Özellikle gıda satın almalarında eskiden daha çok fiyata bakılırdı. Ama şimdi kalite güvenliği ve hijyenin önem kazanmasıyla birlikte konaklama tesisleri satın almada kurumsal ilişkiye önem vermeye başladı. Gıda gibi hijyen ve kalitenin özel önem taşıdığı alanda satan alma ilişkisinin üretici-satıcı-kullanıcı zinciri içinde olması gerekiyor, bu da kurumsallaşmayı zorunlu kılıyor. Satın almada kurumsallaşma kalite güvenliği getirdiği gibi fiyatların da gerçekçi olmasını sağlıyor.
Başta konaklama tesisleri olmak üzere turizm şirketlerinin en büyük maliyet kalemlerinden biri olan mal tedariki konusunda pazarcılıktan kurumsal bir yapıya geçen Selimler Sebze Meyve Ltd. Şti Yönetim Kurulu Başkanı Selim Dursun’un sektörün durumu, ilişkiler, kalite ve standartlar konusunda görüş ve değerlendirmelerini aldık.
Dursun, turizmde kalite zincirinin önemli halkası olan mal tedarikini sağlıklı şekilde yapmayan tesislerin marka olma yolunda başarı sağlamasının zor olduğunu vurgularken, ‘fiyat-kalite dengesi’ konusunda bu alana da dikkatli bakılması gerektiğini ortaya koyuyor.
Konaklama kesimine mal tedariki yapan Selimler’i tanıyabilir miyiz? Turizm ile olan ilişkiniz nasıl başladı? Bu işe 1999 yılında Kemer bölgesinde perakendecilik yaparak başladım. Zamanla turizmin gelişmesine paralel olarak, günün ihtiyaçları doğrultusunda turizm şirketleri ile de çalışmaya başladım. Öncelikle küçük tesislerle başlayan süreç daha sonra büyük ölçekli yapılara yöneldi. Bu gelişme süreci içinde, daha iyi nasıl hizmet verebilirizi araştırmaya başladık. Yönetim yapısından fiziki yapılara kadar bir dizi alanda yenilikler yapmak gerektiğini anladık. Çünkü geleneksel yaklaşımla, sorumluluğu bu kadar yüksek olan bir sektörde, büyüyen iş hacimlerinde iyi hizmet verebilmek için bu şarttı.
Bu süreçte talep Kemer bölgesinden diğer bölgelere kaymaya başlayınca yeniden yapılanma içine girdik. Antalya Toptancı Hali’nde kurumsallaşmaya yönelik olarak bir yer aldık ve buradan tüm Antalya bölgesine yönelik olarak hizmet vermeye başladık.
Bir anlamda semt pazarlarından büyük tesislere hizmet verebilen bir yapıya yönelmişsiniz. Bugün 20’den fazla tesise mal ve hizmet sunuyorsunuz. Turizm ile iş yapmaya başladığınızda neler değişti? Turizmcilerle iş yapmaya başlayınca şirket yapılanmasında baştan aşağı yenilenme oldu. Çünkü artık karşınızda kurumsal muhataplar, yapılar var. Bunun yanında yaptığınız iş artık basit bir pazarcılıktan toptancılığa yönelmiş, sattığınız ürünlerin adedi ve çeşidi büyük rakamlara ulaşmış. Yani sorumluluğunuz katlanarak büyümüş. Öte yandan alışverişlerin rakamları, içeriği, ödeme-teslimat gibi süreçlerde ciddi değişiklikler oldu. Eskiden peşin dönen işlerimize vadeler ve seçenekler girmeye başladı.
Otellerle çalışmaya başladığımızda en büyük değişiklik belgelendirme alanında oldu. Perakende işi yaparken kimse sizden gıda güvenliği ve hijyeni konusunda belge sormuyordu, ama kurumsal ilişkilerde son yıllarda bu belgeler olmadan iş yapamıyorsunuz. Biz de bu gereklilikten yola çıkarak, altyapımızı ve donanımımızı bu sistemlere hazır hale getirdik ve kalite ve güvenlik belgelerini aldık. Bu süreçte kurumsal yapılar karşısında sizin de kurumsal olmanız gerektiğini anlayarak, bizim alanımızda pek de görülmeyen yapılanmaya gittik. Birimler oluşturduk ve işleyişi daha profesyonel kıldık.
