Anasayfa
Favorilerime Ekle
KobiFinans'ı Öner
RSS
Detaylı Arama
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM
ÜYE SORGULAMA
EĞİTİM MERKEZİ
Sektörler
Bilgi Merkezi
Dış Pazarlar
Uzmana Danışın
Eğitim Merkezi
Araçlar
Ana sayfa
Sektörler
Gıda/İçecek
Türkiye'de Gıda/İçecek Sektörü
"Raf Fiyatını Takip Etmek, Üretim Kadar Önemli"
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
Yılda 70.000 Turist Giriyor, 10 Milyon Dolarlık Halı Satıyor
Teknisyendi, İşin Sahibi Oldu
Avrupa’da Büyüyen Türk İnşaatçı
Kış Modasına Romantizm Damga Vuracak
İtalya'nın Gözü Yenilenebilir Enerjide
Krizde Ayakkabı Satışında Rekor kırdı
Bahçe Bitkisi Ürünlerinin Pazara Hazırlanması
Okulu Parasız Yatılıda Okudu, Tekstilin Devlerinden Oldu
Yılda Yüzde 10 Büyüyen Helal Gıda Avrupa'yı Heyecanlandırıyor
“Türkiye'de Butik Otelciliğin Öncüsüyüz”
Yerli Web Adresleri
OSTİM
Gıda Sanayi İşletme Ekonomisi
Prof. Dr. Bahattin ÇETİN
Gıda Endüstrisinde Güvenli Gıda Üretmek
Teslime MAHMUTOĞLU
"Raf Fiyatını Takip Etmek, Üretim Kadar Önemli"
Erdal BAHÇIVAN
Bahçıvan Gıda Genel Müdürü
Krizlerden en son etkilenecek sektörün gıda olduğu herkes tarafından dile getirilen bir görüş. Bu görüşü savunanlar, ‘İnsanlar lüksünden, giyiminden, seyahatinden taviz verir ama yeme ve içmesinden asla’ der. Ancak Türkiye Süt, Et ve Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı ve Bahçıvan Gıda Genel Müdürü Erdal Bahçıvan, bu yaygın görüşe karşılık iç çekerek “Keşke öyle olsa” diyor.
Çocuk yaşından bu yana, adeta sütün içinde büyüyen Bahçıvan’la, gıda sektörü üzerine konuştuk. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Bahçıvan, hem alaylı hem mektepli bir sanayici olarak, gıda sektörünün tüm sıkıntılarını ve çözüm yollarını net bir şekilde ortaya koydu.
Krizden en az etkilenecek sektörün gıda olduğu söyleniyor. Gerçekten öyle mi?
Sektörün şanslı mı yoksa şanssız mı olduğuna karar vermekte güçlük çekiyorum. Dışarıdan bakıldığında ‘sıkıntı, her sektöre ulaşır ama gıdaya bulaşmaz’ diye bir varsayım var. Bu, insanların tüketmekten en son vazgeçecekleri ürünün gıda olmasına dayandırılıyor ama keşke durum öyle olsa gerçekten.
Gıdada da mı kriz var?
Tabii ki insanlar zaruri tüketimlerini yapıyor. Ama şirketlerin de projeksiyonu, bütçesi ve hedefleri olduğu unutuluyor. Ekonomide pastanın küçülmesi, gıda sanayini de etkiliyor. Öncelikle finans akışı etkileniyor, hammadde fiyatları düşüyor, stoklardan dolayı sıkıntı çekiliyor. Yaptığınız makine, pazarlama ve insan kaynağı yatırımlarının karşılığını almanız gerekiyor. Bunun için belli bir hacme ulaşmanız lazım. Onlar olmayınca, siz de etkileniyorsunuz. Kaldı ki gıdada, tüketim miktarının düşmesi de bir sıkıntı yaratıyor. 3 kilo tüketen bir ailenin 1 kiloya inmesi, bizim için çok önemli. Bunların hepsine baktığınız zaman, ‘Gıda krizden etkilenmez’ tezine inanmak mümkün değil.
Böylesi dönemlerde fiyat tutturmak da zor olsa gerek?
Yaklaşık 2 yıldır Türkiye ve dünyada gıda ürünleri fiyatları çok yükselmişti. Şimdi de inanılmaz ölçüde tüketimden kaçma ve buna paralel olarak da, fiyatlarda gerileme var. Bu yönetilmesi zor bir süreç. Çünkü kriz öncesinde hammadde fiyatlarında yüzde 150’lere varan artışı, sanayiciler rafa ve müşteriye yansıtamadı. Bir anlamda sanayici, raf ve hammaddeyi sübvanse etti.
Hammadde fiyatlarının düşmesi sizi neden olumsuz etkiliyor? Siz üreticisiz?
