1993 yılında kurulan Meyve Suyu Endüstrisi Derneği’nin (MEYED) bünyesinde 35 üye şirket bulunuyor. Derneğin başlıca amaçları, meyve suyu kavramını kamuoyuna doğru tanıtmak, sektör içi işbirliğini geliştirmek, şirketler arasındaki bilgi değişimini hızlandırmak, konu ile ilgili araştırmaları desteklemek, kamuoyunu ve ilgili kuruluşları meyve suyu faydaları konusunda bilgilendirmek.
Sektörün büyüklüğü ve yarattığı istihdam hakkında bilgi verebilir misiniz? Sektörün büyüklüğünün yaklaşık 1 milyar TL düzeyinde olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de 1960’larda başlayan ilk ticari üretimden sonra, 1970’lerde meyve suyu alanında yatırımlar yaygınlaştı. 1980’lerde yaşanan ekonomik çalkantılardan sonra 1990’lı yıllarda sektör yeniden canlandı ve 2000’lerle birlikte önemli bir ivme kazandı. Bugün meyve suyu sektörüne baktığımızda, başlıca 35 şirketin rekabet ettiğini görüyoruz. Bu şirketler aynı zamanda 150’nin üzerinde ülkeye ihracat yapıyor. Şu anda üretilen toplam meyve suyunun yüzde 30’u ihraç ediliyor.
1970’de 6.000 ton gibi sembolik bir rakam ile başlayan meyve suyu ihracatı, 2007 yılında hacimsel olarak 81.000 tona ve değer olarak da 160 milyon dolara yükseldi. Sektörün doğrudan ve dolaylı olarak yarattığı istihdam ise 600.000 kişi civarında.
Meyve suyu tüketimi diğer ülkelere göre hangi düzeyde? 2007’de kişi başına düşen meyve suyu ve benzeri ürünlerin tüketimi ilk defa 10 litre barajını aştı ve 2000’den 2007’ye kişi başına tüketim 2,3 kat arttı. Bu toplamın 7,12 litresi meyve nektarına, 0,9 litresi ise yüzde 100 meyve suyuna ait. Kişi başına tüketimde 2000-2007 yılları arasında 30 kat artan yüzde 100 meyve suları, geleceğin potansiyel yıldızı olarak görülüyor. Tüketimdeki büyük oransal artış, tüketicilerin bilinçleri arttıkça doğal meyveye yöneldiğinin göstergesi.
Ancak büyüme hızlı da olsa, miktar dünya ile karşılaştırıldığında henüz oldukça düşük. AB’de kişi başı ortalama meyve suyu ve nektarı tüketimi 23 litre iken, Türkiye’de 10 litre civarında. Almanya, Hollanda, Norveç, Avusturya, Rusya, Fransa, İspanya, İsveç gibi ülkeler ise ortalamanın üzerinde. Örneğin, Almanya’da tüketim 39 litre civarında. Ayrıca bu iki kategori arasındaki tüketim dağılımına bakıldığında, Batı Avrupa ülkelerinde tüketimin yüzde 70’inin meyve suyu, yüzde 30’unun ise meyve nektarı olduğu göze çarpıyor. Yine Doğu Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 52’ye yüzde 48. Türkiye’de ise tam tersine, meyve nektarı tüketimi yüzde 89’luk payla meyve suyu tüketiminin oldukça üstünde.
Türkiye’de meyve suyu ve benzeri ürünlerin yüzde 46’sı Marmara Bölgesi’nde, yüzde 17’si İç Anadolu Bölgesi’nde, yüzde 16’sı Ege Bölgesi’nde ve yüzde 12’si Akdeniz Bölgesi’nde tüketiliyor. Dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de, sanayileşme ve eğitimin daha gelişmiş olduğu bölgelerde bu ürünlerin tüketimi de artıyor.
Tüketim en çok hangi sezonda artıyor? Sıcak içeceklerin dışındaki tüm içecekler gibi, yaz aylarında tüketim en yüksek seviyeye ulaşıyor.
Peki, en çok hangi meyvenin suyu tüketiliyor? 2007’de toplam meyve suyu, nektarı, meyveli ve aromalı içecek tüketimi yaklaşık 710 milyon litreye ulaştı. Tüketimin yaklaşık yüzde 71’ini ise meyve nektarları oluşturdu. Meyve nektarı kategorisinde en çok tercih edilen ilk 3 ürün sırası ile şeftali (yüzde 35,6), vişne (yüzde 23,5) ve kayısı (yüzde 17,8).
Son dönemlerin en hızlı büyüyen kategorisi yüzde 100 meyve sularının tüketim payı ise yaklaşık yüzde 9 civarında. Tüketicilerin yüzde 100 meyve suları arasında en çok tercih ettikleri tatlarda ilk 2 sırayı yüzde 30’luk payla karışıklar ve yüzde 21’lik payla elma alıyor. Sağlık trendinin etkisiyle, son yıllarda dünyada da tercih edilen nar ise yüzde 19’luk pay ile 3’üncü sırada yer alıyor. Narı portakal, üzüm ve domates izliyor.
Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.
www.perakende.org
|