 |
|
Türk Gıda Mevzuatına Genel Bakış
|
|
Gıda mevzuatında AB ile entegrasyonun sağlanabilmesi için son yıllarda Türkiye’de yoğun çalışmalar yapılmaktadır. İlk olarak Türk gıda sektörü 1926 yılından beri devam edegelen Umumi Hıfzısıhha Kanunundan kurtulmuştur. Bunun yerine 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararname getirilmiştir. Daha önce büyük kentlerde 8 ile 11 kuruluşun karıştığı, belediye zabıta memurlarının bir gıda işletmesinin havalandırma ve elektrifikasyon projeleri gibi hususları bile incelediği kurallar yerine daha akılcı kurallar getirilmeye çalışılmıştır. Genel sağlığın korunmasından aldığı güçle Sağlık Bakanlığı sektörün baş yöneticisi olarak her konuya karışmakta, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı teknik konulardan kendini sorumlu tutmakta, belediyeler yasa maddelerinden aldıkları güçle kentsel ve kırsal alanlarda üretim ve satış noktalarının tek denetçisi olduklarını iddia etmekte, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı her ne olursa olsun gıda üretimi ve satışının doğal olarak kendi faaliyetlerine girdiğini belirtmekte, Maliye Bakanlığı gümrük ve tekel konularını bünyesinde taşıdığı için alkollü içkilerden tutturarak konuya girmekte, ihraç ve ithal gıdaların denetiminde kendini yetkili kılmakta, ihraç mallarında vergi iadesi için kendi denetim sistemini kurmakta, TSE ise standartların uygulanmasından aldığı yetki ile kendini konuya dahil etmekteydi.
1995 yılında Devletin çatısının değiştirilmesi çerçevesinde yapılan bu hızlı operasyon, sektöre biraz ferahlama getirmiş, ancak; mevcut kargaşa yine devam etmiştir. Öncelikle gıda sektörü Sağlık ve Tarım Bakanlığı arasında paylaşılmıştır. Gıda üretim yerlerinin üretim izni ile denetimi Tarım Bakanlığı’na, gıda üretim yerlerinin çalışma izni ile gıda satış yerlerinin denetimi ise Sağlık Bakanlığı’na ait olmuş, Sağlık Bakanlığı denetim yetkisini Belediyeler ile paylaşma yolunu açmıştır. Gıda sicili ve işyeri sicili tutulmaya başlanmış, Türk Gıda Kodeksi hazırlanması için uygun ortam hazırlanmıştır. 560 sayılı KHK, çerçeve bir yasa olup, gıda zincirinin üretimden tüketime kadar tüm aşamalarında uygulanmak üzere hazırlanmıştır. Ancak cezai hükümler sadece yasa ile düzenlenmesi gerektiğinden daha sonra 4128 sayılı yasa çıkarılmış, hatta 560 sayılı KHK’nin bir maddesi bu yasa ile değiştirilmiş, bu sayede yeni çıkarılan gıda yasamızın adının doğrudan Türk Gıda Yasası olması engellenmiş, Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun olarak anılması sağlanmıştır. Kısacası 5179 sayılı Yasa çıkartılarak sektöre yeni bir yön çizilmiştir.
Gıda Yasası çıkarma çalışmaları 1970’li yıllarda başlamış, birkaç yasa tasarısı TBMM komisyonlarından ileri geçemeden kadük olmuş, nihayet 5 Haziran 2004’de 5179 sayılı “Gıdaların üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
AB’nin EEC-178/2002 sayılı belgesinde yem ve gıda ile ilgili düzenlemeler birlikte aynı mevzuat içerisinde yer almıştır. Gelişmiş ülkelerde “gıda güvenliği” terimi yanında “yem güvenliği” terimi de yerleştirilmiş olup, gerekli denetim ve kontrol bu kapsamda yürütülmektedir. Hatta, gelişmiş ülkelerde “Gıda Güvenliği” terimi “Yem Güvenliği” terimini içerecek şekilde kullanılmaktadır.
Türkiye’de ise Gıda ve Yem Kanunları ayrı ayrı olarak çıkarılmıştır. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ilk çıkan yönetmelik 27/08/2004 tarihli ve 25566 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ve 15.02.2005 tarih ve 25728 sayılı Resmi Gazete’de bazı maddeleri değiştirilen “Gıda ve Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeleri Üreten İşyerlerinin Çalışma İzni ile Gıda Sicili ve Üretim İzni İşlemleri ile Sorumlu yönetici İstihdamı Hakkında Yönetmelik”tir. Bu yönetmelik ekinde getirilen yeni düzenleme ile Gıda ve Gıda İle Temas Eden Madde ve Malzemeleri Üreten İş Kolları (56 adet) tasnif edilmiş, Ek 7/A ve 7/B de Gıda İşletmelerinde Üretimin Niteliğine Göre Sorumlu yönetici Olarak istihdam Edilecek Meslek Mensupları sıralanmıştır.
Bunu 30 Mart 2005 tarih ve 25771 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Gıda ve Gıda ile Temasta Bulunan Madde ve Malzemelerin Piyasa Gözetimi, Kontrolü ve Denetimi ile İşyeri Sorumluluklarına Dair Yönetmelik” takip etmiştir. Bu yönetmeliğe göre, gıda üretim ve satış yerlerinde HACCP uygulaması zorunlu hale getirilmiştir. Et, süt ve su ürünleri, hazır yemek fabrikaları ile düşük asitli konserve gıdaları üreten işyerlerinin işletme büyüklüklerine göre ilk bir veya iki yıl içinde; diğer işletmelerin de yine işletme büyüklüklerine göre iki veya üç yıl içinde hijyen kodlarını oluşturarak HACCP uygulamasına geçmeleri gerekmektedir.
Çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen bir tarımsal üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ile gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla İyi Tarım Uygulamalar Yönetmeliği 8 Eylül 2004 tarih, 25577 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu yönetmelik ile üretim yapan üreticilere görev ve sorumluluklar verilmiş olup, iyi tarım uygulamalarını uygulayan üreticiler ve üretici birlikleri tarımsal desteklemelerden öncelikli olarak faydalandırılacaktır. Söz konusu yönetmeliğe göre de bitki koruma uygulamalarının kayıt altına alınması ve bitki koruma ve hayvan sağlığı ürünlerini tavsiyesine uygun olarak kullanılmasını öngörmektedir.
27 Aralık 2003 tarih ve 25329 sayılı “Kontrollü Örtü Altı Üretimin Uygulamasına İlişkin Yönetmelik” hükümlerinin üreticiler tarafından yerine getirilmesiyle de daha bilinçli ve sağlıklı bir üretim gerçekleştirilmektedir.
(Bu yazı T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı 9. Kalkınma Planı (2007-2013) Gıda Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu’ndan derlenmiştir.)
Kaynak: Yaratım İçerik İletişim
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
2851 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|