Şu anda hammadde üretenlerin üzerinde, ciddi bir fiyat baskısı var. Yakın zamana kadar yüksek fiyatları perakendeye karşı sineye çektik. Şimdi de düşen fiyatları dengelemek noktasında bir görevimiz var. Talepteki baskı, fiyatları daha da aşağı gitmeye zorluyor. Ancak bizim o hammaddeyi yaşatmamız lazım, çünkü bunun yarını da var. Hayvancılıkta kaynaklarınızı yok ederseniz, tekrar oluşturmak oldukça uzun bir zaman alıyor. Bu nedenle gıda sanayicinin, hem tüketim hem de hammadde tarafında sıkıntıları var. Bunu dengelemek gibi bir görevimiz var.
Hammadde fiyatlarındaki artışı raf fiyatlarınıza yansıtamadığınızı söylüyordunuz. Şimdi düşüşü yansıtabiliyor musunuz?
Hammadde üreticileri ve sanayiciler için büyük bir sıkıntı var. Ancak tüketici açısından olumlu bir durum söz konusu. Süt ürünlerinde, 2008 Eylül ayından bu yana, yüzde 10-15 oranında bir düşme var. Bu fiyatların daha uzun bir süre yükselmeyeceğini söyleyebilirim. Bu yıl yağışlar da iyi görünüyor, Türkiye’nin verimi de iyi olacak. Tüketici açısından, ciddi anlamda aile bütçesine katkı sağlayacak bir durgun fiyat dönemine giriyoruz. Artış olmayacağı gibi fiyat düşüşleri de gelebilir.
Artık tüketicinin en hassas olduğu nokta fiyat oldu galiba?
Evet, tüketici artık raf fiyatına karşı inanılmaz hassas. Promosyonlar ve raf indirimleri, dikkatle takip ediliyor. Artık profesyonel bir Türk tüketicisi tipi oluştu. Bu da bizlere, ürünün rafta doğru fiyatla bulunması noktasında ciddi görevler yüklüyor. Raf fiyatını takip etmek, üretim kadar önemli.
İç tüketim daraldığına göre, zaten çok düşük olan süt ürünleri ihracatımızda durum ne?
Et ve süt ürünleri ihracatında Türkiye, etrafımızda avantajlı pazarlar olmasına rağmen, fazla başarılı değil. Komşularımızın hemen hemen hepsi, süt ve et ürünlerinde ithalatçı oysa. Pazar yakınlığı şansını bile kullanamıyoruz. Bunun başlıca nedeni, fiyatlarımızın yeterince rekabetçi olmaması.
Diğer ihracat kalemlerinde Ortadoğu’yu şu sıralar çok gündemimizde tutuyoruz oysa...
Ortadoğu’nun en önemli dış ticaret giderleri süt ve et ürünleri. Hepsinin hem tüketimi hem de alımları yüksek. Kendilerinde yeteri kadar üretim olmadığı için, bu ürünleri ithal ediyorlar. Oysa yakınlık, Türkiye için çok önemli bir avantaj. Bu pazarlara taze ürün sunabilecek imkanımız var. Kültürel nedenlerden dolayı, Türk ürünlerine karşı bir doğal yakınlık durumda. Mevcut durum fırsat yaratıyor. bu dönemlerde yapılacak girişimleri olumlu buluyorum.
Bahçıvan Gıda’nın ihracatı var ama…
Evet, bireysel olarak, Ortadoğu’nun muhtelif ülkelerine çeşitli miktarlarda ihracat yapıyoruz. Türkiye’de ihracatın içinde, süt ürünlerinin payı, yüzde 1’i geçmez. Bizim ihracatımız 10’lar civarında. Bu süt fazlalığının bir şekilde önüne geçmemiz lazım. Ortadoğu, bizim için en büyük hedef pazar.
Ortadoğu’nun yarattığı potansiyelin rakamsal büyüklüğü ne kadar?
İlk etapta fiyat desteği alınırsa, 500 milyon dolarlık potansiyel yakalarız. Bu da, sektöre inanılmaz bir katkı sağlar.
Bu dönemde yabancı sermaye girişinin en çok olacağı sektörlerden biri de gıda olarak gösteriliyor. Sektörde o yönde bir hareket var mı?
Küreselleşme her sektörde kendini gösteriyor. Sektörümüzün bunun dışında kalması mümkün değil. Mutlaka bir ilgi alanı oluyoruz. Bunu, bozulmanın ya da zayıflığın işareti olarak görmüyorum. Aksine, Türk gıda sektörünün önündeki fırsat. Kendi başımıza yapamadığımız birtakım şeyleri, böyle bir kültür değişimi ile yapabiliriz. Turizm, bankacılık ve otomotivde bunun güzel örnekleri var.