Turizm şirketleri, sizlerden mal alırken öncelikle nelere dikkat ediyor? Pazarlıklarda öne çıkan sağlık, hijyen, kalite mi? Yoksa genel ticarette olduğu gibi ‘kaça satarsın’ yaklaşımı mı gösteriyorlar? Şunu açıkça belirtmek gerekir ki, gerek hijyen gerekse kalite konusunda belirli standartların pek de aranmadığı zamanlarda dikkatler fiyat pazarlıklarına daha çok yöneliyordu. Ama son yıllarda bu eğilim değişti. Artık oteller hem standartlara, güvene, kaliteye hem de en uygun fiyatlara dengeli bakmaya başladılar. Eskiden basit pazarlıklarla yapılan anlaşmalar, artık sürekli denetimin olduğu, müşterilerinizin sizi sık sık ziyaret ettiği süreçlere döndü. Sizinle iş yaparken, gereken standartların olup olmadığı, gıda mühendisleri gibi uzmanlarca sürekli denetleniyor. Yani artık malı satınca sırtınızı dönüp gidemiyorsunuz.
Burada şunu açıkça ortaya koymak gerekir; Bizim gibi bazı firmalar kurumsal ilişkilerin gerektirdiği belgeler, sertifikalar vb sahip olarak çalışırken, bunları almayanlarla bazen aynı kefeye koyulduğumuz oluyor. Bu olaylar eskisine oranla azaldı, ancak insan sağlığını bu kadar yakından etkileyen bu alanda hala birilerinin denetim dışı çalışabiliyor olması sektör açısından risk de yaratıyor.
Peki, binlerce misafiri ağırlayan bir tesis nasıl oluyor da bu denetim dışı yerlerden alışveriş yapabiliyor. Otelci buna nasıl razı oluyor? Şimdi her alanda olduğu gibi yaptığı için ciddiyeti ve sorumluluğunu anlamak meselesinde görülen eksikliklerdir bunlar. Bugün, kurumsal işleyişi ile çok kaliteli, marka olmuş oteller var. Ama bunun yanında tam tesri örnekler de mevcut. Burada esas; varmak istenilen noktaya uygun mal ve hizmet alımıdır. Hedefler küçük ve yalnızca parasal ise burada sorunlar ve eksiklikler olacaktır.
Öte yandan oteller ve bizim için çok önemli olan bir süreç de malın ilk alım noktasındaki gıda güvenliğidir. Burada bizler malları aldığımız şirket ve kişilerden de emin olmak durumundayız. Yani aynı kalite tarlalarda da aranmalıdır. Yani üretici-satıcı ve kullanıcı zincirinde bu kalite sağlanamazsa çok ciddi riskler ortaya çıkabilir. Burada ortaya konması gereken bir gerçek de; şu anda oteller ve satıcı şirketlerden istenen standartlar konusunda üreticilerin de bilinçlendirilmesi. Bu konu oldukça önemli, çünkü birinin 100 ton domates ürettiği bir alanda diğerinin 50 ton üretebilmesi tedarik zincirinin devamlılığı açısından sorunlar yaratabiliyor. Bizim alımlarımız doğrudan üretici olduğu gibi diğer aracılardan da gerçekleşiyor. Bu açıdan standardı nerede ve hangi koşullarda sağlayacağınız önemli.
Otellerde gerekli olan sebze, meyve vb ürünler açısından bakıldığında yüzün üzerinde mal ticarete konu oluyor. Burada işlem hacmi olarak trilyonlarla iş yapanlarımız var. Önemli olan rakamın büyüklüğü değil, içeriği.
Peki denetleme ilgili resmi kurumlarca da yapılıyor mu? Burada Tarım İl Müdürlüğü denetlemeler yapıyor. Bu anlamda sıkı bir denetleme var diyebiliriz. Öte yandan bizim gibi bazı işletmeler de kendi içindeki denetim ve test süreçlerini işletiyorlar. Ama bunlara rağmen, geçen yıllarda Rusya ile yaşadığımız ‘sinekli’ domateslerin geri çevrilmesi gibi sorunlar yaşanabiliyor. Bu olayda tesisler de aldıkları domateslere daha çok dikkat ettiler, hatta kendileri test etme yollarına gittiler, ki bu da çok doğal bir durumdu.
Kaynak: www.turizmgazetesi.com / Erol Karabulut
|