslime MAHMUTOĞLU


Türkiye, Gıda Güvenliği Konusunda Son Sırada

Dünya Bankası tarafından yayınlanan Türkiye raporunda gıda güvenliği konusu da ele alındı, raporda, ’Türkiye, AB ülkeleri ve (Azerbaycan hariç) komşusu Bağımsız Devletler Topluluğu içinde gıda güvenliğinde son sırada’ denildi.

Dünya Bankası tarafından yayınlanan Türkiye “Ülke Ekonomik Memorandumu” raporunda gıda güvenliği konusu da ele alındı, raporda, gıda sektörünün 600 milyonluk Avrupa gıda tek pazarına arz fırsatı bulunduğu belirtilirken, “Türkiye, AB ülkeleri ve (Azerbaycan hariç) komşusu Bağımsız Devletler Topluluğu içinde gıda güvenliğinde son sırada” denildi. Türkiye’nin taze ve işlenmiş meyve-sebzede mutlak karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğunu bildiren Dünya Bankası, bu ürünlerin yüksek ihracat potansiyeline sahip olduğunu kaydetti.

DB raporunda, “Türk mahallesinin vazgeçilmez unsurları bakkal, kasap, manav gibi küçük işletmelerin içine düştüğü büyük zorluğa da değinilen Dünya Bankası raporunda, “Süper ve hiper marketler, bakkallar dahil geleneksel dükkanların alışverişteki payını 1999’daki yüzde 50 düzeyinden, 2003’te yüzde 36’ya indirdiler” denildi.

Dünya Bankası’nın yeni yayınlanan Türkiye Ekonomik Memorandumu raporunda, Türk gıda işleme sektörü için 600 milyondan fazla tüketicinin oluşturduğu bir Tek Pazar’a gıda arzı fırsatı bulunduğu belirtildi. Raporda “Türkiye’de gıda güvenliği alanındaki tehlikelerle ilgili tam analitik değerlendirme elde edilemese de Dünya Sağlık Örgütü karşılaştırmalı verileri Türkiye’yi herhangi bir AB üyesi ülke, hatta komşu Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkeleri içinde (Azerbaycan hariç) en düşük sırada değerlendirmektedir” denildi. Raporda Türkiye’nin “AB Üyesi olması” varsayımından hareketle, “Gıda işleme tesisleri büyük ölçüde AB’nin hijyen ve kamu sağlığı standartlarını karşılamaktan uzaktır, bundan dolayı, Türkiye’nin katılımdan sonraki durumu da dahil, ürünlerinin AB pazarında yerleşmesi engellenir” ifadesi kullanıldı.

Dünya Bankası’nın Türkiye “Ülke Ekonomik Memorandumu – Country Economic Memorandum” adlı raporunda gıdada üretim artışı ve güvenlik standartlarının yükseltilmesi konusunda öneri ve değerlendirmelere de yer verildi. Raporun, “Kapsamlı büyüme için kırsal rekabeti artırmak” bölümünde, “Gıda güvenlik standartlarında güçlü yasal ve kurumsal çerçevede yaşanan eksikliğin Türkiye’nin rekabet, büyüme ve yaşam standartları üzerinde sonuçları bulunmaktadır” denildi. “Türkiye’de dahili gıda güvenliğinin durumu tatmin edici değil” başlığı altında ise şu değerlendirme yapıldı:

"Gıda Güvenliğinde Azerbaycan’dan İyiyiz"
“Türkiye’de gıda güvenliği alanındaki tehlikelerle ilgili tam analitik değerlendirme elde edilemese de Dünya Sağlık örgütü karşılaştırmalı verileri Türkiye’yi herhangi bir AB üyesi ülke, hatta komşu Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkeleri içinde (Azerbaycan hariç) en düşük sırada değerlendirmektedir. Sağlıkta güvenli olmayan gıdayla bağlantılı ortaya çıkan tehlikeler, yüksek ekonomik maliyete yol açmaktadır. Bu maliyet ulusal ve uluslar arası gıda piyasalarında gıda ürünlerinin sınırlı rekabetine bağlı gelirin azalmasından, hastalık ve ölümlerden, sağlık harcamalarının artmasından gelmektedir.”

Türkiye’de gıda güvenliğindeki olumsuz durumun temelde, gıda zincirindeki hijyen uygulamaları kadar evlerdeki koşullara da bağlı olduğu ifade edilirken, “Gıda güvenliğini sağlama çabalarının; gıdadan kaynaklanan hastalıklar üzerinde yeterli analiz yapılmasına ve tehlikenin azaltılmasına yönelik önlemlerin hedeflenmesine dayanması gerekiyor. Gıda güvenliğinin önemi konusunda farkındalık oluşturulması, eğitim ve gıda zincirinde bozulmaya karşı önlemler, gıda güvenliğinin artırılmasında en önemli unsurlardır” ifadesi yer aldı.

