Türkiye’de de, dünyada gıda güvenlik sistemlerinde ortaya çıkan gelişmelere paralel biçimde, değişimler yaşanmaktadır. Bir taraftan AB ile imzalanan Gümrük Birliği diğer taraftan Türkiye’nin de taraf olduğu DTÖ kapsamında imzalanan Sağlık ve Bitki Sağlığı anlaşması(SPS) kapsamında gıda güvenliği konusunda yükümlülüklerin artmasına bağlı olarak yasal düzenlemelere gidilmiştir. 5 Haziran 2004’de 5179 sayılı “ Gıdaların üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” Resmi gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bilindiği gibi Türkiye halihazırda tarım ülkesi kimliğini korumakta, tarım ve tarım dayalı sanayi ürünleri ihracatı ülke ekonomisi için önem arz etmektedir. Ayrıca tarım ürünleri ihracatının yaklaşık yüzde 50’si gıda güvenlik sistemleri konusundaki önlemleri en yaygın ve katı biçimde uygulayan AB’ne yapmaktadır. Konu bu boyuttan ele alındığında, Türkiye’nin gıda güvenlik sistemleri konusundaki gelişmeleri oldukça yakından izlemesi ve uygulamasının zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Ancak, öncelikle büyük oranda geleneksel üretim yöntemlerinin hakim olduğu tarım sektöründe mevcut temel sorunların çözülmesinde fayda vardır. Yeni yüzyıldaki hedef tarım sektöründeki sorunları ortadan kaldırarak, tarımımızı gelişmiş ülkelerin tarımı düzeyine çıkarmak olacaktır. Bunu hedeflerken de, dünyanın hemen her ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de, öncelikle tarım sektörünün geliştirilmesinde, amaç ve ilkelerin ortaya konmasında fayda vardır.
Bu ilkelerin başında; >> Çiftçilerin refah düzeylerinin yükseltilmesi,
>> Yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmenin sağlanması için beslenme eğitimlerinin sürekli olarak yapılması,
>> Tarımın milli gelire olan katkısının artırılması,
>> AB ülkeleri ve diğer ülkeler ile rekabet imkanlarının yükseltilmesi,
>> Tarımsal üretimde kalite, çeşitlilik, devamlılık, ve standarda dayalı üretim,
>> AB ülkeleri ve diğer ülkeler ile rekabet imkanlarının yükseltilmesi,e) Tarımsal üretimde kalite, çeşitlilik, devamlılık, ve standarda dayalı üretim sağlanarak, tarım ürünleri ihracatının artırılması,
>> Stratejik ürünlerde üretim arzının garanti altına alınması,
>> Gıda güvenliği ve güvencesinin sağlanması,
>> Doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirlik esasları çerçevesinde yaşanabilir bir çevrenin oluşturulması ve ekolojik dengenin gelecek nesillere aktarılması,
>> Bilgi ve teknolojinin üretilip yaygınlaşabildiği bir ortamın ve araştırma olanaklarının sağlanması,
>> Tarımsal yapılanmanın iyileştirilmesi, şeklinde belirtebiliriz.
Günümüzde, Türk Gıda Sektörünün önemli sorunları arasında gıda kalitesi ve kalite yönetim sistemlerinin oturmamış olması birinci sırada gelmektedir. Bu durum özellikle dış satımda sektörü ciddi sıkıntılara sokmaktadır. Türkiye’nin ekolojik avantajlarından kaynaklanan ürün çeşitliliği ve kalitesini ekonomik anlamda değerlendirmesi için; izleme, ambalajlama, muhafaza süreçleri ile gıda kalite ve kalite yönetim sistemlerinin geliştirilmesine ve yaygınlaştırılmasına ihtiyaç vardır. Ayrıca gıdalardan kaynaklanan sağlık risklerinin azaltılması, toplumun yeterli ve dengeli beslenmesi, ürün kalitesinin güvence altına alınması ve tüketici haklarının korunması için bu bir zorunluluktur.
Türkiye’de 2000’li yıllarda yaş meyve-sebze ve işlenmiş meyve-sebze ürünlerinin ihracatından sağlanan döviz getirisi 2 milyar dolar seviyesindedir. EUREPGAP disiplininde tarımsal üretimin Türkiye’de uygulanabilme oranı doğrultusunda ihracatımız devam edebilecek veya uygulamaların hayata geçirilmesindeki gecikmeler ihracatımız için sınırlayıcı bir faktör oluşturabilecektir. Türkiye’ de “İyi Tarımsal Uygulamalar” daki gecikme ülke üretim ve ihracatını sıkıntıya sokabilir. Türkiye’de EurepGap standartlarına uygun ürün üretilmesi yönünde çalışmalar başlamıştır. Antalya’da tarımla ilgili kurum ve kuruluşların önderliğinde yapılan çalışmalar sonucu Yaş Sebze Meyve ve Kesme Çiçek Yetiştiriciliğinde İyi Tarım Uygulamaları, 5 Ocak 2004 tarih ve 25337 sayılı Resmi Gazetede uygulanarak yürürlüğe girmiştir. 24.09.2004 Tarih ve25777 Sayılı Resmi Gazetede ise yönetmeliği yayınlanmıştır.
Eurepgap, üretimde kullanılan tüm girdilerin, gübre analizleri, üretim koşullarının üreticilerin, çalışanların standartlara uygun olması, çalışanların sosyal güvencelerinin olması, yemekhanelerin uygun olması, kullanılan ilaçların ruhsatlı olması, ilaç uygulamalarının standartlara uygun olması gibi özellikler aranmaktadır.
Sonuç olarak Eurepgap tarımda işleyişle ilgili konuları düzenlemektedir. Her şey standartlara uygun yapıldığında, ürünlerin hijyen ve sağlık kurallarına uygun olmaları sağlanmaktadır. HACCP ve ISO kalite yönetim sistemi standardı, bu gün bir çok ithalatçı firma tarafından talep edilmektedir. Tüketici tercihleri bu sistemi uygulayan firmaların ürünlerine kaymaktadır. Bu nedenle, Türkiye’de tarım ve gıda ürünleri üreten firmaların bu sistemleri kullanmaları konusunda teşvik edilmeleri faydalı olacaktır. Türkiye’den AB’ye önemli ölçüde kuru meyve ve kabuklu meyve ihracatı yapılmaktadır. Ancak bu ürünlerle ilgili okratoksin, aflatoksin ve ilaç kalıntısı sorunları yaşamaktadır. AB’de hızlı uyarı sistemi sayesinde, ürünlerde okratoksin, aflatoksin ve ilaç kalıntısının kabul edilebilir limitlerin üstünde çıkması durumunda, AB’nde tüm ülkeler anında bilgilendirilmekte, ürünler ve ülke afişe edilmektedir. Ayrıca ürünler refüze edilmekte ve pazar kaybı söz konusu olmaktadır.
Bu nedenle, ürünlerin tarladan tüketiciye ulaşıncaya kadar geçen süreçte kalite güvenliğinin sağlanması gerekmektedir.
(Bu yazı T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı 9. Kalkınma Planı (2007-2013) Gıda Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu’ndan derlenmiştir.)
Kaynak: Yaratım İçerik İletişim
|