Her ürünün artık hedefi dış pazar. Hiçbir sektörün, yalnızca Türkiye pazarında kalmak gibi bir lüksü yok. Yalnızca gıdada değil, tarımında da yabancı ilgisi var. Bence bu da en çok Türk çiftçisine faydalı olacak. Bu işi daha entelektüel boyutlarda yapma imkanı doğacak.
Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, İşte İnsan Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.isteinsan.com.tr
Bu yazı 1499 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
Yazı hakkında yorum yap
Arkadaşıma gönder
Sayfayı yazdır
Arşivime gönder
Paylaş
Google
Twitter
FriendFeed
Facebook
“Önce Markanıza, Sonra Kendinize Harcayın”
“Tüketiciler Bilinçlendikçe, Doğal Meyve Suyu Talebi Artıyor”
“Zaman, Odaklanma Zamanı”
"Aromalı ve Light Biraları Kadınlar Tercih Ediyor"
“Şarap Alkol İçin Alınmaz, Keyiftir”
"Kebabı da Lahmacunu da Yendik"
"Gıda ve Temizlik Malzemeleriyle Büyüdük, İnşaat Devi Oluyoruz"
"Hiçbir Şey Hayatı Ertelemeye Değmiyor"
Fırsatı Kaçırmadan Başarıyı Yakalamak
"Lokantanın Salonunu Değil, Mutfağını Görün"
Fast Food Sektöründe Hangi Etler Kullanılıyor?
"Bir Kiler Daha Çıkmaz"
"Sadece Sütçülük Yapmaya Devam Edeceğiz"
"Algida 17 Yılda 600 Milyon Dolar’lık Yatırım Yaptı"
A’dan Z’ye Bakliyat ve Dinçer
Türkiye’nin "Zeytinyağı Sevenler Kuşağı"nı Yaratması Gerekiyor
Kaliteden Taviz Vermeden Marka Yarattılar
Üyelik Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Şifremi unuttum
Beni Hatırla
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Sektör seçiniz...
Ambalaj
Araştırma / Geliştirme
Bankacılık
Basın Yayın
Beyaz-Kahverengi Eşya
Bilgisayar - Yazılım
Büro Malzemeleri
Cam Ürünler
Dayanıklı Tüketim
Demir Çelik
Demir Dışı Sanayi
Deri / Ayakkabı
Dış Ticaret
Eczacılık / İlaç
Eğitim / Danışmanlık
Elektrik
Elektromekanik
Elektronik
Endüstri ürünleri
Enerji
Finans
Gıda-İçki-Tütün
Haberleşme
Halkla İlişkiler
Hediyelik Eşya
Hırdavat / Nalburiye
Holding
İnşaat Malzemeleri
İnşaat - Elektrik Taahhüt
İnternet Servisleri
Kağıt
Kimyevi Maddeler
Kültür - Eğlence - Spor - Dernek
Maden
Makina ve Metal Eþya
Metal İşleme / Kuyumculuk
Orman Ürünleri/Mobilya
Otomotiv
Perakende Ticaret
Petrol ve Petrol Ürünleri
Plastik / Lastik / Kauçuk
Reklam / Promosyon
Sağlık
Sigorta
Tarım - Hayvancılık
Taşımacılık / Dağıtım
Teknoloji / Medya / İletişim
Tekstil - Dokuma - Konfeksiyon
Telekomünikasyon
Toptan Ticaret
Turizm
Yazılım
Diğer
“Önce Markanıza, Sonra Kendinize Harcayın”
Mehmet KARAKUŞ
“Tüketiciler Bilinçlendikçe, Doğal Meyve Suyu Talebi Artıyor”
Alaaddin GÜÇ
Bir Odaklanma Başarısı Sütaş
M. Rauf ATEŞ
Susamyağını Markete İlk Veren Çok Kazanacak!
Nur DEMİROK
Kara Değirmeninden İhracata
Cumhuriyetin ilk yılları. Türkiye’de sanayi ...
Ev Tipi Biber Salçasını İlk Kez Fabrikada Ürettiler
Kimileri yola erken çıkar… Yaşıtları ...
Krizlerin Parlayan Sektörü: Fast Food
Dünya, ekonomik tarihinde bir dönüm noktası olarak ...
06 Ocak 2009
Ülkemize Gelen Turistlerin Yüzde 96’sı Türk Yemeklerinden Memnun
Gıda Güvenliği Derneği’nin yaptırdığı ...
08 Ağustos 2008
Bizi Tanıyın
Çözüm Ortakları
Güvenlik ve Gizlilik
Sıkça Sorulan Sorular
Reklam
Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap
Bize Ulaşın
Site Haritası
KobiFinans, bir
Finansbank Kobi Bankacılığı
hizmeti olup her hakkı
Finansbank A.Ş.
'ye aittir. © 2010