KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Gıda Sanayi İşletme Ekonomisi
Prof. Dr. Bahattin ÇETİN

Gıda Endüstrisinde Güvenli Gıda Üretmek
Teslime MAHMUTOĞLU


Gıdada Niş Ürünlerle Büyüme Dönemi


Nur DEMİROK
Para Dergisi Köşe Yazarı
Gıdada Niş Ürünlerle Büyüme Dönemi Son yıllarda niş pazarlara eğilim hızla arttı. Özellikle sağlık sorunları olan kitlesel tüketicilerde ürün seçimi bilinçle yapılıyor. Görünürde ciddi sağlık problemi olmayan, fakat sayıları milyonlarla ifade edilen hastalıklar şimdi anında tespit ediliyor ve tüketim alışkanlıkları değişiyor.

Yaygın kitlesel hastalıklardan nasibini alan ülkelerin başında Türkiye de var. Kentleşme oranının hızla artmasıyla ortaya çıkan beslenme değişikliği, söz konusu hastalıkları tetiklemiş durumda. Kulağa artık yabancı gelmeyen bu hastalıkların başında “diabetes mellitus” var. Halk arasında “diyabet” ya da “şeker hastalığı” olarak bilinen bu sorun, kan şekerinin artmasıyla kendini gösteren bir rahatsızlık. Halen Türkiye’de 8 milyon diyabet hastasının olduğu tahmin ediliyor. Bu oranlamaya göre neredeyse her on kişiden biri diyabet hastası! Bu kişilerin yaklaşık 800.000’i “insülin” adı verilen hormonu dışarıdan almak zorunda. Sayıları 7 milyonu bulan “ikincil diyabet hastaları” ise beslenmelerine dikkat ederek özel gıdalara yöneliyor. Bu gıdaların şeker ve karbonhidrat içermemesi gerekiyor. Ayrıca, diyabet hastalarında kalp ve damar problemleri oluşabileceğinden kullandıkları yağlara da dikkat etmeleri gerekiyor.

Kitlesel Sağlık Sorunları ve Niş Pazarlar
Halen dünyada 250 milyonu aşkın diyabetli var. Yapılan projeksiyonlara göre 2025’de bu rakam 400 milyonu aşacak. Dolaysıyla aynı ivmenin Türkiye’de görülmesi kaçınılmaz. Yaklaşık 15 yıl sonra diyabetli hasta sayısı 10 milyona yaklaşacak. Bu gelişme başlı başına nitelikleri olan özel bir “niş pazarı” ifade ediyor.

Bir başka kitlesel hastalık ve bunun yarattığı çok özel pazar ise “çölyak” olarak biliniyor ve Türkiye’de oldukça yaygın. Toplumun büyük bölümü bu sorunun varlığından habersiz, öyle ki çölyak hastası olup da hasta olduğunu bilmeyen çok sayıda insan var. Yapılan istatistikler Türkiye’de 400.000 civarında çölyak hastası olduğunu gösteriyor. Çölyak, buğday başta olmak üzere bazı tahıllarda bulunan “glüten” adlı proteine karşı gelişen alerjik bir rahatsızlık.

Gıda Harcamaları Çok Yüksek
Aştırmalara göre, bir diyabet hastasının özel üretilmiş ürünlere ayırdığı bütçe ortalama 700 TL civarında. Bir çölyak hastası ise bütçesinden beslenmeye 1.200 TL ayırmak zorunda. Söz konusu değerler hasta sayısıyla çarpıldığında her iki pazarın ne kadar geniş bir alan oluşturduğu görülüyor.

Öldürücü olmayan kitlesel hastalıkların yanı sıra gıda katkı maddeleri, küresel kirlenme ve dengesiz beslenme alışkanlıkları yüzünden obezite de hızla artıyor. Bu konuda Türkiye’de henüz sağlıklı bir istatistiksel çalışma ortaya konmamış. Ancak bu niş pazarın da özel diyet ürünlerine ihtiyacı var.

Tüm bu gelişmeler artık gıda ürünlerinde özel imalatların ya da alt kategorilerin oluşmasını gerekli kılıyor. Tüm dünyada olduğu gibi meşrubat dışında bu alanlar giderek spesifik hale geliyor. Örneğin diyabetik unlu ürünlerden diyabetik çikolataya kadar onlarca ürün çeşidine her gün bir yenisi ekleniyor. Çölyak hastaları için üretilen ekmek, makarna, tatlı gibi çok sayıda ürün de yeni bir endüstri yaratmış durumda. Bunlar aynı zamanda gıda alerjisi olan hastaları da içine alıyor.

Obezite pazarında ise her şeyin daha az kalorilisi üretiliyor. Bu pazarda yeni trend “yapay organik tatlar” üretmek. Bunlar kimyasal proses gerektirmeyen doğal tatların bileşimiyle oluşturuluyor. Böylece “yumurtasız yumurta”, “sütsüz süt”, “unsuz ekmek” gibi ilk bakışta insana garip gelen diyet ürünler imal ediliyor. Buluşların pazara sürülmesi ise “aynı tat, aynı doğallık” sloganıyla gerçekleşiyor. Bunlar arasında soya sütüyle yapılan dondurma ve yoğurtlar da var. Tatlılar ise bazı çöl bitkilerinden elde edilen şuruplarla hazırlanıyor.

Kaynak: Para Dergisi

www.paradergi.com.tr

 
 
Bu yazı 2988 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
Bir Odaklanma Başarısı Sütaş
Susamyağını Markete İlk Veren Çok Kazanacak!
Meyve Suyu ile Gelen Başarı Öyküsü
Ülker'in Godiva Stratejisi
“Marka Genişlemesi” Uygulamasını, En Çok Gıda Sektörü Kullanıyor
Zeytinyağından Margarin Üretimi Başlayabilir
Gıda ve Tarım Alanında Neler Olacak?
KOBİ’ler İçin Gıda Sektöründe İlginç Fırsatlar
Gaziantep’i Markalaştıran Lezzet
Mis Süt "Hatırı Sayılır Fiyata" Yerli Sermayeye Döndü
Zayıflarken Kemikleri Geliştiren Multi Fonksiyonel Gıdalar Geliyor
Tabaklarımızdaki İlaçlar
Zeytinyağında ’’Dökmecilerle Kutucular’’ Savaşıyor
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Önce Markanıza, Sonra Kendinize Harcayın”
Mehmet KARAKUŞ

kobifinans “Tüketiciler Bilinçlendikçe, Doğal Meyve Suyu Talebi Artıyor”
Alaaddin GÜÇ
 
kobifinans Bir Odaklanma Başarısı Sütaş
M. Rauf ATEŞ

kobifinans Susamyağını Markete İlk Veren Çok Kazanacak!
Nur DEMİROK
 
Kara Değirmeninden İhracata
kobifinans Cumhuriyetin ilk yılları. Türkiye’de sanayi ...

Ev Tipi Biber Salçasını İlk Kez Fabrikada Ürettiler
kobifinans Kimileri yola erken çıkar… Yaşıtları ...
 
Krizlerin Parlayan Sektörü: Fast Food
kobifinans Dünya, ekonomik tarihinde bir dönüm noktası olarak ...

06 Ocak 2009

Ülkemize Gelen Turistlerin Yüzde 96’sı Türk Yemeklerinden Memnun
kobifinans Gıda Güvenliği Derneği’nin yaptırdığı ...

08 Ağustos 2008
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010