Gıda güvenliğinin artırılması için ilk ve en önemli koşulun gıda arz zincirine yatırım yapılması olduğu belirtilen Türkiye raporunda, potansiyel yatırım destek programları ve bu alanda standartların güçlendirilmesinde ise ana görevin devlette olduğu kaydedildi. Raporda, “AB ile gıda güvenliği alanındaki düzenlemeler arasında bulunan boşluğun kapatılması; uzun vadede, rekabetin güçlenmesi, büyümenin desteklenmesi ve kırsal istihdam için kritik noktadır” denildi.

Türkiye’nin Tarımda Güçlü Rekabet Potansiyeline Dikkat Çekildi
Raporun tarımla ilgili bölümünde ise Türkiye’nin büyük ve çeşitli ürünlere dayalı gıda ve tarım sektörüyle rakipleri karşısında avantajdan yararlandığı belirtildi. 2004 rakamlarıyla Türk gıda ve içecek sektörünün GSYİH’nın yüzde 9’unu oluşturduğu, gıda ihracat-ithalat dengesinin pozitif bulunduğu, kırsal kesimde 400 bin kişiye istihdam sağladığı belirtildi. Uluslar arası ticarette sıkılaşan koşullara uymamanın pazar payı ve istihdamda düşüş getirebileceği ifade edilirken “Türkiye taze ve işlenmiş meyve-sebzede mutlak karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir. Bu ürünler yüksek ihracat özelliği sergilemektedir” denildi.

Hayvan ve bitkilerde görülen son salgınların tüketici güveni ve kamu sağlığını risk altına aldığını, bunun ülkede gıda güvenliği üzerinde odaklanmayı zorunlu kıldığını belirten Dünya Bankası, “Türkiye’nin ana ticaret ortağı ve katılım öncesi diyalog ve mali destek yoluyla Avrupa Birliği de, gıda güvenliği alanında güçlendirilmiş yasal ve kurumsal çerçeveye yönelik taahhütlerinin önemini desteklemektedir” dedi. Raporda ana hatlarıyla şu konulara değinildi: “Kısa-orta vadede üreticiler ve tarım ürünlerini işleyenler için mevzuata uyum maliyeti yüksektir, ancak ‘mevzuata uymamanın’ orta ve uzun vade maliyetleri daha yüksek olabilir.

Türkiye AB’ye Katılsa Bile Gıdaları Güvenilir Olmalı!
AB’nin yüksek gıda güvenliği standartlarına uyum, tek başına, Türk gıda işleme sektörü için 600 milyondan fazla tüketicinin oluşturduğu bir Tek Pazar’a gıda arzı fırsatını geliştirecektir. Ancak bundan elde edilen yarar rekabette darboğazlar aşılmadıkça çoğalmayacaktır. Rekabete etki eden konular, küçük işletmelerin maliyet sorunu, gıda zinciri sorunları açısından tarım işletmeleri ve gıda işleme tesisleri arasındaki ilişkinin zayıflığıdır. Ayrıca, gıda işleme tesisleri büyük ölçüde AB’nin hijyen ve kamu sağlığı standartlarını karşılamaktan uzaktır, bundan dolayı, Türkiye’nin katılımdan sonraki durumu da dahil, ürünlerinin AB pazarında yerleşmesi engellenir.”

Raporda değişen tüketici tercihlerinin yönlendirdiği çağdaş bir kentli tüketici piyasasının yükselmekte olduğu, gelir artışı, kentleşme ve genç nüfus artışının daha iyi kalite, marka, paketleme ve daha sağlıklı gıda talebinde ana unsurları oluşturduğu anlatıldı. Türkiye’nin gıda-tarım ihracat piyasalarının son derece büyüdüğü ancak çeşitlilik ve sofistike olma niteliğini koruduğu kaydedilen raporda, 2002-2005 arasında tarım ve gıda ürünleri ihracının ikiye katlandığı belirtildi.

Gıda İşletmesi Sayısında Çelişki Var
Gıda işleme sanayinin bölünmüşlük ve kayıtdışılık gibi karakterize sorunları bulunduğu belirtilen raporda şöyle denildi: “Türkiye’deki tarım gıda tesislerinin kesin sayısı bilinmemektedir, çünkü istatistikler bir kaynaktan diğerine büyük ölçüde değişmektedir. İstatistik kurumu sadece 27.543’ü vergiye tabi 40.000 işletme kaydetmiştir. Bunun yanında TOBB, sadece bin dolayındaki 50 kişiden fazla çalıştıran 16.780 tesis bildirmektedir. Türk gıda tarım işleme tesislerinin yüzde 90’ı küçük ve orta büyüklükteki işletmelerdir. AB’nin ilk 25 ülkesindeki gıda işletmelerinin sadece yüzde 37’sinin 50’den az çalışanı bulunmaktadır.”

Kaynak: www.bahcesel.com

 

 
 
Bu yazı 1709 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans Satın Almada Gıda Güvenliği Ve Kalite Arayışının Önemi
Selim DURSUN
 
kobifinans Açıkta Satılan Gıda Ürünlerinde Tehlike
Nur DEMİROK

kobifinans GDO’lu Ürünler
Tevfik GÜNGÖR
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010